İnşaat-İş 2. Olağan Genel Kurulu Birleşik Metal İşçileri Sendikası binasında gerçekleştirildi
İnşaat işçileri Sendikası (İnşaat-İş) 2. Genel Kurulu bugün Birleşik Metal İşçileri Sendikası binasında gerçekleşti. Onlarca inşaat işçisinin katıldığı Genel Kurul, oldukça canlı ve dinamik bir atmosferde gerçekleşti. Sendikanın Genel Kurulu yasal bir zorunluluğu yerine getirme kafasıyla ele almadığı, öncesinde yapılan şantiye çalışmalarının birikiminin salona taşınmasıyla da görüldü.
Salona girişte katılımcıları devasa bir pankartla 10 Ekim Katiamı’nda ölümsüzleşen sendika üye ve yöneticileri, Gezi Direnişi’nde ölümsüzleşen onur üyesi Ethem Sarısülük ve iş cinayetinde katledilen Duran Baysal karşıladı. Resimlerin altında “Buradasınız…” yazıyordu. Genel Kurul boyunca gerçekten de oradaydılar.

“Dünyayı biz inşa ediyoruz, altında biz kalıyoruz! ARTIK YETER!”, “Kavga, sokak, direniş! Yaşasın İnşaat-İş!”, “Yaşasın işçilerin birliği halkaların kardeşliği!” pankartlarının da asıldığı salonda etkinlik, katliamlarda ölümsüzleşen ve emeğin kurtuluşu kavgasında düşen tüm isimsiz kahramanlar adına yapılan saygı duruşuyla başladı.
Saygı duruşundan sonra İnşaat-İş’in eylem ve direnişlerle örülmüş tarihinin ifadesi olan etkileyici bir sinevizyon gösterimiyle devam edildi.

Duygulu anların yaşandığı sinevizyon gösteriminden sonra programa, Genel Kurul’a katılan kardeş sendikalardan Dev Yapı İş, Limter-İş, Emekliler Dayanışma Sendikası ve İSİG Meclisi temsilcisinin yaptıkları konuşmalarla devam edildi.
Tüm konuşmacılar 2 Şubat’ta yapılacak fakat hükümet tarafından 1 hafta öncesinden yasaklanan metal grevinin önemine vurgu yapılarak, dayanışmanın büyütülmesi çağrılarında bulunuldu. İçinden geçilen dönemdeki siyasal zorbalığın, savaş politikalarının işçilerin yaşamlarına nasıl yansıdığı, sonuçlarının daha fazla yoksullaşma ve işsizlik olacağına dair alt çizmelerde bulunuldu. Tüm konuşmacılar bu politikaların emekçilerin savunacağı politikalar olmadığını verdikleri örneklerle ifade ettiler.
Sendikalardan sonra Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi adına Genel Kurulumuza katılan temsilci arkadaş yaptığı konuşmada tek tipleştirmenin kapsam ve boyutlarına değinerek, içerde ve dışarda tek tipin parçalanmasının nasıl bir tarihsel zorunluluk olduğunu anlattı.

Konuşmalardan sonra divan çağrıldı. Divan, 10 Ekim Katliamı’nda ölümsüzleşen sendika kurucularının ailelerinin ve sendikanın avukatlığını yapan Kazım Bayraktar, 10 Ekim Katliamı’nda ölümsüzleşen İnşaat-İş kurucularından Serdar Ben’in ağabeyi ile sendikaya emek veren bir genç kadından oluşuyordu. Göreve Avukat Kazım Bayraktar’ın konuşmasıyla başladı.
Bayraktar yaptığı konuşmasına 10 Ekim Katliamı davasıyla nasıl bir manevi sorumlulukla ilişkilendiğini anlatarak başladı. Bugüne kadar İnşaat-İş adına ailelerle birlikte yaptığı suç duyuruları neticesinde Suruç Katliamı’yla Ankara Katliamı arasında nasıl bir ilişki olduğunu deşifre eden bir soruşturmanın başlatılmasını sağladıklarını ifade etti. Suruç’taki iki polis amiri hakkında açılan davanın bunun ifadesi olduğunu söyleyerek, ailelere bu davalar için müşteki sıfatıyla çağrıldıklarında ifade vermeyi ihmal etmemeleri çağrısı yaptı.

Bayraktar daha sonra divan başkanı olarak salondaki işçilere görüş ve önerilerini, eleştiri ve katkılarını dile getirecek şekilde kürsüyü kullanmaları çağrısında bulundu.

Hemen ardından İnşaat-İş Yönetim Kurulu’nun hazırladığı faaliyet raporunun giriş kısmını okumak üzere sendika örgütlenme Sorumlusu İsmail Şahin Karaduman kürsüye geldi.
Karaduman raporu sunduktan sonra kürsü işçilere bırakıldı.
İlk olarak Zorlu Center direnişçisi Serdar sendikayla nasıl tanıştığını ve onunla birlikte aslında neyi kavradığını deneyimleriyle anlattı. İnşaat-İş’in patronlar nezdinde nasıl bir anlamı olduğunu ifade ederek genel kurulu ve 10 Ekim’de katledilen kurucuları selamladı.

Hemen ardından sendikayla daha dernek olduğu dönemde ilişkilenen başka bir işçi söz alarak eleştiri ve önerilerini dile getirdi. 10 Ekim’de ölümsüzleşen Serdar Ben ve eski sendika başkanı Mustafa Adnan Akyol’la da benzer içerikte konuşmalar yaptığını belirten işçi, İnşaat-İş’in siyasal çizgi olarak daha kapsayıcı olması ve ücret dışında barınma ve beslenme gibi sorunları da mücadele konusu etmesi gerektiğini belirtti.

