Verem Olduk!..

1-7 Ocak Verem Haftası'nın içindeyiz. Türkiye'de her yıl 30-40 bin kişi vereme yakalanıyor, 3 bin kişi ise bu hastalıktan dolayı hayatını kaybediyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri kundura, deri ve tekstil sektörlerindeki çalışma koşullarıyla piyasalaşan sağlık. Ölmek ise kader değil!

GÜNCEL
Cumartesi, 6 Ocak 2007 (19 yıl 9 ay önce)

1-7 Ocak Verem Propaganda ve Eğitim Haftası'nın içindeyiz. Tıptaki adı Tüberküloz, halk arasında ise ince hastalık olarak anılan bu Ortaçağ hastalığı ülkemizde AIDS'ten sonra en çok can alan ikinci bulaşıcı hastalık!

Türkiye'de her yıl 30-40 bin kişi vereme yakalanıyor; her yıl 3 bin kişi ise bu hastalıktan dolayı hayatını kaybediyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri kundura, deri ve teksitil sektörlerindeki çalışma koşulları.

Dünya Sağlık Örgütü'nün rakamlarına göre, Türkiye dünya genelinde en çok veremli hastaya sahip 59. ülke. Sadece 2005 yılı içinde Türkiye'nin 18 bin 789 yeni veremli hastası oldu. Bu rakamın 6 bini tek başına İstanbul'dan... Dünyada verem hastalığının en sık görüldüğü bölge ise Güneydoğu Asya... Bu tablo tek başına veremin yoksulluk ve kölece çalışma koşullarıyla bağlantısını ele veriyor.

Verem, solunan hava ile akciğerlere giren verem bakterisinin (mikrobunun) yol açtığı bulaşıcı bir hastalıktır. Verem Savaş Dernekleri Federasyonu'nun, Verem Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada en büyük şikayet konusunu tedavi edilen hastaların cinsiyetlerinin, bakteriyolojik durumlarının ve birçok temel bilgisinin kayıt edilmemesi oluşturuyor.

Fakat havzalardan gelen haberler solunum yoluyla bulaşan bu hastalık hakkında yeterince veri sunuyor. Verem hastalığı en çok deri, kundura ve tekstil sektörlerinde görülüyor. Bu sektörlerde faaliyet genellikle ya penceresi dahi olmayan izbe atölyeler ya da havalandırmasız fabrikalarda sürüyor. Bunun dışında maske bile dağıtılmayan işçilerin, deri ve kundurada kullandıkları kimyasal malzemeler ile tekstil işçilerinin maruz kaldıkları tozlar bu hastalığın bir başka etmenleri.

Türkiye'nin veremdeki kara tablosunun en büyük nedeni ise bırakalım hastalığın nedenlerinin ortadan kaldırılmasını hastalığa yakalananlarının dahi tedavilerinin yapılmaması oluşturuyor.

Süreyapaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Dr. Semih Halezeroğlu: "Ne yazık ki 20 yıldır bu branşta olmama rağmen 'biz başarılı olduk' diyemiyoruz. Her yıl ortaya çıkan yeni tüberküloz sayısı bir önceki yıla göre daha fazla. Tüberkülozlu hasta sayısını düşürüyor olmamız gerekirdi."

Dr. Halezeroğlu'nun isyanı aslorarak sağlığın, tedavi edici misyonundan soyundurularak bir kar kapısı haline getirilmesine. Sağlıktan tasarruf tedbirleriyle Türkiye'de verem tetkikleri dahi yapılmıyor.

Türkiye Ulusal Verem Savaş Dernekleri Federasyonu:

[foto]ok.png[/foto] Adana, Konya, Diyarbakır, Trabzon gibi büyük kentlerde bile bakteriyolojik tetkikin hala yapılamıyor olması bizi üzmektedir ve çalışan doktorları büyük sıkıntıya sokmaktadır. Dahası, hangi hastanın bulaştırıcı mikrop taşıdığını bilemez durumda kalıyoruz.

[foto]ok.png[/foto] Verem ilaçlarının geçtiğimiz 2005 yılında birçok ilde eksikliğinin olduğunu biliyoruz. Düzenli ve ücretsiz ilaç temini, bütün Dünya’da verem savaşının beş temel unsurundan birisidir. İlaç temininin aksadığı koşullarda, başarılı verem savaşından söz edilemez. Dünyanın bütün ülkelerinde devlet, verem hastalarının ilaçlarını ücretsiz sağlamaktadır. Verem ilacı eksikliği, bir doğal afet gibidir. Bu konuda aksaklık affedilemez.

[foto]ok.png[/foto] BCG aşısında, tüberkülin deri testi için kullanılan PPD solüsyonunda eksiklikler çok sık olmaya başlamıştır.
Bilinen en eski hastalıklardan birisi olmasına; sebebinin kesin olarak bilinmesine; 50 yıldır tedavisinin mümkün olmasına ve üstelik korunabilir bir hastalık olmasına karşın, halen dünyanın en yaygın ve ölümcül bulaşıcı hastalıklardan biri olmaya devam ediyor verem.

Sağlığın kar alanı haline getirilmesi ve tüm sosyal güvenlik uygulamalarının tasfiye edilmesiyle tarihe karışmış hastalıklar bile yeniden ortaya çıkmaya başlıyor. Kar alanı haline gelen hastanelerin kendileri ise Diyarbakır'daki Hepatic-C skandalında görüldüğü gibi birer hastalık ve salgın yayıcı "işletmeler" haline geldiler.

Ya barbarlık ya sosyalizm ikileminden büyük bir salgın tehlikesi ile verem sırıtıyor!

Sekiz ilaca dirençli iken İngiltere'de tedavi olan ve tekrar hayata geri dönen Tüberküloz Danışma ve Dayanışma Derneği'nin kurucusu Cenk Deliküçük: "Sekiz ilaca dirençli bir tüberküloz hastası iken ben ölmüyorsam herkes yaşayabilir. Tüberkülozdan ölmek kader değil. Tüberküloz önlenebilir bir enfeksiyondur."

Ölmek kader değil!..