10 Ekim, 7. Tur duruşmaları -II

Avukatların talep ettiği müzekkereler kabul edilerek bir sonraki duruşma 4-5 Nisan’a ertelendi

GÜNCEL
Perşembe, 1 Şubat 2018 (8 yıl 2 ay önce)

Öğleden sonraki oturum: Hepsi tahliye istiyor, hepsi küstah! 



 



17:00



Müşteki avukatlarının talep ettikleri müzekkerelerin gerekli kurumlara yazılması kabul edilerek bir sonraki duruşma 4-5 Nisan’a ertelendi.



 



16:10



 



Duruşmaya az önce saat 16:30'a kadar ara verildi. Aradan sonra ara kararın okunması bekleniyor.



 



16:05



 



Halil İbrahim Durgun’un eşi Esin Altuğ daha önceki duruşmalardan farklı olarak bu sefer daha saldırgan bir üslupla tahliyesini istedi. Gösterilen fotoğraflardaki kişinin kendisi olmadığını-olamayacağını, o tarihlerde hamile olduğunu, sadece Cumali AbasıyaKadın tutsak adını duyamadım o resimlerde hangisi bana benziyormuş. Üstelik ben o tarihte hamileydim.







Cuma Dabanıyassı’nın kızını tanıdığını, bunu da zaten daha önce de ifade ettiğini, bu kızın kendisine eşinden mektup getirdiğini, bunun da son derece doğal olduğunu söyleyen Altuğ, daha önce söylediklerini de inkâr ederek gösterilen fotoğraflar için, “Fotoğraflar bulmuşlar. Sanırım kendileri bulmuşlar nerden bulmuşlarsa…” gibi bir tutumla onları reddetti, tahliyesini istedi.  



 



Abdülhamit’in avukatı suçsuz günahsız ilan ettiği IŞİD’liler için hakime şu sözlerle tahliye çağrısı yaptı.



 




Allah'tan buradaki suçsuz insanlara adaletin tecelli etmesini istiyorum.

 



Hakim bey, sizin sağınızdaki savcı bütün tahliye istemlerini reddetti. Sizin sözlerinize inanarak, tarafsızlığınıza güvenerek tahliye vereceğinizi umuyoruz, güveniyoruz.



 



Sanıkları inancı gereği sakallarının olmasına karşın sizin talebimiz olduğu söylenerek sakallarını kestiler. Bunu suç duyurusu olarak kabul etmenizi istiyoruz.

 



Soruşturmanın genişletilmesini istiyoruz



 



Herbir kişinin IŞİD’le bağlantıların olup olmadığının netleşmesini istiyoruz. Bunun için de soruşturmanın genişletilmesini istiyoruz.

 



Bunlar netleşmeden bir karar verilmesini istemiyoruz. İstediğiniz yere yazı yazın.



 



Önceki duruşmalarda size vicdanınıza, hukukunuza göre karar vermenizi istemiştik.

 



Abdulhamit'in dışarıda kalması toplumun zararına değildir. Tahliye etmelisiniz, çünkü takdir hakkınız bitiyor ve karar vermek zorundasınız.

 



Amerika büyükelçiliği 'IŞİD’in eylem yapmasını istemiyoruz' demişti, siz istiyor musunuz? Sizin gücünüz sanıkların tutuklu kalmasına mı yetiyor?

 



Şu an IŞİD terör örgütü kalmadığına göre tahliye etmek zorundasınız

 




Konuşmasına Platon' dan bir yazı okuyup, okuduğunu yorumsuz olarak sunduğunu söyledi.



 



“Allah'ın kalbinizi yumuşamasını istiyorum. Diyanet’e sorun. Bundan sonra toplanacak deliller bulunmamaktır. Tahliye verilmesini istiyoruz. Yoksa en azından denetimli serbestlikle tahliye edilmelerini istiyoruz”  diyerek devam etti.



 



15:44



 



Resul Demir, “İngiltere’de bir köprüye bir saldırı olmuştu. 40 yaralı 13 ölü olmuştu. ‘Bu katliamı tek başına yapmıştır’ denildi ve olay kapandı gitti. Burada öyle bir şey olsa anası babası yakınları çocukları eşleri toplanıp süründürürler” dedi.



