Bekir Bozdağ savaşa karşı açıklamalar yapan TTB ve TMMOB'u hedefe çakan paylaşımlarda bulundu
Savaş ve işgal çığırtkanlığıyla içerdeki toplumsal muhalefet dinamiklerinin ezilerek bastırılması ve hem siyasal zorbalığın hem de tarihsel gericilik birikimin hedefi haline getirilmesi tırmanarak devam ediyor. Dışarda işgal ve Kürt düşmanlığı üzerinden yürüyen süreç içerde kapsamlı bir “tek tipleştirme” saldırganlığıyla birleşiyor. Savaşın toplumsal yaşamda yaratacağı sorunlara dikkat çekerek “Savaşa hayır” demek dönemin en ağır “suçu” haline getiriliyor. Rejim hedefe çaktığı “savaş karşıtlığını”, “ruhunu, ilke ve etik değerlerini terk et!” buyruklarıyla istediği sınırlara gelmeye zorluyor. Dahası “ya bunu yaparsın ya da saldırının hedefi haline gelirsin” açık tehditleriyle tarihsel-toplumsal gericilik birikiminin linççi reflekslerinin önüne atıyor.
Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi ve TMMOB yönetimlerinin yaptıkları savaş karşıtı açıklamalardan sonra olup bitenler bunun net ifadesi. Erdoğan’ın TTB’yi düşmanca hedefe çakmasından sonra olup bitenler bu tutumun “öfkeli bir çıkış” ya da anlık bir efelenme olmayıp, “tek tipleştirme” stratejinin önemli bir parçası olduğunu gösteriyor. Erdoğan’ın o çıkışının Bekir Bozdağ’ın sözleriyle daha açık bir saldırı stratejisi ve talimatına dönüşmesinde olduğu gibi…
Rejim sendikaları, tüm kitle ve meslek örgütlerini, “Benim gibi düşünüp, hareket edeceksin! Yoksa seni yaşatmam, sadece polisim-mahkemelerim-cezaevlerimle değil, bizzat içindeki gericilik birikimimi harekete geçirerek yerle bir ederim” şeklinde özetleyebileceğimiz bir zorbalıkla saldırının hedefi haline getiriyor.
Başbakan Yardımcısı sıfatı taşıyan Bekir Bozdağ’ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla TTB ve TMMOB’a, “ya isminizdeki Türk’ü çıkarın ya da oraları gerçek sahiplerine bırakın” diyerek belirlediği sınırı koyması ve dahası bu kurumlar içerisindeki gericilik birikimine, “oraları neden ele geçirmiyorsunuz?” gibi tehlikeli çağrılarda bulunması bu yaklaşımın özetidir.
Bekir Bozdağ, o tehlikeli paylaşımlarında şunları söyledi:
İnsan hakları ve barış kavramları, artık bu yönetimlerin terör seviciliğini örtemez hale gelmiştir. Sahi, TTB ve TMMOB yönetimleri, gerçekte kimleri temsil ediyorlar? Türk tabip, mühendis ve mimarları ve çıkarlarını mı, yoksa terör örgütleri ve çıkarlarını mı temsil ediyorlar? Bu haliyle Türk Tabipleri Birliği yönetimi, Türk tabiplerini, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği yönetimi, Türk mühendis ve mimarlarını temsil edemez ve adlarında 'Türk' ismini kullanamazlar. Türkiye'de bu kadar milletini, bayrağını, vatanını ve devletini seven tabip, mühendis ve mimar varken, TTB ve TMMOB yönetiminin hala terör sevicilerin elinde olması, tabipler, mühendisler ve mimarlar için utanç verici, Türkiye içinse kabul edilemez bir durumdur.
Türk Tabipler Birliği ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği yönetimleri, ya görevlerini bırakmalıdır ya da adlarındaki 'Türk' ismini çıkarmalıdır veyahut da milletini ve devletini seven tabipler ile mühendis ve mimarlar, terör sevici bu yönetimleri değiştirmelidir.