İşler santraller işler yaşamlarımız bedeliyle

Yatağanlılar termik santral nedeniyle "Ölüyoruz" diye feryat ederken devlet, ilki 2012'de açılacak 5 nükleer santral için adımlarını hızlandırdı.

GÜNCEL
Çarşamba, 17 Ocak 2007 (19 yıl 9 ay önce)

Devlet, İran'la yaşanan doğalgaz krizine yaslanarak ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun da desteğini alarak nükleer santral çalışmalarına hız kazandırdı.

Nükleer enerjide Bakanlar Kurulu'nu teknoloji, yer seçimi, lisans verme konusunda yetkilendirecek olan "Nükleer Santral Kurulması ve İşletilmesine Dair Yasa Tasarısı" Meclis gündemine geldi.

Devlet 3 nükleer santral kurmayı planlıyor. 2012 yılında devreye girmesi planlanan ilk nükleer santral muhtemelen Sinop'ta inşa edilecek.

Santral için ihaleyi düşünmeyen bakanlık, işi en ucuz ve hızlı yapacak şirkete verecek. Nükleer santralda tercih "yap- işlet- devret" modeli. Nükleer teknoloji pahalı olması ve Türkiye'de enerji politikalarının sürekli değişmesi nedeniyle özel sektörün ilgi göstermemesi durumunda kamu-özel sektör ortaklığı gündeme gelecek.

Ayrıca nükleer tekellere devlet garantisi de sunulacak! "Nükleer Santral Kurulması ve İşletilmesine Dair Yasa Tasarısı"nda, üretilecek elektrik enerjisinin dağıtım şirketleri tarafından belirli bir süre satın alınması da zorunlu hale getiriliyor. Bu durum akıllara hemen Yuvacık Barajı örneğini getiriyor. Yuvacık Barajı'nda da emperyalist su tekeli Thames Water'a su alım garantisi verilmiş ve barajda su kalmamasına rağmen olmayan suyun parası işçi ve emekçilerin cebinden çıkmaya devam etmişti.

AKP Sinop Milletvekili Cahit Can, Meclis alt komisyonunda bugün ele alınan nükleer enerji toplantısında santralin Sinop'ta kurulmasını isteyerek, "Nükleer santraller madem zehirliyor, dünya zehirleniyor, bırakın biraz da biz zehirlenelim" dedi.

Bilim kisvesi altına dahi bürünme ihtiyacı hissetmeyen iktidar partisinin milletvekili, Türkiye'de yapılacak ilk nükleer santral olması nedeniyle santralin yapımında titiz davranılacağını iddia etti.

Nükleer santrale karşı Sinopluların, devrimci demokratik kamuoyunun ve çevreci örgütlerin eylemlerini "Sinop'a nükleer enerji santrali kurulmasını protesto edenleri kimler finanse ediyor?" şeklinde karalamaya çalışan milletvekili, santralin kurulması halinde Sinop'ta evlere bedava elektirik verilmesini istedi.

Yapılması istenen nükleer santralin Sinoplu emekçiler ve tüm Türkiye için nasıl bir tehlikeye yol açabileceğini ise en net şekilde Yatağan'daki mevcut termik santral gösteriyor.

Santralin termiği Yatağan'da her evde kanserden ölümler yaratmışken; bu durum nükleerin olası sonuçlarına dair kaygıları büyütüyor.

Yatağanlılar: Ölüyoruz!

Muğla'nın Yatağan İlçesi'nde kurulu bulunan termik santralin havadaki kükürtdioksit oranını tehlike sınırının 6 kat üzerine çıkartması üzerine Yatağan Çevre Platformu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na "Ölüyoruz" diye dilekçe gönderdi.

Dilekçede, meteorolojik verileri her gün gören, ne olacağını önceden bilen ve bilebilecek durumda olan santral yetkililerinin, buna rağmen üç üniteyi bir arada çalıştırdığını, kirlilik sınır değerlerin aşılmasına rağmen santralin çalışmasının sürdüğünü belirtip, yaklaşık 50 bin kişinin asit yağmurları altında kaldığını vurgulayarak,
Hangi üstün kamu yararı ilkesi 23 yıl boyunca 50 bin kişinin, asit yağmuru, partikül madde, toz, radyoaktivite ve gaz kirliliğine maruz kalmasını haklı gösterebilir?
diye sordu. Bakanlar Kurulu'nun kapatma kararını uygulamadığına da dikkat çeken platform,
Yöre halkı kansere yakalanacağı günü bekliyor. İlçemizde hemen her evden kanserden ölen ve kanser hastalığından tedavi görenler var. Üst solunum yolları hastalıklarına yakalanmayan yok denilecek kadar az. Ölüyoruz!
ifadelerini kullandı. Yatağanlıların cenazeleri gibi feryatları da devleti ilgilendirmeyecek.

Tıpkı dilekçelerin gönderildiği Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın bugün, Bergamalıların siyanürcü şirketin devlete kaç para kazandırdığı sorusuna “üretimin engellenmesine neden olabileceği” gerekçesiyle cevap vermemesi gibi...

Tıpkı yine bugün Yatağanlılar termik santral nedeniyle "ölüyoruz" diye feryat ederken Meclis'in gündemine nükleer santral kurulmasını alması gibi...

Burjuvazinin çıkarları için ölüme terk edildik, sadece Yatağan'da, Bergama'da, Sinop'ta, Dilovası'nda değil; sadece fabrika içi ve hastane-eczane önlerinde de değil; tüm ülkede oksijene ve suya dahi ulaşamayarak ölüme terk edildik...

Ağaçlar, kuşlar ve balıklarla birlikte doğacak tüm çocukların kaderi, yaşamlarımızı savunacak ellerimizdedir...