 



Davanın kilit isimlerinden olan bu katil de avukat Ahmet Özbek’e seviyesizce laflar attı. Kendisini Musa’ya benzeterek, avukatları hedefe çakmaya devam etti.



 



***



 



Aradan sonra saat 14:00'te başlayan duruşma sanık sıfatlı IŞİD’lilerin beyanlarıyla devam etti. Söz verilen hemen hepsi suçsuz olduklarını, katliamlarla ilişkilerinin kurulamayacağını, kanıtlanamayacağını, iftiraya uğradıklarını söylediler.



 



İlk olarak Yakup Şahin konuştu. Şahin suçlamaların hiçbirini kabul etmedi!



 



Halil İbrahim Alçay da öyle. Yunus Durmaz’ın isminin geçmesi dolayısıyla (kendisi eniştesi oluyor) IŞİD’in finansörü olarak tanımlandığını iddia etti. Özel yaşamlarının dejenere edildiğini belirten Alçay, “Eşlerimizin getirilmek istenmesi çok saçma. Bu dava hukuku çerçevesinden kayıyor. Çok konuşmak istemiyorum. Uzeyfe adlı kişi ben değilim” dedi. Tutukluyken adına arama kararı çıkarılmasının, 81 ilde canlı bomba olarak aranmasının anlaşılır bir durum olmadığını belirterek, tahliyesini istedi!



 



Hacı Ali Durmaz, “Diyecek bir şeyim yok” dedi.





Abdülmuttalip Boz, avukatın görüştüğünü söylediği kişilerden birinin kardeşi olduğunu, diğerleriyle ilgili telefon görüşmelerinin incelenmesini istediğini belirtti. Boz da ailesinin perişan olduğuna dair trajik tablolar çizerek tahliye istedi.





Suphi Akaltın, polisin kendi açığını kapatmak için kendisi gibi suçsuz günahsız insanları mahvettiğini belirtti. “Yalan, yalan! Bunlarda hiç mi vicdan yok? Sizin tarafsız olmanız bizi rahatlatıyor. Bu durum bir zulümdür. Buna artık bir son verin. Birçok şeyi onlar sormadan ben anlatmıştım. İftiralarla beni bu işin merkezine çekmeye çalışıyorlar” diyerek avukatlara çattı.

 



Yakup Karaoğlu, “Anlatılanları kabul etmiyorum. Geçerli bir delil yok” dedi.

 



Metin Akaltın, “Söylenilenleri kabul etmiyorum, hepsi yalan” dedi.

 



Nihat Ürkmez, “Ankara katliamıyla ilgim olmadığını onlar da biliyor. Söylediklerinin birini kanıtlasınlar. İftira arıyorlar” diyerek müşteki avukatlarını suçladı!



 



Mehmetin Baraç, Fransa’daki katliamdan yakalanan ve katliamın asıl failinin adını verdiği için takdir edilip, salıverilen kişiyi örnek vererek kendisiyle ilgili böyle bir ifade olmadığını, hiç kimsenin kendisini işaret ederek “o yaptı” gibi ifadeler vermediğini söyleyerek avukatları aşağılayan bir tutumla “Emniyet bazı araştırmalarla bazı tespitler yapmış. Avukat Ahmet miydi neydi su gözlüklü” dedi. Bunun üzerine müştekiler tepki gösterip, özür dilemesini, hakimin ağırlığını kullanarak sanıkların üsluplarına dikkat etmelerini sağlamasını istediler. Hakimin telkininden sonra Baraç avukat Ahmet Özbek’i yalancılıkla suçlayıcı konuşmasına devam etti. “Devlet mi yalan söyler Ahmet mi yalan söyler… Tabii ki Ahmet yalan söyler” diyerek seviyesizce konuşmaya devam etti.

 



Baraç, salondakileri adeta provoke edecek bir üslupla konuşmasını sürdürdü. “Erkek adam gö… başını oynatarak konuşmaz. Kadından zaten beklediğim yoktur” deyince salondakiler tepki gösterdi. Tepkinin yatışmasından sonra bu saldırgan katil tahliyesini istedi. “Tahliye edilmeyeceksem bundan sonra SEGBİS’le katılmak istiyorum” dedi.



