Sessiz ölüme son!

GÜNCEL
Çarşamba, 17 Ocak 2007 (19 yıl 9 ay önce)

İnsan Hakları Derneği bugün saat 12:30'da şubesi bulunan tüm illerde eylem yaparak Adalet Bakanlığı'na tecridin kaldırılması ve ölümlerin durdurulması için kart gönderdi.

İHD İstanbul Şubesi eylem yeri olarak Galatasaray'ı seçti. Kartlar gönderilmeden önce basına bir açıklama yapıldı. Açıklamada Sevgi Saymaz'ın Uşak Cezaevi'nde 263 gündür, 2 çocuk annesi Gülcan Görüroğlu'nun Adana'da 258 gündür ve Behiç Aşçı'nında 288 gündür ölüm orucunda oldukları hatırlatırarak, "F tipi cezaevilerinde 19 Aralık 2000 tarihinden bu yana uygulanmakta olan tecrit ve izolasyonun kaldırılması için 288 gündür hayatı ve ölümü bir arada yaşamaktadırlar" denildi.

Talepler ise şöyle sıralandı:

• Tüm cezaevlerinde tutuklu ve hükümlüler üzerinde tecrit koşulları kaldırılsın

• F tipi cezaevlerinde acilen 3 kapı açılsın, 9 tutuklu ve hükümlü birbirleriyle iletişim kurabilsin, ölüm orucu bu yolla sona ersin

• Cezaevlerinde tutuklu ve hükümlülerin savunma, şiddete maruz kalmama, sağlık, eğitim, beslenme, aileleri ve avukatlarıyla ve genel olarak dış dünya ile iletişim haklarına saygı gösterilsin

• Özellikle kadınların ve çocuk tutuklu ve hükümlülerin bulunduğu cezaevlerinde insan onuruna yakışan koşullar yaratılsın

Basın açıklamasında, Meclis Başkanı Arınç'ın cezaevlerinde iyileştirmeler sağlanacağı sözlerine rağmen her hangi bir adım atılmaması ve Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü'nün "sivil toplum örgütlerine kapımız açık" demesine rağmen İHD'nin randevu taleplerinin kabul edilmemesi hatırlatılarak İHD'nin tecrit işkencesinin daima takipçisi olacağı vurgulandı.

PARTİZAN AİLELERİ HASTA TUTSAKLARA DİKKAT ÇEKTİ

Bugün saat 13:00'de ise Partizan Şehit ve Tutsak Aileleri İHD İstanbul Şubesi'nde bir açıklama yaparak Sincan 1 No'lu F Tipi Cezaevi'nde bulunan hasta tutsakların durumlarını kamuoyunun gündemine taşıdı.

Kemal Ertürk: Hepatit B hastası olan Ertürk'te aynı zamanda yüksek tansiyon ve gizli şeker hastalığı da tesbit edilmiştir. Rahatsızlıkları yeni başlarken revir doktoruna çıkan tutsak, doktor tarafından "Hiçbir şeyin yok" denilerek hastaneye dahi sevk edilmedi. Aradan bir yıl geçtikten sonra farklı bir hastalık şikayetiyle gittiği hastanede kendisine şeker ve yüksek tansiyon tanısı konuldu. Bir yıl geciktirilen tehsiş ve tedavi süreci sonucu yapılan gözdibi muayenesinde yeni bir hastalığın geliştiği görüldü ancak hastalığın tedavisinin hastalık görmeyi engellediği zaman yapılabileceği tesbit edildi. Yani geciktirilen bir tedavi sonucu görmeyi engelleme olasılığı olan bir hastalığa davetiye çıkarıldı. Ertürk'ün varolan hastalıklarının kontrol altında tutulabilmesi için diyet ve ilaç tedavisi gerekmektedir. Cezaevi idaresi diyet yemeği vermediği gibi kantinde de diyete yönelik besinler bulunmamakta, ilaçları da cezaevi idaresi karşılamamaktadır. Kemal Ertürk, kas, baş ağrısı, halsizlik, yorgunluk, ateşlenme, gözlerde bulanıklık gibi şikayetlerinin yoğun şekilde artması üzerine sağlık kurulu raporu almak istemiş ancak hastaneye sevki yapılmamıştır. Havalandırma saatleri sınırlı olan ve tek kişilik hücrede kalan tutsağın sağlıklı yaşama şansı bulunmamaktadır.

Yaşar İnce: Hapishaneye getirildiğinde revir doktorunu acil müdahale gerektiren hastalıkları konusunda bilgilendirmiş; ve cezaevi idaresine de Hepatit B olduğunu, kalp sorunu, ülser, bel fıtığı ve böbreklerinde taş olduğunu belirtip acil tedavi görmesi gerektiğini söylemiştir. Ancak bu son derece ciddi hastalıklar için hastane sevki geciktirilmiş hastaneye yapılan son sevki ise askerlerin araç yok bahanesi ile engellenmiştir.

Ağrı M Tipi Cezaevi'nde tutulan Fadime Özkan'a kemik erimesi tehşisi konulduğu halde ilaçları verilmemekte, şizofren tehşisi konulan Mesut Deniz'in de tedavisi yapılmamaktadır ve hala tecrit koşullarında tutulmaktadır. Mesane kanseri Erol Zavar'ın ise tedavisi işkenceye dönüştürülmüştür.

Partizan Şehit ve Tutsak Aileleri hapishanelerdeki insani olmayan koşullara, tecrit ve izolasyona son verilmemesi; tedavisi yapılmayan tutsakların serbest bırakılması; hapishanelerdeki tutsakların tedavilerinin engellenmemesi taleplerini sıralayarak aksi takdirde yaşanacak ölümlerden Adalet Bakanlığı'nın sorumlu olacağını vurguladı.

Açıklamada Mesut Deniz'in avukatı da konuşarak tutsağa Savaş Kör'le aynı sürecin yaşatıldığına dikkat çekti!