Sinemaya ilk kez ne zaman gittiniz?..

Sinemadaki ilk şaşkınlığım kuyrukta o kadar insanı görmek oldu.

Cuma, 12 Ocak 2007 (19 yıl 9 ay önce)

Sinemaya ilk adım atıp, içeri girer girmez kuyruktaki o kadar insanı gördüğümde bir an çok şaşırdım. O an kendimi düşündüm de hani… Sinemaya bu kadar ilgi gösteriliyordu, ama ben şu an daha yeni yeni ilk adımlarımı kapıdan içeri atıyordum.

Tek kalmıştım sanki o kadar kalabalığın içinde. Arkadaşım biletleri almaya gittiğinde, bir ürpeti doğmuştu içimde heyecanım ve şaşkınlığımdan dolayı. Ta ki arkadaşın elindeki biletleri görene kadar.

Artık benim de bir biletim vardı! Kendimi ilk dondurmasını yemeye çalışırken üstüne döken bir çocuk gibi hissettim!..

Kapılar açıldığında filmin gösterileceği salona doğru yürümeye başladık. Bir seminer odasına benzemiyordu hani. Ben hariç, herkesin üzerinde sanki sürekli yaptıkları işlerindeki rahatlık vardı.
Bu yaşıma geldim ilk defa sinemaya gidiyorum. İlk izlediğim sinema filmi olması nedeniyle miydi bilmiyorum, ama hüzünlü bir filmdi; dolayısla da ağladım.

Zorunluluk mu?
Garip olan birkaç şey daha vardı. Yerlerimize oturup daha yeni yeni şaşkınlıklarımı üzerimden atmaya çalışırken, farkettim ki herkesin elinde popcorn, cola vb. abur cubur yiyecek ve içecekler vardı.
Neydi bunlar? Daha doğrusu bir zorunluluk muydu film izlerken bir şeyler atıştırıp, içmek? Maddi yönden de düşündürücü olduğu halde; onları dışarıda ucuz fiyata alabilmek yerine, içeride 2-3 katını verip oradan satın almak?.. Benim için bir şaşkınlık ama başkaları bir zorunluk galiba! “Popcornsuz film izlenmez”, ya da “Tadı olmuyor filmin bir şeyler yemeden” gibi.

Ama bana göre sinemada birseyler yemek "zorunluluğu" sonuçta çıkan gereksiz gürültülerden ibaretti!

Filmden daha dikkat çekici
İçimden aslında bir daha ki gelişimde, sevgilimle de gelme istediği doğdu. Çünkü çoğu gençler orada filmi izlemektense öpüşmeyi tercih ediyorlardı. Bu da mı bir zorunluluktu acaba?!

Garip bulduğum, anlam veremediğim bir olay daha: İnsanlar galeyana gelip neden iki de bir alkışlıyorlardı?.. Ki bana göre çok garipti, çünkü filmde oynayanlardan hiç kimse orada bulunmuyordu ki! Ya da bunlar milliyetçi duyguların ayağa kalkışı mıydı? Yani nerede ve hangi ortamda olursa olsun sergilenmesi zorunlu olan ilkel tepkiler…

Anlayacağınız, ilk sinema deneyimim, olayın kendisinden başka şeylerle doldu. “7. sanat”, “estetik” falan da ne?.. Çevreleyen ritüeller, filmden daha dikkat çekiciydi…


Yaşanacak Dünya, Sayı: 30, Ocak 2006