Alman Bild gazetesi muhabirleri Meriç Nehri'nin de bir göçmen mezarlığı olduğunu yazdılar
Savaştan, işsizlik ve yoksulluktan dahası açlıktan dolayı yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kalıp, ucunda ölüm olduğunu bile bile göç yollarına düşen ve o yollarda hayatını kaybeden insan sayısı savaş bilançolarıyla yarışıyor. Her gün, 2. Emperyalist Paylaşım Savaşı’ndan bu yana yaşanan bu en büyük göç dalgasının trajik sonuçlarıyla yüzleşiyoruz. Akdeniz bir göçmen mezarlığına dönüşmüş durumda. Hemen her gün birer birer de değil onlarla-yüzlerle ifade edilecek sayıda insan ya denizin sularına gömülüyor ya da kıyıya vuran cesetleriyle gündeme geliyor. 21. Yüzyılda bu kokuşmuş düzenin en sarsıcı sureti olarak…
Daha çok Akdeniz gündeme gelse de diğer güzergahlar da aynı şekilde birer ölüm yolunu simgeliyor. Bunlardan biri de Meriç Nehri. Almanya Bild gazetesi muhabirleri Liana Spyropoulou ve Giorgos Moutafis, Türkiye-Yunanistan sınırında yaptıkları incelemelerle, Meriç’e ilişkin bugüne kadar çok fazla gündeme gelmeyen gerçekleri yazdılar.
Muhabirler özellikle 2016 yılında bu nehirde de tıpkı Midilli başta olmak üzere Ege adalarında yaşanan drama benzer bir dramın yaşandığını belirlediler. Bugüne kadar tutulan kayıtlar ve bölgede yaptıkları araştırmalarla, bu nehrin altında belki de bulunması mümkün olamayan bin 300'den fazla cesedin yattığını saptadılar.
Yunanistan'ın Maraş köyü, Meriç nehrinin kıyısında sınıra en yakın yer. Bugüne kadar insanlık dramlarının en acılarına ev sahipliği yapmış... Gazeteye konuşan bölge valisi Dimitris Hatzigakidis, bugüne kadar korkunç manzaralarla karşılaşmış. Hatzigakidis, yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyor: 'Bu köyde 100 kişiden azız. Ancak göçmenlerin kaçmak için kullandığı rotaların başında gelen bu köy göçmenler için elinden gelen her şeyi yapmıştır. Özellikle 2016 yılında buraya gelen binlerce kişiye kıyafet, yemek sağladık, bebeklere süt verdik. Burada yaşananları hayal bile edemezsiniz. Gecenin bir köründe bebek çığlıklarıyla uyanıp, dondurucu soğukta ıslak kıyafetlerle çaresizce bekleyen bir sürü insanla karşılaşmak... Ve bu sadece iyi bir senaryo. Geriye kalan herkesin öldüğü düşünüldüğünde bu insanlar bu halleriyle oldukça şanslı..."
Dimitris Hatzigakidis, Avrupa'ya ulaşma umuduyla nehirden karşı karşıya geçerken kaybolan binlerce insandan yalnızca bazılarının cesedinin bulunduğunu belirtirken, "Burada, Türkiye’yle görünmez sınırımızın olduğu bu bölgede binlerce ceset yatıyor. Ancak kimse bu insanların burada olduğunu, neden buraya geldiklerini ve neler yaşandığını bilmiyor" diyor.