İstisnai durumlarda uygulanacak "pazarlıkla ihalelerde' bir yılda yüzde yüz artış yaşandı
Kamuda, istisnai durumlarda uygulanacak pazarlık yöntemiyle ihalelerin oranındaki geometrik artış; AKP’nin dayandığı müteahhit sermayesinin palazlanması için nasıl bir keyfilikle hareket ettiğinin de tipik ifadesi. Hürriyet’ten Hacer Boyacıoğlu’nın haberine göre devlet ihalelerinde “pazarlıkla ihale” yöntemi “altın çağını” yaşıyor. Ancak belirli durumlarda yapılabilen ve istisna kabul edilen pazarlık yöntemiyle ihaleler, 2017 yılında, bir önceki yıla göre ciddi ölçüde artış gösterdi. Herhangi bir afet durumu olmamasına rağmen bu gerekçeyle yapılan ihaleler 37 milyar liraya çıkarken, pazarlık usulüyle kotarılan ihalelerin toplam büyüklüğü 2016’ya göre ikiye katlanıp 45 milyar liraya ulaştı.
Oysaki Kamu İhale Yasası’na göre, ihalelerde pazarlık usulünün kullanılabilmesi için savunma ve güvenlikle ilgili özel durumların ortaya çıkması, açık ihaleye teklif gelmemesi, ihalenin seri üretime konu olmayan nitelikte olması, işin karmaşık olması veya ihalenin toplam büyüklüğünün 225 bin TL’nin altında olması gerekiyor. Ayrıca doğal afetler, salgın hastalıklar, can veya mal kaybı tehlikesi gibi ani ve önceden öngörülemeyen olayların ortaya çıkması nedeniyle ihalenin ivedi yapılmasının zorunlu olması durumunda da pazarlık usulü kullanılabiliyor. Pazarlık usulüyle ihale yapıldığında, belirli istekliler ihaleye davet ediliyor ve ilana çıkma şartı bulunmuyor.
Rakamlar ise istisna olması gereken pazarlık yönteminin giderek daha çok kullanıldığını gösteriyor. 2016 yılında kamu alımlarının 21 milyar 712 milyon TL’lik bölümü pazarlık yöntemiyle yapılmıştı. 2016 yılında yapılan ihalelerin yüzde 14’ünde pazarlık yöntemi kullanılmıştı. 2017 yılına ilişkin yeni yayınlanan istatistiklere göre, pazarlıkla yapılan ihalelerin toplam büyüklüğü 2017 yılında 45 milyar 343 milyar TL’ye çıktı. Bu rakamlarla birlikte, pazarlık yöntemiyle yapılan ihalelerin toplam ihale pazarı içindeki büyüklüğü de yüzde 21’e çıktı.
Pazarlık yönteminde idarelerin en çok kullandığı gerekçe de, “afet ve salgın hastalık” oldu. 2017 yılında pazarlık usulüyle yapılan 45 milyar liralık ihalenin 36 milyar 950 milyon TL’sinde “afet ve salgın hastalık” gerekçesi kullanıldı. Geçen yıl ise söz konusu tutar 17 milyar 354 milyon 733 bin TL idi. Dolayısıyla afet ve salgın hastalık gerekçesi kullanılarak pazarlık yöntemiyle yapılan ihalelerin parasal tutarı ikiye katlanmış oldu.

696 sayılı OHAL KHK’siyle bu fiili durumun “yasal” bir çerçeveye kavuşturulduğunu hatırlatalım. 4848 sayılı yasaya eklenen torbadaki geçici maddeyle, Türkiye’nin 81 ile ve 921 ilçesinde bu tip ihalelerin keyfi biçimde istenen firmalara verilebilmesinin dayanağı oluşturulmuştu.
Kısacası AKP, yandaş müteahhitlerin daha fazla palazlanmasının önünü açmak için fiili ya da yasal her türlü kıyağı hiçbir denetim ve kontrol kaygısı duymaksızın kitabına uyduruyor. Onlara yapılan bu kıyaklar için de işçi ve emekçilere vergi üstüne vergi salmakta bir saniye bile tereddüt göstermiyor. Bunu da “milli ve yerli” duyguları tepe tepe sömürerek terayağından kıl çekercesine gerçekleştiriyor.