 



***



 



Öğleden önceki oturum



 



Dün, 7. tur duruşmalarının 1.oturumu görülen 10 Ekim Ankara Katliamı davasının bugün 2. oturumuna geçildi.



 



Müşteki avukatlarının “19 IŞİD üyesi sanığını yargılayan olmaktan çıkmamız gerektiğini düşünüyoruz. Beyanlarımızda da belirttiğimiz gibi IŞİD insanlığa karşı savaş suçu işlemektedir. Bu anlamıyla örnek bir dava ve duruşmanın görüldüğü bir mahkeme olmalıdır”ifadeleriyle başlayan 2.oturum, dün görülen 1.oturumun kaldığı yerden devamla başladı.



 



‘Yunus Durmaz’ın Gaziantep’i üs haline getirdiği ve bütün eylemlerini buradan yönettiği’nin vurgulandığı beyanda ‘Mali ve başka kanallar örgüt işlerini aksamadan yapmak için yaratmışlardır. Bütün bunlar HTS ve diğer kayıtlarda bulunmaktadır. IŞİD sanıkları bir iki geçişten sonra yabancı uyruklu hatlarla girişmişlerdir. Yakup Karaoğlu ile görüşmeler yapılmıştır.’ açıklamalarına yer verildi.



 



‘Esin Durgun’un Ceren Demir’le ilişkileri HTS kayıtlarıyla da açık. Nihat Ürkmez’in, Erman Ekici ile Yakup Karaoğlu’yla, Talha ile olan ilişkileri HTS kayıtlarında vardır. İletişim kurmuşlardır. Elâzığ örgütlenmesi konusunda Nihat Ürkmez konuşmalıdır.’ denilen avukat beyanları ‘Beyazıt Bestami Duman bu fotoğraflardaki kişilerin tespit edilebilmesinin mümkün olduğunu söyledi. Ancak sanıklar konuşmamakta, Elâzığ ve Gaziantep Emniyeti bu konuda gerekli işlemleri yapmadığı için IŞİD örgütünün rahatça faaliyetlerini yürütmesinde sorumludur’açıklamalarıyla devam etti.

 



Katil sanıklarının eşlerinin sadece eş olmadığı, katliamın her aşamasından bilgileri olduğu, başka işleri de yaptıklarının ortaya konulduğu beyanda ‘Mahkeme heyetinizden dosyaları elden almak için yetki istiyoruz. Çünkü müzekkere yazılması dosyaların buraya gelmesini sağlamamaktadır’ denildi.

 



Müşteki avukatının ‘Gaziantep Emniyetine duruşmaya katılan avukatlar dosyaları elden alabilir diye yazı yazmanızı önemle istiyoruz. Bu delillerin buraya getirilmesinin yolu budur’ diye ifade ettiği konuşmada ‘Bugüne kadar geldiğimiz aşamada sanıkların örgüt üyesi mi, yöneticisi mi değil mi diye bir tanımlama yapılmadı. Halbuki mahkeme heyeti bugüne kadar bir örgüt şeması çıkarması gerekiyordu’ denildi.

 



Müşteki avukatları devamla şunları belirtti;



 



"Mehmedin Baraç’ın defalarca çatışmalara katıldığı dosyalarda sabit olarak kanıtlanmıştır. Deliller toplandıkça dosyalar buraya getirildiği oranda bunları net olarak göreceğinize eminiz.



 



Halil Durgun’un eşi hiçbir bilgiyi vermiyor.



 



Hüseyin Tunç, Yakup Karaoğlu bunların hepsini mahkemenize rapor halindeki sonucumuzda hukuksal, insanı ve vicdanı anlamda gerçekleri göreceksiniz. Ve bunların yüzlerce yıl hüküm alabileceklerini sizde göreceksiniz.





Katliam sanıklarının en açık konuşanı Hacı Ali Durmaz’dır. Yaptım-ettim diyor ama hiç kimseyi söylemiyor.





