Türk Metal ve MESS arasındaki anlaşma bir kurtarma operasyonunun ifadesidir, bundan sonraki satışlar için hazırlıktır
Metal patronları sendikası MESS’le Türk Metal (TM) arasında dün akşam saat 18:00’de başlayan ve rivayet odur ki 12-15 saat süren görüşmenin ardından Olay TV ekranlarına arzı endam eden Pervul Kavlak, “Yüz yılın sözleşmesini imzalayacağız dedik ve imzaladık” gibi havalı cümlelerle gerçekleşen satışı pazarladı. Ne olup bittiği konusunda saatlerce bir açıklama bile yapmayarak işçinin iradesini hiçlediğini bir kez daha ortaya koyan TM’nin kapalı kapılar arkasında döndürdüğünü söylediği pazarlıkların aslında bir pazarlık olmadığını Kavlak’ın tiyatro metni okurcasına yaptığı açıklamadan da anlıyoruz.
Daha önce de belirttiğimiz gibi aslında MESS’le aslında uzun uzun pazarlıklar yapılmadı! Sadece önceden varılmış “anlaşmaya” usulen bir görüntü oluşturuldu.
Keza bu sefer sözkonusu olan TM çetesinin 2015’teki metal fırtına döneminde yaşadığı hezimetten elbirliğiyle kurtarılmasıydı. İşçiler üzerinde baskı ve tehditle, ideolojik argümanlarla kurduğu o faşist-gerici otoritenin 2015’te önemli oranda çözülmüş olması, MESS açısından da kabul edilir değildi. TM’nin varlık yokluk sorunu haline gelen bu sözleşme döneminde MESS’in ona el vermesi tek başına bu açıdan bile bir zorunluluktu.
Metal işçisinin TM arabasına yeniden “bağlanması” için de 2 yıllık sözleşme başta olmak üzere işçiler için kırmızıçizgi olarak addedilebilecek konularda asgari bir görüntü oluşturmak şarttı. MESS bu nedenle bu sözleşme döneminde 2 yıllık sözleşmeyi kabul etti. Ayrıca bu, ücretler ve diğer konularda Kavlak’ın açıklamasından da anlaşıldığı gibi, laf kalabalığına getirilmiş bir satışın gizlenmesi için de iyi bir kılıf oldu. Kısacası metal fırtınanın yarattığı travmatik hafızanın basıncıyla işçiler için önemli bir yerde duran 2 yıllık sözleşme; diğer konulardaki satışın perdesi olarak kullanıldı.
Bu açıdan da TM çetesinin işçilere “’yüzyılın sözleşmesini yapacağız’ dedik ve yaptık” şeklinde pazarlamaya giriştiği anlaşmadaki tüm kazanımlar esasında 2015’teki metal fırtınanın kazanımlarıdır. TM ağası Kavlak, “Bugüne kadar tek bir kere kanun dışına çıkmadım” diyerek grev yasağını aslında meşrulaştıran bir anlayışla hareket etmeyip, greve gidilmiş olsaydı sürecin bu kazanımların misliyle noktalanacağını da özellikle belirtmek gerekir.
TM çetesi ile MESS bu sözleşme dönemini ortalama bir anlaşmayla sonuca erdirmediklerinde başlarına neler geleceğini biliyor olmanın hesaplarıyla ilişkilendiler bu süreçle. İşçilere bir parmak bal vererek sonraki yıllarda kuracakları saltanatın altyapısını oluşturmak gibi stratejik bir yaklaşımla “bu seferlik böyle olsun” dediler. Fakat metal işçisinin geçtiği direniş okullarından biriktirdiği dersler ve deneyimler onların bu stratejik hedeflerinin tepesinde salınan bir gölge olmaya devam edecektir, bundan şüphemiz yok…
TM çetesinin “yüzyılın sözleşmesi” dediği anlaşma şöyle:
-Sözleşme 2 yıllık imzalanmıştır. Bu, metal işçileri açısından önemli bir kazanım. Fakat bu kazanımda işçilerin gücünün, 2015’teki direniş dalgasının belirleyici olduğu asla unutulmamalıdır.
