Almanya'da yoksulluk ve "tasarruf" saldırıları

GÜNCEL
Çarşamba, 10 Ocak 2007 (19 yıl 9 ay önce)

Dünyanın en zengin ülkelerinden kabul edilen Almanya’da, son yıllarda yoksulluk tartışması sürekli gündemde. Alman devleti, halkın sırtına yüklediği “tasarruf” adı altındaki reform paketleriyle halkı yoksulluğa itti.




İnsanların alım gücünün azalması, gelecek kaygısının yanında dilenciliği, düşkünlüğü ve yozlaşmayı da beraberinde getiriyor.

Almanlar, kendi ülkelerinde gelecek umutları kalmadığı için ülkelerini terk ediyorlar. Sosyal Yardım Kuruluşlarının ve Kiliselerin günde bir öğün yemek dağıttığı binalardaki kuyruklar her geçen gün uzuyor.

Sekiz kişiden biri yoksul!

Federal İstatistik Dairesi verilerine göre, her 8 kişiden biri yoksul. 2004 yılında 10 milyon 600 bin kişi yoksulluk sınırı altında yaşadı. Bu da 2004 yılında 82 milyonluk nüfusun yüzde 13’ünün yoksul olduğunu ortaya koyuyor. Bunların 1 milyon 700 bininin çocuklar olduğu belirtildi.

Söz konusu araştırmada, yoksulların yüzde 43’ünü işsizlerin oluşturduğu, bunların da yüzde 8’inin yüksek okul mezunu olduğu belirtildi.

Yoksulluk Türkiyeli göçmenler arasında ortalama yüzde 18 milyon 700 bin dolayında olurken, bazı bölgelerde yüzde 47’ye kadar yükseliyor.



ÖZELLEŞTİRME SALDIRISI
Almanya Hükümeti, Kuzey Ren Westfalya (NRW) eyaletinde hizmet sektöründe özelleştirmeye giderek 2007’de 10 bin işçiyi atmaya hazırlanıyor. Ver.di sendikası, 2007 Ocak ayında CDU ve FDP koalisyonundan oluşan hükümetin NRW’de işten çıkartma planlarını teşhir etmek için Köln’de 100 bin bilidiri dağıttı. Ayrıca eyalette içinde bir çok örgütün katılımıyla “Bölge Birlik İnsiyatifi” de oluşturuldu.

Ver.di sendikasının Köln İşçi Temsilciliği Başkanı Peter Densborn, “Hükümet planını uygulamakta kararlı, direnişin genişliği ve hazırlıkları buna denk olmalı” diyerek kararın 2007’de protesto edilmeye devam edileceğini açıkladı.
2006 yılında yoksulluğun daha da arttığı tahmin ediliyor. Berlin’deki Federal İstatistik Bürosu Başkan Yardımcısı Walter Rademacher, “Almanya’da hayatın nimetlerinin bazılarına kapalı” dedi.

Sorumlusu sistemdir!

Almanya’da yoksulluğun bu kadar yükselmesinde, özellikle 2004 yılında getirilen sosyal yıkım yasalarının, üretimin esnekleştirilmesinin ve fabrikaların doğu ülkelerine kaydırılmasının büyük etkisi var. İnsanların alım gücünün azalması, gelecek kaygısının yanında dilenciliği, düşkünlüğü ve yozlaşmayı da beraberinde getiriyor. Bir dönemler umut kapısı olarak bakılan Almanya’da, refah düzeyinin yüksek olduğu bu ülkede, artık insanlar sokaklarda şişe toplayarak, çöplerde yiyecek arayarak, dilencilik yaparak karınlarını doyurmaya çalışıyorlar.

YAŞAMDAN KISITLAMALARA KARŞI EYLEM

Kuzey Ren Westfalya (NRW) eyaleti sadece hizmet sektöründeki özelleştirme saldırısının değil bir çok tasarruf polistikasının da hedefinde.

Hükümet 2007 bütçesinde, kreşlere, kadın bakım evlerine, çocukların okul sonrası eğitim gördükleri yerlere (Hort) yardımı kısıtlıyor. Kadın sığınma evleri ve kreşlerde verilen danışmanlık hizmetlerinde, aile yardımı ve eğitim araçlarına yönelik yardımlarda kısıtlamaya gidiliyor.

Ayrıca kreşler de özelleştiriliyor. Bu da bir çok emekçinin çocuklarını kreşlere, hortlara gönderilmesini engelleyecek. Parası olan çocuğunun eğitimini sağlayacak, parası olmayan eğitimden mahrum kalacak… Böylelikle çocuklar arasında eğitim eşitsizlenerek sınıfsal ayrımlar ana okullarına kadar indiriliyor. Aynı zamanda, kreşlerde çalışanlar da işlerinden olacak.

"Hükümeti hedef alıyoruz ve onların kısma politikalarına karşı mücadele ediyoruz ve artık yeter diyoruz!" sloganı ile kreş çalışanları, aileler, kadın sığınma evleri çalışanları yapılacak kısıtlamaları protesto etmek için, NRW çapında 20 Aralık 2006′da sokağa çıktı. Daha sonra eylemciler, Düsseldorf Eyalet Meclisi önüne gelerek yasaları protesto eden açıklamalar yaptılar.

Aşağıda Yaşanacak Dünya muhabirlerinin eylem alanında yaptıkları röportajlara yer veriyoruz:

Sizi tanıyabilir miyiz?
Adım Manuel, meslek eğitimi yapıyorum.

Eyleme neden katıldınız?
Ben Leverkusen’den geliyorum. Bizim orada da kesintiler yapılıyor. Yaşamımızı etkileyen her alanda kesinti yapılıyor. Bu eylemin amacı, çocukların eğitimini kısıtlamalarını ve kadınları koruyan kuruluşlara maddi desteğin kesilmesini protesto etmek. Ben bu eylemi yapanlarla dayanışmada bulunmak için katıldım.

Bu eylemde beklentin nedir?
Devlet kısıtlama politikalarını değiştirmesi gerekiyor. Zaten bunun için insanlar burada. Çocukların eğitim hakları, bu yasalarla ellerinden alınıyor. Buna izin vermemek gerekiyor.

Katılımı çoğaltmak için ne yapmak gerekir?
Katılım çok az, yaklaşık 200 kişi var. Büyük protestolar örgütlemek gerekir. Devletin kısıtlama politikası sadece kadın evlerine ve çocuklara yönelik değil, her alanda herkesi etkileyen kısıtlamalar var. Bunlar öğrenciyi, işçiyi de etkiliyor. Hatta sendikaları da bu eylemlere ve organizasyona çekmek gerekiyor. Ancak katılımı ve bileşimi böyle büyütebiliriz.

* * *

Sizi tanıyabilir miyiz?
Ben bir emekçiyim. İsim yazmanıza gerek yoktur.

Siz eyleme neden katıldınız?
Ben torunlarımın geleceği için buradayım. Kendimi okullarda yaşanan sorunlara adapte ettim. Devlet yasallaştırmak istiyor kreşlerin kapatılmasını. Çocukların eğitim ve pedagojik haklarını ellerinden almak istiyor. Aslında eğitim zaten kısıtlı bir de var olan hakları almaya çalışmaları doğru değil. Buna izin vermemek gerektiğini düşündüğüm için buradayım.

Katılımı çoğaltmak için ne yapmak gerekir?
Önceki eylemlerde daha azdık. Eylemleri daha ilgi çekici hale getirmek gerekir. Birde Belediye Meclisi ve Şehir Belediyesi ile çalışmak ve onları da eylemlere katmak gerekir.