Abdulmuttalip Demir 'in Ankara’daki katılımcıların evinde görüntüleri var.





Talha Güneş üniversite yıllarından beri Elâzığ’da. Fotolardaki kişilerle farklı yerlerde piknikte, düğünde sarmaş dolaş foto çektiriyorlar ama nedense tanımıyor bu nasıl oluyor.





Hüseyin Güneş her şeyin altından çıkmakta, düğün katliamının ve başka katliamların geri tarafından çıkmaktadır. Herkesi tanımıyor.





Ve bizim sorularımıza cevap vermeye gelince konuşmuyor.





Resul Demir eşi Ceren Demir ile birlikte örgütün gizlilik kurallarına sonuna kadar uyan kişilerdir.





Ceren Demir, Resul Demir’e ‘Ankara Katliamı oldu’ diye haber veriyor.





Resul demir ise ‘Allah rahmet eylesin’ diyor.





Daha sonra Ceren Demir katliam sanıklarını saklamıştır. Kaçmalarına yardım etmiştir.





Bu anlamıyla Ankara Katliamı’ndan birinci derecede sorumludur."





Yer yer katil sanıkların avukatların sözlerine itiraz ederek kışkırtıcı söylemleriyle devam eden oturumda; Halil İbrahim Durgun avukatın açıklamalarına ve müştekilere küfürle ahkam kesmeye çalıştı.

 



Konuşmasına devam müşteki avukatı;



 



“Halil İbrahim Durgun katliam sanıklarıyla neden görüştü.





Metin Akaltun, kasap Bedo kasaplıkla alakası yok, ellerinde bomba ikamet ediyorlar bunu eksik olmasına rağmen emniyet tespitleri söylüyor.





Nasıl katliam sanıklarının bilgisayarlarını toplar bir kasap?



 



Bütün bunları HTS kayıtları söylüyor.



 



Kod adı Çeto kasap Bedo ile hareket ediyor.



 



Katliam hazırlıkları yapılan eve herkesin giremeyeceğini herkes bilir.



 



Orada olup da bilgim yok demek akıllarımızla dalga geçmektir.



 



Kod adı Çeto olan kişi  Burak Ormanoğlu’dur.







Çeto katliam yapılan evi temizleyenlerden biridir. Metin Akaltun ve eşi Hatice Akaltun ile birlikte yeni bir ev tutup katilleri korumaya almışlardır.







‘Tamam bir ihtiyacın var mı? Aylığını aldın mı? Biliyorum oradasın, mesaj yazmaya müsait misin?’ Bu mesajı yazan kişi Hatice Akaltun’dur. Eşinin hiç Türkiye’yi terk etmediğini söyleyerek yalan söylemiştir.



 



Ve Metin Akaltun çatışma bölgesindedir.



 



Antep’te emlakçılık yapan Suphi’nin katliam aracında parmak izleri çıkıyor.



 



Suphi Akfidan’ın parmak izi katliam evinde çıkıyor.



 



Yakup Yıldırım’ın katliam öncesinde katliam olacağından bilgisi var. Bunu nerden biliyoruz, abisinden, Hakan Şahin öğreniyor ve sizinkiler yaptı diyor.





Hüseyin Tunç ve Yakup Yıldırım ile görüşmeler var. Bunu biz söylemiyoruz, telefon görüşmeleri, HTS söylüyor.



 



Ömer hatta kod adı Mehmedin Baraç’ın telefonunda kesilmiş insan başları, katliam resimleri ne arar?



 



Diyarbakır’da çatışmaya giren örgüt üyelerinin işlerini sıradan insan ayarlar mı?



 



Mehmedin Baraç İstanbul’a ve Kilise gitmediğini söylüyor.



 



Nihat Ürkmez’in dosyada kamp fotoları var.



 



Nihat Ürkmez bu fotoğrafı kabul etmiş olsaydı Ankara katliamını da kabul etmiş olacaktı.



 



Ama bütün sanıklarla ilgisi olduğu tape kayıtları, HTS kayıtları, fiziki teknik takipler söylemektedir.



 



Elâzığ’da örgüt kurduğu, üye yaptığını yine teknik ve dış takipler yanında diğer kayıtlar söylemektedir.



