Erdoğan'dan yeni eğitim direktifleri

“Eğitim-öğretim ve kültür konusunda niye nispeten geri kaldığımız konusunda hep hayıflanıyorum" diyen Erdoğan'dan öneriler!

GÜNCEL
Perşembe, 22 Şubat 2018 (8 yıl 1 ay önce)

Hayal edilen o rejime ve topluma ulaşabilmek için yapmadıkları kalmadı. Binlerce akademisyeni OHAL kararnameleriyle ihraç edip akademiyi bilim namına ne varsa ondan arındırdılar. Yerinde kala kala Nuh’un oğlunu cep telefonuyla aradığını söyleyebilen İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cihan Yavuz Örnek’ler ya da “Google'ı kullanan, ilk icat eden Sultan Abdülhamid Han'dır” diyebilen Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu’lar kaldı.



 



Öğrenci hareketi, akademi kadrosu, o kadrodaki bilimsel birikim, yüzlerce yıllık akademi geleneği ve kültürü, kampüs ruhu… Kısacası akademiye ilişkin ne varsa hepsi dibine kadar kazınmak istenircesine “temizlenmeye” çalışılırken, Erdoğan bugün eğitime ilişkin yeni tespit ve direktiflerde bulundu.



 



Bozuk saat de günde iki kere doğruyu söyler. Kişiler de başka bir niyet ve hedef taşısa da kimi zaman sarfettikleri sözlerle mevcut durumu tanımlamış olur, doğruyu söyler. Sözün altını niyetlere doğru kazıdığınızda onların aslında bambaşka bir şey anlatmak istediğini bilirsiniz. Tıpkı Erdoğan’ın bugünkü “Eğitim-öğretim ve kültür konusunda niye nispeten geri kaldığımız konusunda hep hayıflanıyorum. Demek ki bir şeyleri eksik bırakmışız” sözlerinde olduğu gibi.



 



Erdoğan istemeyerek de olsa kendi cenahının “Eğitim-öğretim ve kültür konusunda” geri olduğunu kabul etmiş oldu. Bu açıdan doğru bir noktaya parmak bastı. Bu cenahın ezeli komplekslerindendir biridir bu zaten. Fakat gel gör ki aynı zamanda ulaşılmaz olandır. Keza bastıkları ideolojik zeminin doğası buna aykırıdır. O açıdan da, “Dindar ve kindar” nesil stratejisiyle geleceğe bakan Erdoğan ve onun gibiler açısından bunun bir hülya olmanın ötesine geçemeyeceği açıktır.



 



Erdoğan ve onun gibi düşünenlerin kafalarındaki “ileri”, “dindar ve kindar” olandır. Bu hedefe ulaşmak için kreşleri bile ne hale soktuklarını biliyoruz. Çocukların askeri üniformalar giyip, savaşı kutsadıkları; okul bahçelerinde toplu tekbirlerin çekildiği bir tablo var karşımızda. Erdoğan şimdi kalkmış hayal ettiği ve adım adım da ördüğü bu eğitim sistemine ve “yeni” nesle kültürel-bilimsel üretkenlik gömleği giydirmeye çalışıyor. Yanılgısıysa stratejik eksen olan “dindarlık ve kindarlığın” doğasıyla bilimsel ve kültürel üretkenlik arasındaki tezatlıktır. Onun hayal ettiği neslin, bilim ve kültürün temsilcileri olsa olsa Nuh’un oğlunu telefonla aradığını ya da Google’nin Abdülhamit tarafından bulunduğunu söyleyecek kadar en hafifinden gayri ciddi bilim-kültür camiası ve ortamı olabilir.  



 



Nitekim konuşması boyunca çizdiği profil de parlatılıp, gündemleştirilen Abdülhamit profilidir. Gençliğe, çocuklara rol-model olarak sunulan, idolleştirilen odur… Nitekim, “Batıdan alacağız ama papağan olmayacağız. Oradan aldığımız iyi şeyleri kendi kültür ve değerlerimizle yoğuracağız” mealindeki sözleri de son zamanlarda filmlerle, dizilerle parlatılan Abdülhamit için sarfedilen övgülerin özeti gibidir.



 



Erdoğan bugünkü, “Eksiklikleri, insan keşfetme ve yetiştirme sistemimizde, daha doğrusu sistemsizliğimizde arayacağız. Saldım çayıra mevlam kayıra mantığıyla bu işlerin içinden çıkamayız” sözleriyse işçi ve emekçilerin çocukları açısından başka bir tehlikeye işaret ediyor.



 



Anaokullarına bile dini derslerin konulduğu, çocukların aileleriyle birlikte özünde fişlendikleri, eğitim kadrosunun aynı ideolojik eksende sabitlenmeye çalışıldığı bu koşullarda; Alevi ve Kürt çocukları ya da belirlenen sınırlara aykırılıklar taşıyan toplumsal kesimlerin çocuklarının “vay haline” demek dışında bir şey kalmıyor. Keza o anaokullarında “eğilimlerin” nasıl belirleneceği şimdiden üç aşağı beş yukarı bellidir. “Kabul edilebilir akademisyenin” Google’nin Abdülhamit tarafından keşfedildiğini söyleyen akademisyen olduğu bu koşullarda, kabul edilebilir öğretmenin nasıl bir öğretmen olduğunu kestirmek zor değildir. Ve o öğretmenlerin çocukların eğilimlerini neye göre belirleyeceklerini de…



 



Kendileriyle birlikte toplumu da cehaletle, çürümeye sürükleyenler; bu toplumu onlarca yıllık bir hükümranlıkla yönetmeyi tahayyül ediyorlar. Çocuklar ve eğitim için ardı ardına ürettikleri zihni sinir projeler bunun ifadesidir. İzin vermemekse bizim elimizdedir.