Daha sonra söz alan Avcılar Belediyesi direnişçi işçilerinden Ali Polat 6 aylık direnişlerinden bahsederek, bu dönemde nasıl bir bilinç sıçraması yaşadığını ifade ettikleriyle birlikte resmetti. İşçilerin patronlar sınıfına karşı birleşik mücadelesinin önemine vurgu yapan Polat, ırk-mezhep ayrımlarıyla yaratılan yapay ayrışmaların emek bilinciyle aşılmasının önemine değindi. Polat’ın bizzat yaşayarak biriktirdiği deneyimlerin dile geldiği konuşması diğer konuşmalar gibi ilgiyle karşılandı.
Bir kez daha söz alan Dev Yapı-İş temsilcisi Serdar Bulut da inşaat işçisinin örgütlenme yöneliminin patronların da alternatif sendikalar yaratmalarına neden olduğunu, bunun demek ki rahatsızlıklarının büyüdüğünü gösterdiğini ifade etti. Bağcılar Metro inşaatında karşılaştığı başka bir sendikayı örnek vererek bu tespitini açtı. İşkolunda meslek hastalıkları tazminatı ve gurbetçi işçilerin yol ödeneklerinin de önemli talepler haline getirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Bulut’un konuşmasından sonra programa ihtiyaç arası verildi.

Aradan sonra bütçe ve denetleme Kurulu raporu okundu. Hemen ardından profesyonel sendikacılık anlayışına karşı barikat oluşturan sendika tüzüğünün 52. Madde’sinin değiştirilmemesinin talep edildiği bir önerge verildi. 52. Madde’nin bürokratlaşma ve katmanlaşmaya karşı önemli bir önlem olduğu ve sendikanın sadece patronlara karşı değil aynı zamanda bürokrasiye karşı da mücadele felsefesinin özeti olan bu maddenin kalması gerektiği belirtildi. Yol parası, harcırah ve benzeri gerekçelerle sendika yöneticilerine ayrıcalık sağlanmasını yasaklayan 52. maddenin değiştirilmemesinin talep edildiği bu önerge, kabul edildi.
Ardından tüzüğün üyelerin yönetim kurulu toplantılarına katılmaları, bütçenin 3 ayda bir internet ortamında paylaşılması gibi yönetim kurulunun hesap verebilirliğini tüzüksel olarak güvenceye alan değişiklik önerileri kabul edildi. Yönetim kuruluna kimi bazı yetkilerin verilmesini içeren maddeler onaylandı.

Bu arada hazırlanan çarşaf liste oylamaya sunuldu.
Oylama yapılırken Alınteri, Sosyalist Meclisler Federasyonu, DDSB, HDP Sancaktepe İlçe Örgütü, Ekmek ve Onur işçi gazetesi ve Dernek Girişimi ve EMEP İl yönetiminin mesajları okundu. Tüm mesajlarda birleşik mücadelenin önemine vurgu yapılarak, savaş politikaları teşhir edildi, İnşaat-İş selamlandı.
Gazetemiz Alınteri’nin okunan mesajında şunlar belirtildi:
Şantiyelerdeki çekiç seslerini, akan işçi kanlarından yükselen ağıtları zorlu bir mücadelenin ezgisine dönüştürerek büyütmeyi başaran İnşaat-İş’in 2. Olağan Genel Kurulu’nu selamlıyoruz.
Bu salonda işçi sınıfı mücadelesinin ihtiyaç duyduğu direniş ve örgütlenme çizgisinin sıcacık nefesini duyuyoruz. Kendi yasalarını, şantiyelerden yükselen kararlı direniş çizgisiyle yaratmayı ilke edinmiş proletaryanın sesini… İşçi sınıfının tüm tarihsel direniş mirasını bugünün zorbalık koşullarında daha ileri bir noktaya taşıma iradesini… Onurlu direnişlerle yazılmış bir yaratım serüvenini dinliyoruz bu salonda...
Burada işçi sınıfının özgücünü, iradesini, demokrasi kültürü ve kavga dilini hissediyoruz. Zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayanların, tüm dünyayı emek kardeşliğiyle vatan belleyenlerin o ateş soluğunun özünü duyumsuyoruz.
Halkların kardeşliğine, işçilerin birliğine olan inançla çıktıkları yolda ölümsüzleşenlerin geride bıraktığı anlam ve değerleri…
7 yıllık mücadele tarihinde tüm bir işçi sınıfının mücadele tarihinden damıttığı kültürle önemli bir halka olmayı başaran İnşaat-İş’in bundan sonra daha büyük adımlarla yolunu açacağına olan inancımızla “Kavga, sokak, direniş! Yaşasın İnşaat-iş!” diyoruz!
Mesajların ardından hazırlanan ve sendikanın bundan sonra yürüyeceği yolu, öne çıkaracağı talepleri ifade eden tebliğler okunmaya başlandı. “Ekmeğimizi kazanırken ölmek istemiyoruz!”, “Ücret hakkı yaşam hakkıdır”, “Taşeron cehenneminde yanan biz olmayacağız”, “Barınma sorunu”, Beslenme sorunu”, “İşçilere milliyetçilik değil, dayanışma ve kardeşlik gerekir” başlıklı tebliğler sendika üyeleri tarafından okundu.
Oylama sonuçlandırılırken, Grup Devinim sahne aldı. Programımız Grup Devinim’in seslendirdiği marşlar ve şarkılarla sona erdi.
