Katil Devlet Hesap Verecek!

Bu cinayetten bu ülkenin emekçileri olarak biz sorumlu değiliz. Ama hesabını layığınca soramamaktan, biz sorumlu olacağız.

GÜNCEL
Pazartesi, 22 Ocak 2007 (19 yıl 9 ay önce)

Kadın ve erkek işçiler, emekçiler, gençler!

19 Ocak günü Hrant Dink’e sıkılan faşist kurşunlarla bir kez daha gördük ki, bu ülke bir emekçiler ve halklar hapishanesidir.

Bir kez daha gördük ki, bu emekçiler ve halklar hapishanesinde, faşist devlet, yaşamımızı ve özgürlüğümüzü ahtapot gibi boğuyor.

Bir kez daha gördük ki, “Katli vaciptir” fetvası çıkaran Genelkurmay’dan emre uyan kontrgerillaya, Adalet Bakanlığı’ndan faşist Kemal Kerinçsiz gibi sözde hukukçulara, Veli Küçük’ten “İşsizdir, gençtir” diye mazur gösterilmeye çalışılan tetikçiye, Çeçenistan dağlarından Trabzon’a… kanser gibi yayılan bu aygıt, katliam ve cinayetlerle, halkları en pespaye demagojilerle ağına düşürerek ayakta duruyor.

Kardeşler!

Hrant Dink cinayeti, gerçekleşme biçiminden arka planına dek bir "Filler tepişirken çimenler ezilir" hikayesidir. Başta Genelkurmay olmak üzere işbirlikçi tekelci burjuvazinin ve devletin hiçbir kurumu yoktur ki, bu cinayetle, onu hazırlayan koşullarla doğrudan ya da dolaylı ilgisi olmasın. Burjuvazi ve devlet adına, burjuva medya adına şimdi "Hepimiz sorumluyuz" diye timsah gözyaşları dökenler, "Nefretle kınıyoruz" mesajları yayınlayanlar, suçlarını örtmek isterken gerçekte itiraf ediyorlar. Karşıdevrim kampı içerisindeki çatışmanın, rejim krizinin şişede durduğu gibi durmayacağını, çatışma her şiddetlendiğinde bunun faturasının emekçilere, devrimci ve demokratlara estirilen terörle çıkacağını unutturmaya çalışıyorlar. Bütün amaçları, cinayetin yarattığı büyük öfkeden sıyrılmak, onu bir tetikçinin pis ellerine yönelterek en kısa sürede havanın dönmesini sağlamak. Bunun için ise, emekçilerin öfkesi ve kavgası ile hiçbir ilgisi olmayan, karşıdevrim içerisindeki çatışmanın tarafı ve payandası olan liberallere topu atıyorlar.

Boşuna! O sözde "radikal" liberalleri çok iyi tanıyoruz. Susurluk’tan sonra "Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" diye meydanlara çıkıp ilk fırsatta öfkemizi TÜSİAD’ın çıkarlarına bağlamaya çalışanlar mı faşist rejim karşısında bizi temsil edecek? Bu toprakların ezilen halklarının, Kürtlerin, Ermenilerin, Arapların acılarının cesaretle dillendirilmesinin rantını yiyenler mi? En yaşamsal haklarımızın birer birer satılık hale getirilmesinden "Modernleşiyoruz" diye gururlananlar mı sesimiz olacak!

Kardeşler!

Bu cinayetten bu ülkenin emekçileri olarak biz sorumlu değiliz. Ama onun hesabını layığınca soramamaktan, bu ırkçı faşist rejimin üzerine yürüyememekten biz sorumlu olacağız. Cinayetin küllendirilmesine, ilk öfkemizi akıttıktan sonra unutulup gitmesine izin vermemek bizim elimizde. Bu dava, bu kavga artık işçi ve emekçilerin kavgasıdır. Sorumlularını bir bir karşımıza dikmedikçe, Genelkurmay ve kontrgerilla başta olmak üzere bu kanlı aygıtın üzerine gitmedikçe, öfkemizi işbirlikçi tekelci burjuvaziye ve onun devletine, faşist yasak ve yasalara yöneltmedikçe, onlar yaşamlarımızı ahtapot gibi sarmaya devam edecekler. Buna izin vermeyelim! Sermayenin ve devletinin üzerine yürüyelim!

- MGK, kontrgerilla, MİT dağıtılsın!
- MHP, BBP, Ülkü Ocakları, Nizam-ı Alem Ocakları kapatılsın!
- Faşist odakları dağıtalım!
- Katilleri emekçiler yargılayacak!
- Adalet Bakanı istifa!
- 301. madde ve tüm faşist yasalar iptal edilsin!
- Emekçilere özgürlük, kahrolsun faşist diktatörlük!
- Kurtuluş devrimde, kurtuluş sosyalizmde!

ALINTERİ