Akit TV muhabiri alenen halkı kin ve nefrete teşvik etti, nerede o jandarmalaşan savcılar?
Hekimlik mesleğinin gereği olarak “Savaş bir halk sağlığı sorunudur” dedikleri için TTB’ye baskınlar düzenleyip, konsey üyelerini gözaltına alan; bırakalım devrimci-demokratları rejimin “makbul vatandaş” kıstaslarıyla az çok sürtünme yaşayan hemen herkesi susturmak için akıl almaz operasyonlar düzenleyen devlet, halkı resmen ve alenen kin ve nefrete teşvik eden, katliam çağrısı yapan gerici-faşist Akit’e nedense (!) dokunmuyor.
Daha önce (11 Şubat) Cumhuriyet Gazetesi’nin “Afrin’de 11 şehit” manşetini hedefe çakarak, “Sizin gibileri katletmek mübahtır” diyen Akit TV’nin program sunucularından Yusuf Ozan’ı bugün de aynı programın sunucularından Ahmet Keser izledi. Keser de hiçbir korku-halkı kin ve nefrete teşvik etmekten dolayı uğrayacağı en hafifinden soruşturma kaygısı duymaksızın “Türkiye Cumhuriyeti devleti ordusu oraya sivil öldürmeye niye gitsin abi. Yahu sivil öldürecek olsak Cihangir’den başlarız, Nişantaşı, Etiler dimi yani bir sürü hain var. Türkiye Büyük Millet Meclisi var” dedi.
Akit cenahının bu rahatlık, pervasızlık ve saldırganlıkta nereden cesaret aldığı ortada… MHP-Ergenekon-AKP kırması yeni rejimin ruhunun en özet ifadesi olduğunu bilmenin cesareti bu. Akit’çiler onu en perdesiz haliyle dile getiriyorlar.
Erdoğan ve faşizmin başkanlık sistemine dayanan yeni biçimini elbirliğiyle inşa etmekte hemhal olmuş bu güçlerin, göstermelik de olsa halen korumaya çalıştıkları burjuva seçim sistemini bile son ittifak anlaşmasıyla nasıl bir kepazeliğe dönüştürdüklerini izleyip görüyoruz. Akit’çi TBMM’yi hedefe bu saldırganlıkla çakarken, onlar, onun göstermelik varlığını korumakta ısrar ediyor görünüp, tüm temel prosedürleri bile yerle bir edecek düzenlemelerle gömüyorlar. Oy çalmayı resmileştiriyorlar, burjuva parlamentarizmindeki göstermelik “seçmen iradesini” bile ittifak anlaşmalarıyla öteleyerek, döndürdükleri pazarlıklarda “tut beni tutayım seni” hesaplarıyla hareket edebiliyorlar. Akitçi de bunu dolambaçsız olarak ifade ediyor. Kestirmeden…
Etiler, Nişantaşı, Cihangir gibi sınıfsal konum itibariyle değil ama yaşam tarzı açısından kendi ideolojik-siyasal duruşlarıyla yakınlaşması güç toplumsal kesimleri ellerinden gelse gaz odalarına yollayacaklarını kestirmek de güç değil. Tıpkı Aleviler ve Kürtler için olduğu gibi…
O açıdan da Akitçi tetikçinin halkı alenen kin ve nefrete davet edip, kanlı bir iç savaş propagandası yapıyor olması şaşırtıcı değil. Şaşırtıcı olmamakla birlikte rejimin gidiş yönünün, bundan sonra olabileceklerin görülmesi açısından her şeye rağmen uyarıcı.
Karşımızdaki gücün gidiş yönü Akitçi’nin en saf haliyle dillendirdiği bu tehditlerde ifadesini buluyor. Burada önemli olan bizim duruş yönümüzdür. Çünkü onların kurmaya çalıştıkları çark oldukça zayıf ve bir o kadar da köhne… Bir yengeç sepeti gibi de tekinsiz. Her an çatlayarak birbirilerinin boğazına yapışacakları günler uzak değil. Ama önemli olan bunun bizim basıncımızla gerçekleşmesidir. Yoksa olan olduktan sonra yapılıp edileceklerin pek bir anlamı kalmayabilir.