-TM perdeyi yüzde 38 zam talebiyle açmıştı. Fakat kendisi her ne kadar yüzde 26 zam dese de laf kalabalığından çıkıp baktığımızda bu zammın yüzde 22,5 civarında bir zamma denk düştüğünü görürüz. Kaldı ki yüzde 26 oranında bir zam olsa bile bu, asgari ücrete yüzde 14 oranında zammın yapıldığı koşullarda, kar oranları hayli yüksek metal patronları için ne ki?!
-Perdeyi yüzde 3,2’yle açan MESS’in işçiyle dalga geçer gibi daha sonra yüzde 6,4’e en son da yüzde 13,4’e doğru geometrik artışlarla masaya geldiği düşünülecek olursa bu noktada da başından beri bir danışıklı dövüş eşiği olduğu görülür. Asgari ücrete yüzde 14 oranında zam yapıldığı düşünülecek olursa, TM’in son noktada büyük kazanım olarak sunduğu bu zam oranının şişirildiği gibi büyük bir başarı olmadığı görülür.
TM’nin açıkladığı ücret zamları ve sosyal hak kazanımları şunlar:
Çekme gereğince 31 Ağustos 2017’deki saatlik ücretler, 1 Eylül 2017’den itibaren geçerli olmak üzere 9 liraya çekilecek.
Herkese seyyanen 1 lira 60 kuruş verilecek.
Kıdem zammı her yıl için 30 lira olacak. Kıdem zammı 15 yılda sınırlı tutulacak ama 15 yıl ve üzeri kıdemli işçiler, kıdem zammı olarak aylık 450 lira alacak. Ayrıca kıdem zammı 1 Ocak 2017’den önce işbaşı yapan herkese ödenecek. Bunun MESS tarafından nasıl uygulanacağını hep birlikte göreceğiz. MESS taşeron ya da kiralık işçilik varken neden kıdemli işçilere ek bir ücret ödesin ki? Bu açıdan da böyle bir sözleşmenin kıdemli işçi kıyımıyla telafi edilmeyeceğinin garantisi var mı?
Sosyal haklar haricinde 1 yılını doldurmuş her işçi en az 510 liradan başlayan ve 930 liraya kadar giden kazanım elde edecek. Bu zamların ortalama getirisi yüzde 24.63 oldu. Bunun açılımı da çekmeden yüzde 1,18, seyyanen zamdan yüzde 15.83, kıdem zammından ise yüzde 7.62’dir.
Sosyal haklarda alınan zam oranıysa yüzde 23 olarak görünüyor. Bunun aylık getirisinin 50 lira 91 kuruş olması bekleniyor. Bunun da toplam aylık getirisi yüzde 1.2’ye denk düşüyor.
Zam oranlarıyla sosyal yardımların kamülatif toplamı yüzde 26.31.
Zamlar işe giriş yılına göre değişiklik gösterecek.
Toplu sözleşmeyle 3 ek hak geldi. 1-Tamamlayıcı sigorta-maddi getirisi 480 lira. 2-Kayınvalide ve kayınbaba vefatında 3 günlük izin 3-Saat başı yüzde 8 postabaşı tazminatı.
Kısacası metal işçileri açısından 2 yıllık sözleşme ve diğer kazanımlarıyla bu anlaşma gerçek bir satışı ifade etmemektedir. Kazanımların asıl faili de işçinin TM ve MESS üzerindeki basıncıdır. 2015 metal fırtınanın enselerinde hissettikleri soluğudur. Anlaşma asıl olarak da bundan sonraki satışlar için metal işçisinin ağzına bir parmak bal çalınması anlamına gelmektedir.
Bundan sonraki satışların, TM düzenin yeniden tesisinin manivelası olarak kullanılacağını öngörmemekse TM gibi bir aktör karşısında son derece safiyane bir yaklaşımdır.