 



Abdülhamit Boz’da sıradan bir örgüt üyesi değildir.



 



Erman Ekici bu dosyanın en önemli sanığıdır çünkü çeşitli IŞİD davalarında adı geçmektedir.



 



Erman Ekici sıradan bir örgüt üyesi değildir, örgütleyen ve eğitim verendir.



 



İlhami Balı fotoğraflardaki hiç kimseyi tanımadığını söylüyor.” 



 



Elazığ ve Gaziantep dosyaları birleşebilse aslında Erman Ekici’nin sıradan bir örgüt üyesi olmadığını ve diğerlerinin sıradan örgüt üyeleri olmadıklarını görebileceklerini ifaden avukatlar;





“Antep dosyaları bunları net olarak söylüyor.



 



Türkiye devleti bütün bunları aslında kanıtlamış ama görmezden gelmiştir.



 



Ama bütün bunlar elimizdeki dosyalarda fotoğraflarda da var. Bunun üstü örtülemez.



 



Yakup Karaoğlu dosyanın son tanığı, hiçbir Antep dosyalarında sanıkların dijital materyalleri alınmamış.



 



Zülküf Adam ve Kürşat Akçiçek adlı kişilerle defalarca görüşmüşlerdir.



 



Yakup Karaoğlu’nun diğer sanıklarla, kişilerle ilişkisini görmezden mi geleceğiz?



 



Biz bir HTS programıyla hangi sanığın telefonda kiminle görüştüğünü bulabiliyoruz. Bize bir telefon numarası söyleyin anında kimlerle görüştüğünü, pozisyonlarının ne olduğunu görebiliyoruz. Bunlara dayanarak yapılan araştırmalarda yeterli değildir.



 



Şu elimizdeki kanıtlar sanıkların tutukluluk hallerinin devamını gerektirecek kanıtlar elimizdedir.



 



Eğer mahkeme heyeti bizimle aynı kanıda olmazsa yeni katliamlar yapılabileceğini ifade ediyoruz ve tüm sanıkların tutukluluk halinin devamını istiyoruz” dedi.



 



Suphi Akfidan’ın avukatı;



 



“Delillerle ilgili kopyaların gönderilmesini istemiştik. Yazıldı mı bilmiyoruz?



 



Yazılamadıysa yazılmasını istiyoruz. Ekran görüntülerinin dijital olarak gönderilmesini istiyoruz.



 



Kiminle neden-nasıl görüşme yaptığını söylemiş.



 



Emlakçı olmaktan kaynaklı görüştüğü kişilerin kimdir, örgüt üyesi midir, nedir bilemez.



 



Bazılarını çocukluktan, okuldan ve çevreden tanıdığı ve görüştüğünü söylemişti. HTS ve telefon görüşmelerine gerek yoktur.



 



Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğü’nün hatta Bestami Duman'ın ifadelerine bende güvenmiyorum.



 



Fiziki takip ve HTS verilerinde açık bir şekilde görülmektedir ki örgütün hiçbir yerinde görev almadığı nettir.



 



Sadece bir Suphi adı geçmesi üzerine yoğunlaşılıyor. Hiç olmazsa buna yönelik ifadesinin alınması gerektiğini düşünüyoruz.



 



Örgüt üyeliği cezası yasalarda öngörüldüğü üzere tutuklu yargılanması süresi gözönünde bulunarak tutuksuz yargılanmasını talep ediyoruz.”





Hatice Akaltun sağlık nedeniyle talebini yazılı sundu.



 



Hacı Ali Durmaz’ın avukatı



 



“Atfedilen suçları kabul etmiyoruz. Suç ispatı abisi üzerindendir, suçu kim işlediyse cezasını o çekmelidir. Olayı gerçekleştiren kendisi olay yerinde ölmüştür.



 



IŞİD terör örgütünü kuranlar burada yoktur.



 



Olay iklimini yaratanlar yargılanmalıdır.



 



Müvekkilim için sadece farazi olarak kanaat kullanarak hitap edilmektedir.



 



Tutukluluğunun sona ermesini, beratını ve serbest bırakılmasını talep ediyoruz.



