Marmara Üniversitesi Hastanesi'nde çalışan 50 emekli işçi kadro soruşturması sonrasında ücretli izne çıkarıldı
Taşeron işçilere kadro düzenlemesiyle birlikte kadroya geçmek için yapılan başvurular sonuçlandı. Bu sonuçlara göre 50 binin üstünde taşeron işçinin kapsam dışı kaldığı görülüyor. Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılan bir açıklamayla idarelerin yurtdışı temsilciliklerinde çalışan işçiler de kapsam dışı bırakıldı.
İşçilerin birçoğu kadroya geçişi belli bir iş güvencesi olarak görüyor. Taşeron firmalarda ihale bitimi işten çıkarılma endişesi yaşayan birçok işçi, bu düzenlemeyle bu kaygılarından kurtulacaklarını düşünüyor. Bunun yanı sıra, KHK’yla verilen bu kadronun "gerçek" anlamda bir kadro olduğunu, diğer kadrolu çalışanlarla aynı statüde olmalarını sağladığını düşünenler de azımsanamayacak kadar fazla.
Kafalar birçok konuda hala muğlak olsa da bu iki olgu kadroya kabul edilenler arasında bir bayram havası yaratmış durumda. Bunda sanki verilen kadronun diğer kadrolu çalışanlarla benzer özlük hakları, benzer çalışma koşulları ve ücreti sağlayacağı algısının yaratılması da var. Birçok konuda bırakılan boşluklar, yapılan muğlak açıklamalar böylesi bir zemin oluşturulmasına neden oluyor.
Oysa bu kadronun sadece taşeron firmaları aradan çıkardığı, asıl işverenle yapılan sözleşmelere verilen ad olduğu ustalıkla geçiştiriliyor. Asıl işveren yine taşeron firmaların çalıştırıldığı koşullarda işçi çalıştırma hakkına kavuşmuş oluyor. Kaldı ki iş güvencesi, kamunun asıl işverenle iş sözleşmesini sona erdiği- işin içine dava süreçleri de girmiş olsa- gün bitmiş olacak.
Taşeron işçilerin asıl sorunu olan toplu iş sözleşmeleri konusunda ise değişen hiçbir şey yok. Kadroya geçirilen işçilerin toplu iş sözleşmesindeki koşulları Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmelerinden süresi sona eren toplu iş sözleşmesinde belirlenen ücret ve sosyal hakları geçemeyecek.
Tüm bu konular hakkında gerek kamu tarafından gerekse çalıştıkları firmalar tarafından yeterli bilgi verilmiyor. Bunun yanı sıra kadroya alınmayan işçilerin akıbetinin ne olacağı meçhul.
Şimdiden örneğin Marmara Üniversitesi Hastanesi’nde emekli olup taşeronda çalışmaya devam eden 50 işçi ücretli izne çıkarıldı.
Bu ücretli izin sonunda işe tekrar başlayıp başlamayacakları hakkında da bilgi verilmiyor. Ancak düzenlemedeki şartlardan biri olan "emekli olmamak" şartı gereği, bu işçilerin izin dönüşü işten çıkarılacaklarına kesin gözüyle bakılıyor.
Bunun yanı sıra güvenlik soruşturmasını geçemeyen ya da yapılacak sözlü ve yazılı sınavlarda elenen işçilerin ne olacağı da bilinmiyor. Bu durum işçilerin de ruh haline yansımış durumda. Tam olarak neyin ne olduğu bilinmemekle birlikte, "her şey olabilir, işsiz de kalabiliriz" kaygısı hakim.
Güvenlik soruşturmasını atlatanların kısmi bir rahatlama yaşadığı görülse de, yazılı ve sözlü sınavlarda büyük bir kesimin daha eleneceği ve torpilin de işleyeceği düşünülüyor. Özellikle okuma yazması olmayan işçilerin, her şeyin yapılacak sınavdaki "iyi niyete" göre belli olacağını düşünmeleri, güvensizliğin de bir göstergesi olarak okunabilir.
Tüm bu yaşananlar ileriki süreçlerin de çetrefilli geçeceğini gösteriyor. Şimdilik kadro alamadıkları için- sınırlı olsa da- bazı yerlerde gösterilen tepkiler, ileride kadroya alınan işçilerin ücret ve özlük hakları konularında çıkacak sorunlara karşı ya da işsiz kalan işçilerin artan sıklıkta tepkilerine de evrilebilir.
Bu da suların daha yeni ısınmakta olduğunu gösteriyor.