Bu katili de şair yaptılar

GÜNCEL
Cumartesi, 27 Ocak 2007 (19 yıl 9 ay önce)

Büyük Birlik Partisi'ni aklama, aynı zamanda da aba altından sopa gösterme hareketi devam ediyor. Bir kaç gün önce gazetelerde Hrant Dink'in ırkçı faşist tetikçilerinin bir süre önce, "BBP'ni yeterince radikal bulamayarak ayrıldıkları" yönünde haberler çıkmıştı. Bugün de Zaman gazetesinde BBP Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun röportajı yayınlandı.

Özellikle ön giriş yazısıyla birlikte röportaj baştan aşağı kontra partisinin ve başının güzellemesi niteliğinde.

Zaman gazetesi, Muhsin Yazıcıoğlu'nu şair olarak lanse ederek, "şair parti lideri" olarak nitelendiriyor. Ve hatta şöyle deniliyor: "Yazıcıoğlu, şiddetin kaynağında rol üstlenenlerden biri değil."

Kenan Evren'in de ressam yapıldığı göz önüne alınırsa yabancısı olduğumuz bir durum değil. "Şair", "ressam" sıfatları ne kadar yapıştırılmaya çalışılırsa çalışılsın katillikleri örtülmüyor. Nitekim Muhsin Yazıcıoğlu'nun "şairliği" de katilliğinin bir yansıması. Röportajda, Yazıcıoğlu, Hrant Dink ile ilgili yazdığı bir şiiri de okuyor. Yazıcoğlu röportajında da döne döne vurguladığı Osmanlı'nın devşirme geleneğini şiire taşıyor: "Kan sızıyor Fırat'ın delinmiş tabanından toprağıma / Bağrındaki bütün Mehmetler ağlıyor / Oğlunun adını Fatih koyan bütün Ermenilerle birlikte..."

Röportajda Yazıcıoğlu, "Viyana kuşatmasında, tünel kazanların (lağımcılar) çoğunun Ermeni" olduğunu vurguluyor. Yani ya aslını inkar edip adını Fatih koyarak bizim askerimiz olursun ya da ölürsün.

Şiirin daha tehditkar olan diğer bölümleri ise şöyle: "Yine bir korku ve telaş arasında kalakaldık, / Yine ne derler diye endişelendik maktulün başında / Timsah gözyaşlarından daha masum değil gözyaşlarınız / Caniyi besleyen korku ve telaşlarınız / Hep korku ve telaşlarınızla süslediğiniz çatışma kültürünüz / İnsan hakları söylemleriniz, medya maydanozu liberalleriniz"

Herhalde adamlarından birine yazdırdığı "şiir"in derdini yeterince anlatamadığını düşünmüş olmalı ki, röportajda beylik jargonuyla devam ediyor:

Cinayet cinayettir. Herkesin üzerinde durduğu gibi, maktulün Ermeni olması elbette farklı bir boyut katıyor bu cinayete. Cinayet ile onun Ermeni olması arasında doğrudan bir ilişki görmüyorum. Çünkü ASALA birçok diplomatımızı şehit etti. Türkiye'de bir tek Ermeni'nin burnu kanamadı.