Sinik ve sessiz kalmayacağız

Yaşanacak Dünya okurları sürdürdükleri Alınterimle Buradayım kampanyası çerçevesine söylesi düzenledi

GÜNCEL
Pazartesi, 22 Ocak 2007 (19 yıl 9 ay önce)

"Alınterimle buradayım!” kampanyası kapsamında 21 Ocak’ta Almanya’nın Köln kentinde bir söyleşi gerçekleştirildi. Söyleşide, eski sendikacı Yılmaz Karahasan, Köln Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden Doçent Doktor Erol Yıldız ve Yaşanacak Dünya Gazetesi temsilcisi kırk beşer dakikalık sunumlar yaptılar.

Karahasan, 1958 yılından beri Almanya’da yaşayan öncü bir işçi ve sonrasında da profesyonel sendikacılık yapmış uzman bir kişi. Eski IG-Metal Yönetim Kurulu Üyesi olan Karahasan, Türkiyeli göçmen işçi tarihinin ilk evrelerinden başlayarak, sendikalarla ilişkisinin çeşitli tarihsel kesitlerde nasıl bir seyir izlediğini deneyimlerinden de süzülen örneklerle birleştirdiği canlı bir sunum yaptı. Alman kapitalizminin ihtiyaç ve yönelimleri, çeşitli kesitlerde kazandığı içerik ve bunun özelde göçmen işçilere yansıması boyutlarına da değinerek konuşmasını derinleştirdi. Neoliberal saldırganlığın işçi sınıfının yapısı ve bileşimi üzerinde yarattığı yapısal değişimlere ve parçalayıcı-dağıtıcı sonuçlara vurgu yaparak devam eden Karahasan, “En olumsuz, en umutsuz gibi görünen dönemlerde bile bir çıkış vardır. Devrimci olmanın, sosyalist olmanın anlamı da burada saklıdır!” sözleri ile noktaladı konuşmasını.

Köln Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde doçent olarak çalışan Erol Yıldız da konuşmasını eğitim politikalarının sınıfsal özünün açımlanması üzerine oturttu. Genel olarak eğitimin ve eğitim dilinin orta sınıflar ve burjuva çocuklarının ihtiyaçlarına göre belirlendiğini, bu durumun Alman emekçi çocuklarının uyumuna da yansıdığını, kendi dilleri olmasına rağmen zorlanıp, elendiklerini örneklerle açıkladı. Ve eğitimin bu sınıfsal karakterinin göçmen çocukları açısından daha ayrımcı ve dıştalayıcı bir karakter kazandığına değinerek asimilasyoncu ve eleyici yaklaşımı örneklerle açımlayarak derinleştirdi. Yıldız, Alman eğitim modelini, bu modelin dayandığı temel felsefeyi sermayenin ihtiyaçlarına bağlayarak ve somut örneklerle açımlayarak özetledi. Aynı zamanda Almanya’nın eğitimdeki başarısızlığını göçmen işçi çocuklarının varlığına bağlayarak ırkçı söyleme buradan da kan taşıyan resmi yaklaşımı da teşhir ederek, “Ana dilde eğitim” hakkının önemine vurgu yaptı. Eğitim modelinin parçalı ve kategorize edilmiş yapısına karşı, “İlk öğrenimin kesintisizce 10 yıl olduğu bir eğitim sistemi yaratılmadıkça göçmen çocuklarının ve Alman emekçi çocuklarının bu sistemde şansı yoktur!” diyerek, 1970’lerde işçi sınıfının mücadele taleplerinden biri olarak NRW Eyaleti’nde kabul ettirilen Gesamtschule tipi okulların (ilk ve orta eğitimin birleşik olduğu okullar) bir model olabileceğine değindi. Yıldız’ın konuşmasını böyle somut önerilerle içeriklendirmesi salonda ilgi ile karşılandı.

Yaşanacak Dünya adına yapılan konuşma ise “Alınterimle buradayım!” kampanyasının hangi ihtiyaçlar üzerinden yükseldiği ve neleri hedeflediği özetleyerek bu çalışmanın büyütülmesi için herkesi katkı yapmaya çağıran bir içerikteydi. Konuşmanın dayandığı temel eksen, göçmenlere dönük saldırgan-ırkçı söylem, politik düzenleme ve her türlü ayrımcı-eşitsiz yaklaşıma karşı mücadelenin kapitalizme karşı mücadelenin önemli bir parçası olduğu ve yerli emekçilerle birleşik bir mücadelenin konusu haline getirilebildiği oranda anlamlı sonuçlara ulaşılacağıydı.

Etkinlik öncesi geniş kesimlere ulaşılmış olmasına rağmen bu çabaya denk bir katılım gerçekleşememiş olsa da içeriğindeki canlılık ve düzeyle büyük bir ilgiyle izlendi. Sunumlardan sonra soru ve cevaplarla söyleşi daha da derinleşti. Program, Yaşanacak Dünya Gazetesi çalışanlarının hazırlayıp sunduğu şiir ve müzik dinletisi ile son buldu.

“Alınterimle buradayım” kampanyası, etkinlik ve eylem süreçlerine farklı kesimleri de katacak düzeyde genişleyerek büyüyecek. Daha sonraki etkinliklerde buluşmak üzere…