Hrant Dink'in katledenlerin ırkçı-faşist çete ve devlet bağıntılarının ortaya dökülmesi, devleti köşeye sıkıştırıyor. Suçüstü yakalananlardan İstanbul Valisi Muammer Güler ve Özel Kuvvetler eski komutanı Veli Küçük'ün panik halinde yaptıkları “olayla valla billa ilgimiz yok” açıklamalarından sonra, cinayetin ırkçı-faşist çete ve devlet bağlantılarının üstünü örtmeye çalışan bir açıklama da İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'tan geldi.
Cerrah yaptığı açıklamada “Cinayetin herhangi bir siyasi boyutu ve örgüt bağlantısı yok. Zanlı, milliyetçi duygularla cinayeti işlemiş. Arkadaşı Yasin Hayal'le de bu konuda görüşmelerde bulunmuş.” dedi.
Devlet ve polis Nizam-ı Alem Ocakları'nın üstünü örtmeye çalışıyor. Tetikçi ve azmettiricisinin Nizam-ı Alemci (şimdiki adıyla Alperen Ocakları) olduğu herkesçe bilinir hale geldiği halde, İstanbul Emniyet Müdürü büyük bir yüzsüzlük ve sahtekarlıkla “cinayetin organize bağlantısı olmadığını” söylüyor.
Devlet, Danıştay cinayetinde de tetikçinin Nizam-ı Alemci olduğunu örtbas etmişti. Tetikçiyi “meczup” ilan edip, ortaya dökülen Nizam-ı Alem, TSK ve Özel Kuvvetler Komutanlığı, emekli general Veli Küçük bağıntılarını hasır altı etmeye çalışmıştı. Devlet, büyük bir yüzsüzlükle bir kez daha ırkçı faşist kontrgerilla çetesi bağlantısının üstünü örtmeye çalışıyor. Çünkü devletin kendi yaratığı olan bu kontrgerilla çetesinin biraz üzerine gidilmesi bile, sitemizdeki “Nizam-ı Alem'den Hizbulkontra'ya” yazımızda ortaya koyduğumuz gibi, TSK ve ÖKK'ya kadar temel devlet bağıntılarının da ortaya saçılmasına yol açacak.
İstanbul Emniyet Müdürü, “Cinayetin herhangi bir siyasi boyutu olmadığı” yalanını da, cinayete öfke dolu milyonların gözüne baka baka söylüyor. Böylece, büyük bir pişkinlikle cinayetin ırkçı-faşist siyasal karakteri de hasıraltı edilmeye çalışılıyor.
Cerrah, bununla da kalmayıp “Zanlı, milliyetçi duygularla cinayeti işlemiş.” diyor. Yani cinayetin ırkçı-faşist çete ve devlet bağıntısını ve içeriğini örtmekle kalmayıp, bir de üstüne adeta meşrulaştırmaya kalkışıyor. “Milliyetçi duygularla” dolan polis şefinin, faşist tetikçiyi bir “tosunum, koçum benim! Her şey vatan için! Vatan için kurşun sıkan da şereflidir!” diye alnından öpmediği kalıyor. "İyi çocuklar"ı severler...
Suçüstü yakalanan valiler, kontrgerilla generalleri, emniyet genel müdürleri.... gözümüzün içine baka baka cinayetteki kanlı ayak izlerini saklamaya ve aklamaya çalışa dursunlar. Bu sefer bu işten yakalarını sıyırmaları kolay olmayacak. Kitleler yakalarına yapıştıkça, hesap sordukça, gerçek katillerin daha çoook “olay yeri örtbas etme raporu”na tanık olacağız. Debelendikçe batacaklar, fakat onların ipini çekmek bizim elimizde.