Suriye ordusunun Efrîn'e girdiği belirtiliyor, Türkiye'yse her zamanki tehditlerle durumu idare etmeye çalışıyor
Türkiye’nin iç siyaset, yayılmacı hayaller ve tarihsel Kürt fobisiyle giriştiği Efrîn işgal girişiminin 31. gününde bölgenin değişken denge ve dengesizlikleriyle de uyumlu olarak yeni bir gelişme yaşandı. “YPG Suriye rejimiyle anlaştı, Suriye ordusu Efrîn’e girecek” şeklinde günlerdir dile getirilen ‘spekülasyon’, bugün somut bir gelişmeyle önemli bir gündeme dönüştü.
Suriye devlet televizyonu sabah saatlerinde Suriye ordusunun birkaç saate kadar Afrin'e gireceğini duyurdu. İhbariye muhabiri, ‘halk güçleri’ olarak bilinen ve Suriye ordusu ile birlikte savaşan savaşçıların birkaç saat içinde Afrin’e gireceğini bildirdi.
Dün yayınlanan Reuters haberinde de, YPG ile Şam yönetiminin Efrîn konusunda yaptığı görüşmelerde anlaşma sağlandığı belirtiliyor, Suriye ordusunun birkaç gün içinde Efrîn’deki sınır noktalarında mevzileneceği ifade ediliyordu.
Haberde, anlaşmanın amacının TSK destekli grupların Efrîn’e yönelik operasyonunu durdurmak olduğu kaydediliyordu.
Reuters haberi Rojava’daki özerk yönetimin danışmanlarından Bedran Çiya Kurd’a dayandırmıştı. Ajansa konuşan Bedran Çiya Kurd, Suriye ordu birliklerinin bazı sınır mevkilerinde görev yapacağını ve önümüzdeki iki gün içinde bölgeye girebileceklerini söylemişti.
Şam yönetimi ile sağlanan anlaşmanın tamamen askeri olduğunu ve henüz siyasi boyutlarda bir anlaşmaya varılmadığını, bunun devam edecek görüşmelerle sağlanabileceğini vurgulamıştı.
Bölgedeki başka haber ajansları da anlaşmayı duyurmuş, ANF’nin Arapça sitesi haberi doğrularken Suriye yönetimine yakın bir yayın çizgisi izleyen Al Masdar haber sitesi de benzer bir iddiaya yer vermişti.
Bugünkü haberlerden sonra Sputnik’te yayınlanan haberdeyse, YPG'nin iddiayı yalanladığı, resmi bir açıklama yapılmadan bu tür iddiaların dikkate alınmaması gerektiğini söylediği kaydedildi.
Tüm bu gelişmeler üzerine “1 haftada orayı başlarına yıkarız” denilen fakat 1 ay geçmiş olmasına rağmen Efrîn’in çevresinde dolanmanın ötesine geçemeyen Türkiye’yse her zamanki laf kalabalığıyla, esip gürlemeyi tercih etti.
Haberlerden sonra açıklama yapan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, o topraklar sanki kendilerininmiş gibi Suriye ordusunun Efrin’e “PYD’yi temizlemek için” gelebileceğini, bunda “sorun olmayacağını” lütfedip, ancak YPG’yi korumak için gelemeyeceğini, böyle gelirse yollarına devam edeceklerine hükmetti.
Ürdün’de Esad güçlerinin Efrîn’e gireceği yönündeki haberleri değerlendiren Çavuşoğlu, “Rejim buraya girer mi girmez mi? Girerse ne için girer? Rejim buraya PKK’yı YPG’yi temizlemek için girerse problem yok. YPG’yi korumak için giriyorsa bizi kimse durduramaz. Bu Afrin için de Münbiç için de Fırat’ın doğusu için de geçerlidir” dedi.
“Efrîn, orası olmazsa Minbiç, orası olmazsa Kandil” diyerek gerçek niyetini başında ilan eden Türkiye’deki faşist rejimin bu gelişmenin bilgisine sahip olmadığını düşünmek abes olur. YPG’nin halen muğlak bazı noktaların varlığı nedeniyle olduğu anlaşılan reddedici tutumuna rağmen Suriye rejim ordusuna bağlı “halk güçlerinin” Efrîn’deki çeşitli noktalara yerleşmek üzere harekete geçtikleri görülüyor. Bu durumda Türkiye’nin zaten yol alamadığı Efrîn’de ne yapacağı meçhul. Fakat durumun giderek kritikleştiği, belirsizleştiği ve daha tehlikeli bir düzeleme oturduğu da o kadar açık.
Türkiye’nin tarihsel-toplumsal gericilik birikimine kan sunması gerekiyor. Efrîn’de giderek çetrefilleşen tablo karşısında yönünü hızla ABD’yle pazarlıklar döndürdüğü Minbiç’e ya da Kandil’e dönmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Nitekim bugün aynı zamanda Irak’la yapılan görüşme sonrasında Kandil’e operasyon da yeniden gündeme taşınmış oldu!