 



Erman Ekici konuştu



 



“O fotoğraftaki bayrağın bilirkişi incelemesini istiyorum, kime aitse ortaya çıkarılsın.



 



Hiçbir katliamla ilişkim yoktur.



 



Her sanığın, insanın ne yaptığını neye karıştığını bilemem.



 



Türkiye’de birçok hâkim savcı Fetö’den alındı, tutuklandı.



 



Burada şimdi gelmeyen avukatlar var onlarda mı suç işliyor?



 



Sizin tanıdığınız birçok hakim savcı da görevden alınmışsa sizde mi Fetö’cü diye itham edileceksiniz?



 



Ben örgütün en üst kişisiymişim. En üst kişi olmak şoförlük müdür nerde görülmüştür?



 



Bana iş vermediler, para vermediler.



 



Dünden beri yalan söylüyorlar.



 



Ahmet avukat sizi yalanlarıyla kandırmak istiyor hakim bey.



 



Hiçbir şey bulamamış bir düğün fotoğrafı üzerinden itham ediyor.



 



Bu mahkemede bombayla itham ediyor.



 



Adına hat alan almayan, internet kullanan kullanmayan herkes suçlu bu nasıl iş, tahliyemi istiyorum.



 



Delilleri karartma durumumda yok.



 



Bir kişinin kaçma şüphesi olması için babasının şirketi olması gerekiyor benim babamınsa şirketi yok. En kötü haliyle ev hapsiyle tahliye olmak istiyorum.”



 



“Ben yaşadıklarımdan örnekler vereceğim, bunun provokatörlük olarak algılanmasını istemiyorum.



 



Dedi ki patlayıcı madde yakalanmış, bu dosyada böyle bir şey yoktur.



 



Emniyetten istenen tetkiklerde evimde patlayıcı madde ve patlayıcı madde imalatı için pembe toz bile yoktur denilmiş.

 



Ahmet avukat yalan söylemektedir.

 



Yani kanıtlarla gösterilenleri de hiçbir şekilde kabul etmemekte.

 



Her mahkeme aynı resim, bende her mahkemede aynı şeyleri söylüyorum.

 



Ben geri zekâlı mıyım, hangi kişiyle görüşmüşüm. Fethullah Gülen’le çekilen milletvekilleri fotolarını örnek göstererek o fotoğraflardakilerin tutuklanmadığını söyleyerek ben nasıl tutuklu bulunuyorum. 22 aydır mağdur edildiğini belirtiyor. Ben esnafım, faşist ırkçıda değilim, ırkçılık yapanında Allah belasını versin.”

 



Oturuma ara verildi.



 



***



 



10 Ekim Katliamı’nın 7. tur duruşmalarının bugün görülen ikinci oturumu Ankara Adliyesi 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda dün olduğu gibi oldukça kalabalık bir katılımla başladı.  



 



Duruşma sanık ve müşteki avukatlarının yoklamasıyla başladı. Sanıkların avukatları dün olduğu gibi bugün de yok.



 



Duruşma müşteki avukatlarından Ahmet Özbek’in beyanlarıyla devam ediyor.



 



Dün görülen oturumda müşteki avukatları sanık sıfatlı katilleri sorgulamışlar, yaptıkları araştırmalardan ulaştıkları bilgiler temelinde inkar ettikleri pekçok konuyu fotoğrafları da kullanarak teşhir etmek istemişlerdi. IŞİD’li katiller tüm duruşmalarda olduğu gibi dün de oldukça lakayt tutumlarla her şeyi inkar etme yoluna gitmişlerdi. Slayt haline getirilen fotoğraflarda Suriye’deki IŞİD kamplarında, IŞİD bayrağı altında ve IŞİD’lilerle birlikte olduklarını gösteren fotoğrafları ya inkar ettiler ya da başka argümanlarla açıklama yoluna gittiler.



 



Daha sonra müşteki avukatları bir önceki duruşmada yazılmış fakat hiçbir yanıt verilmemiş olan (özellikle Antep Savcılığı’na) müzekkerelerin yeniden yazılmasını talep ettiler. Yeni müzekkere taleplerinde bulundular.