Gazete satışları için bazen Ford’un önüne gidiyoruz. Hep merak etmişimdir bu dev işletmeyi. Ford’da çalışan tanıdık işçilerle bazen çalışma koşulları üzerine sohbet ediyoruz. Yine de o dev işletmenin içini görmek çok farklı. Yaklaşık 17 bin 500 işçi çalışıyor burada ve günde bin 900 otomobil üretiyor.
Makinenin parçası gibi
İçeri girdiğimizde dev makineler, sessiz bir ortam, işçiler yemek molasındalar. 10 dakika sonra korkunç bir gürültüyle dev makineler hareket etmeye başladı. Makineler koca parçaları alıp sağlı sollu hareket ederek farklı işlemden geçmesi için birbirlerine devrediyorlar.
İlk girdiğimiz yer pres bölümü. Bu bölümde ağırlıklı olarak robotlar çalışıyor, işçi sayısı çok az, topu topu 20-30 kişi. Bu bölümde işçinin yaptığı iş, sadece 3-4 çeşit vidayı, robotun getirdiği koca parçaya takmak. Yani bir işçi, 8 saat boyunca sadece 3-4 çeşit vida takıp duruyor. Adeta makinenin bir parçası gibi hareket edip öyle çalışıyor. Artık el alışmış, hiçbir şey düşünmeden otomatikman o vidaları gerip yerleştiriyor.
Fabrikada bölümler kendi arasında koca kafes misali birbirinden ayrılmış. İki arabanın bir arada rahatlıkla geçebileceği geniş koridorlardan geçiyoruz ve arabanın kaba iskeletinin oluştuğu bölüme geliyoruz. Burada da ağırlıklı olarak robotlar çalışıyor. Kapitalist üretimin doğası gereği kar etme yönlü olduğu için birçok bölümde robotları çalıştırıyorlar. Böylelikle de işsizliğin artmasına neden oluyorlar.
Taşeron işçilere daha az ücret
Biraz ilerliyoruz, vagonlar bir bölümden bir bölüme malzeme taşıyor. Ford işletmesi, arabanın bütün parçalarını kendisi üretmiyor. Taşeron firmaları çalıştırıyor. Arabanın akaryakıt deposu, sis lambası, cam, arabanın ön kısmı yani direksiyon olan kısmı (kotbit), vidalar, vb. gibi parçaları taşeron firmalar üretiyor. Bu taşeron firmalarda çalışan işçiler daha az ücretle çalıştırılıyorlar. Taşeron firmada çalışan bir işçi, Ford işçisine göre daha düşük ücret alıyor. Böylelikle daha az ücretle işçileri çalıştırıp daha fazla kar elde ediyor dev Ford fabrikası.
Yavaş yavaş işçilerin yoğun çalıştığı bölüme geliyoruz. Burada araba boyaya gitmeden önce lekeli yerler işçiler tarafından temizleniyor. Bu, işçiler açısından yorucu ve kas gücüne dayalı bir iş. Arabanın temizleme işlemi bittikten sonra boyama işlemi yapılıyor.
Daha sonra koca bantlarda kapılar takılıyor. Aynı bant üzerinde taşeron firmaların ürettikleri parçalar tek tek bu bant üzerinde birleşiyor. Kaporta, kablolar, vidalar, direksiyon, tekerlek, farlar derken… başlangıçta tek metal parçası ve yavaş yavaş araba ortaya çıkıyor.
Bu bantta çalışan işçiler çok hızlı çalışmalı, çünkü biri işini bitirip diğerine devretmek zorunda. Yani bir işçi 39 saniyede direksiyon ve teyp antenini takmak zorunda ki, bir sonraki işçi de 39 saniye içinde havalandırma tesisatını takabilsin. Son kontroller de yapıldıktan sonra araba denemeye hazır bir aşamaya geliyor ve ardından satış için piyasaya sürülüyor.
Şaşkınlık ve öfke
Fabrikayı gezerken, bu dev işletmenin içindeki büyük makine parçaları ve işçilerin hızlı bir şekilde çalışmaları büyük şaşkınlık yaratmıştı bende. Çünkü ilk kez bir fabrikanın içini görmüştüm. Diğer taraftan müthiş bir öfke duydum. İşletmeler karlarına kar katmak için her türlü oyunu işçi ve emekçiler üzerinde oynuyorlar. Makinenin bir parçası haline getirip, posası çıkıncaya kadar kullanıp, yeri geldiğinde robotları çalıştırıp, kolaylıkla kapının önüne koyabiliyor. Diğer taraftan aynı işi yaptırıp, daha düşük ücrete çalıştırabiliyor.
Almanya'dan Yaşanacak Dünya okurları