Yapı Kredi Yayınları önünde eylem

Üreti-Yorum Kolektifi, Yapı Sanatevi ve Tohum Kültür Merkezi tarafından sanatın metalaşmasına hayır denildi

GÜNCEL
Cumartesi, 20 Ocak 2007 (19 yıl 9 ay önce)

Tekelci sermayeleştirmeyi sanatın içine de yayarak işçi ve emekçilerin, halkın değerleri olan şairlerimizin, yazarlarımızın ürünlerini kar kapısına çevirip, internetten erişmemizi engelleyen Koç Holding ve Yapı Kredi Yayıncılık'a bugün "çek boynuzunu sanatımızından çek" denildi! Eylem, Üreti-Yorum Kolektifi, Yapı Sanatevi ve Tohum Kültür Merkezi tarafından Galatasaray'da saat 14:30'da gerçekleştirildi.







Ayağa Kalkın Efendiler
Behey! kaburgalarında ateş bir yürek yerine
idare lambası yanan adam!
Behey armut satar gibi
san'atı okkayla satan san'atkar!
Ettiğin kâr
kalmayacak yanına!
soksan da kafanı dükkanına,
dükkanını yedi kat yerin dibine soksan;
yine ateşimiz seni
yağlı saçlarından tutuşturarak
bir türbe mumu gibi damla damla eritecek!
çek elini sanatın yakasından
çek!
Çekiniz!

Bıyıkları Pomatlı ahenginiz
süzüyor gözlerini hala
koyda çıplan yıkanan Leyla'ya karşı!
Fakat bugün
ağzımızdaki ateş borularla
çalınıyor yeni sanatın marşı!
Yeter artık Yenicami tıraşı,
yeter!
Ayağa kalkın efendiler...

Nazım Hikmet - 1925



İnternetten erişimi engellenen şairlerimizden olan Nazım Hikmet'in şiirlerini halkla buluşturan eylem bir şenlik havasındaydı.

"Koç Holding şairimizden yazarımızdan elini çek" pankartının açıldığı eylemde Nazım Hikmet'in "Ayağa kalkın efendiler" şiiride pankartlaştırılmıştı.

"Sanatın metalaşmasına hayır", "Sevdalınız okur erişimine kapatılmıştır", "Sevdalınız hapistir banka kasasında", "Sanat banka kasasına sığdırılamaz", "Sanat metalaştırılamaz", "Hrant Dink'i katledenleri affetme" slogan ve şiarları ise ellerde taşınıyordu.

Geniş bir emekçi kitlesi tarafından sonuna kadar ilgiyle takip edilen eylem alkış ve sloganlarla başlayarak şiirlerle devam etti.

Daha sonra basın açıklamasına geçilmeden önce Hrant Dink anılarak "Nazım'ı hapislerde sürgünlerde çürütmeye çalışanlar bugün de Hrant Dink'i katlettiler" denildi. Yapılan konuşma Nazım'ın Akşam Gezisi şiirinin Yapı Kredi Yayıncılık tarafından kitaplarda sansürlenen kısmının okunması ile son buldu:

Bakkal karabetin ışıkları yanmış
Affetmedi bu ermeni vatandaş
Kürt dağlarında babasının kesilmesini
Fakat seviyor seni çünkü sen de affetmedin
Bu karayı sürenleri Türk halkının alnına...

Konuşma kitle tarafından "Faşizme Karşı Omuz Omuza" sloganıyla karşılandıktan sonra basın açıklamasına geçildi:
Kültür-sanat ürünleri metalaşmakla da kalmamakta, sermayeleşmekte, sermaye birikimi ve merkezileşmesinin konusu ve aracı haline getirilmektedir. Şu veya bu düzeyde toplumun yararlandığı, birikmiş her türlü maddi ve manevi değer, sermayeye çevrilmektedir. Paran kadar sağlık, paran kadar eğitim, paran kadar emeklilik, paran kadar doğa neyse; paran kadar şiir, paran kadar öykü, roman da odur! Çünkü tıpkı kamu hizmetleri gibi, kamuya mal olmuş kültür-sanat ürünleri de özelleştirilmektedir.
Basın açıklamasına Yapı Kredi Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Raşit Çavaş'ın hayatta olmayan sanatçıların ürünlerinin internetteki açık erişimi ve dolaşımına ilişkin söylediği “vahşice yağmalanma” sözü hatırlatılarak şöyle devam edildi:
Tıpkı, dev çaplı kentsel rantların üzerine çöreklenecek plazalara yer açmak için gecekonduları tepelerine yıkılan emekçilerin, kamu arazilerinin “vahşi yağmacılar” ilan edilmeleri gibi… Tıpkı aşırı çalışmayla çöken bedenlerini yeniden üretebilmek için, bir gıdım sosyal güvenlik hizmetinden yararlanan emekçilerin, devlet bütçesinin “vahşi yağmacıları” ilan edilmesi gibi… Öyle ya, Nazım’ın yapıtlarını internetten açık erişimle okuyan şiirseverler de, Nazım’ın “vahşi yağmacıları”dır! Hayır! İşçi ve emekçilerin emek gücünü olduğu gibi emek gücünü yeniden üretme olanaklarını da vahşice yağmalayanlar, gecekondu arazilerini vahşice sermayeye çevirenler, Nazım ve diğer büyük yazar ve şairlere sağlıklarında kan kusturanlar da, bu sanatçılar öldükten sonra onları sermaye haline getirip yağmalayanlar kapitalistlerdir!
Basın açıklaması, tüm gerçek şiirseverlere, işçi ve emekçilere, aydın ve sanatçılara, şiirlerin açık erişimine koyulan yasağın kaldırılması için geniş katılımlı bir kampanyayla mücadele etme çağrısı yapılarak son buldu.

Eylem ise kavga şarkıları ile devam ederek, Nazım şiirlerinin tınısı gitar ve flüt eşiliğinda kitleden yankılandı.

Klasik basın açıklamalarından farklı olarak eylemin sanatsal içeriği, şarkı ve şiirlerin okunması çevreden geniş bir ilgi topladı. Sözleri Nazım'a ait olan "Güzel günler göreceğiz çocuklar" şarkısı hep bir ağızdan okundu. Kısa sürede kitleyle kaynaşan izleyiciler de eylemcileşti.

Eylem, kitlenin yüzünü YKY'nin satış mağazasına çevirerek yaptığı alkış ve ıslıklı protestoyla noktalandı.

Daha sonra eylemciler hazırladıkları bildirileri İstiklal Caddesi boyunca şiirler ve sloganlar eşliğinde dağıttılar.

Eylem bundan sonraki eylemlerimizi de zenginleştirecek bir deneyim olarak mücadele haznesindeki yerini şimdiden aldı.