O, sesin ateşli aklıydı

Yüzyılın başından 1980'e Rus siperlerinden Enternasyonalist Tugaylara Ernst Busch halkların türküsünü söyledi

Cuma, 5 Ocak 2007 (19 yıl 9 ay önce)

Ernst Busch da halkların türküsünü söylemişti ve söylüyor.

Bir fısıltı dolaşıyor Dünyada:
İşçi, duymuyor musun?
Bunlar savaş bakanlarının sesidir:
İşçi, duymuyor musun onları?
Fısıldıyor kömür ve çelik fabrikatörleri
Fısıldıyor kimyasal savaş üreticileri
Fısıldıyor bütün kıtalardan:
Sovyetler Birliği’ne karşı, seferber olanlar

Bu dizeler, işçi sınıfının; kıtaları aşan sınıfsız, sınırsız sesini “enternasyonal kardeşlik” şiarı ile yükselten Ernst Busch’un dizeleridir. O yaşadığı dönemin faşist savaş çığırtkanlığına karşı sesini siper eder.

Ernst Busch, yalnız yetenekli bir şarkıcı ve oyuncu değildi; o özellikle davaya inanan işçi hareketinin çocuğuydu. O, -günümüzde de asla güncelliğini yitirmeyen ve hatta yavaş yavaş uyandırılan- faşizmin ayak seslerine karşı, aynı güç ve iradeyle duran sınıfın onurlu bir evladı olarak, karşı duruşu simgeler.

Onun öz geçmişini, işçi hareketinin tarihi gibi okuyabiliriz: Günümüzü de anlatır bu dizeler, çünkü ne emperyalist kapitalizmin saldırganlığında bir değişme vardır, ne de sınıflar arasındaki uzlaşmaz çelişki bitmiştir.

“O sesin ateşli aklı…”
Busch’un metalik ve keskin sesini kilometrelerce uzaktan duyan, onun etkili sesinin etkisi ile bir dram yazan bir yazar, şöyle diyor:
Ben Ernst Busch’u bir Rus cephesinin çamurlu bir siperinde tanıdım, 1943 yılının iliklere işleyen soğuk bir gecesi, darbe üzerine darbe yiyen ve geri çekilen faşist ordular Ukrayna’dan geçerken. Kızıl ordu propaganda birliğinin hoparlöründen yükselen bu şarkı, iki kilometre uzaktan gelen, bir Alman işçi şarkısıydı. Tanımıyordum bu şarkıyı ve şarkı söyleyen adamı da. Sözleri anlamıyordum, fakat yine de kulak kesildim bu sese. O ses benim soğuktan donmuş duygularıma ve donup kalmış kalbime bir sel gibi aktı ve geri püskürtü ruhuma çöreklenmiş durgunluğu. Fakat hayır bu yalnızca o şarkının güzelliği değildi, beni saran, berraklığı ve dile getirdiği gerçek de değildi, saldırgan keskinliği de değildi. Başka bir şeydi. Bu ses, insan aklının, doğruluğun zafer kazanacağını biliyor ve söylüyordu. Bu doğruluk ve zafere olan inancı ve bunun nasıl yapılacağını muştuluyordu insanlığa. İşte bu o duru güzelliğin sebebiydi. İşte bu onun çetin ve katı berraklılığıydı. İşte bu o metalik keskinliğin nedeniydi. İşte bu o sesin ateşli aklıydı.
Buydu ve daha fazlasıydı Ernst Busch. O yalnızca halkının ve halkların ozanı değil, cephede silahı, enternasyonalist davanın propagandacısı, tiyatrocusu olarak aldı safını kavga gününde. Onun sesi ve dizeleri; proleterin, yeni bir dünya kurulurken sesinin, sözünün ve silahının haklılığıdır.

İşçiler, köylüler, tüfekleri alın,
Alın tüfekleri elinize.
Faşist haydutlar sürüsü kırılsın,
Yüreklerinizi ateşe versenize!
Kendi kızıl işçi bayrağınızı dikin
Her rampaya, her fabrikaya.
Eski toplumun yıkıntılarından doğar,
Sosyalist Dünya Cumhuriyeti!

Mücadele ile örülü onurlu bir yaşam
Ernst Busch özellikle davaya inanan işçi hareketinin çocuğuydu. 22 Ocak 1900′da, bir işçi ailesinin evladı olarak Kiel’de doğmuştur. Krupp Germania-Tersanesi’inde makina tesviyesi bölümünde eğitimini bitirir. İşçi gençlik içerisinde örgütlenmiş ve o zamanın SPD’sine üye olmuştur. Kısa bir zaman sonra USPD (Almanya Bağımsız Sosyal Demokrat Partisi)’ye geçip, orada 1945 yılında KPD’ye üye olur.

1927’de Berlin’e gelir ve ilk olarak daha sonra en yakın arkadaşı ve bestecisi olacak Hanns Eisler’le karşılaşır. Aynı yıl kameranın önünde geçip G.W. Papst’ın “Yoldaşlık” filminde ve Weimar Cumhuriyeti zamanında büyük bir cesaret ile komünizmi anlatan “Soğukkanlı göbek veya dünya kime aittir?” filminde oynar.

Yaptıkları birilerini tedirgin etmiştir ve Nazi-Almanyası’ndan kaçmak zorunda kalır. Bir davet üzerine Moskova’ya gider. Orada Almanca yayın yapan Radyo Komintern’de anti-faşist propaganda bölümde çalışır.

Hızlı ve tehlikeli bir yaşamdır onunkisi. İspanya’da Enternayonal Tugaylar'da propagandist olarak yer alır. Güney Fransa’da tutuklanır ve kısa bir zaman sonra kaçar fakat çok uzun sürmez bu kaçaklık. Faşistlerle işbirliği yapan Fransız hükümeti tarafından tutuklanır, Alman Gestapo’suna teslim edilir ve Berlin’de kötü şöhret kazanan Halk Mahkemesi Dairesi tarafından mahkum edilir.

1945'de Kızıl Ordu tarafından özgürlüğe kavuşturulan Doğu Almanya’da (DDR) çeşitli sanatsal faaliyetlerde bulunur ve yer alır.

8 Haziran 1980’de işçi sınıfının bu bilinçli sesi, Berlin’de halkların kalbine gömülür. Ernst Busch’un şarkılarını şimdi daha yürekten söylemeliyiz…

Gönderen: Yaşanacak Dünya Net: yasanacakdunya.net
Email: info@yasanacakdunya.net