AvEG-KON, ADHK, ATİK, BİR-KAR ve Yaşanacak Dünya Gazetesi sosyal ve siyasal konularda eylem birlikteliği kararı aldı.
23 Ocak 2007 tarihinde toplanan ve aşağıda imzaları bulunun Demokratik Kitle Örgütleri olarak, gelecek sürece yönelik etkinliklerde sosyal ve siyasal konularda birlikte duruş sergileme kararı almış bulunmaktayız. Bu birliktelik; sabırlı ve inatçı bir çalışmayla, tabanın ve kitlelerin inisiyatifini uzun vadede açığa çıkarma, pekiştirme girişimi şeklinde anlaşılmalıdır. Görüşmemizin, Ermeni ulusuna mensup ilerici-aydın Hrant Dink’in faşist devlet merkezli senaryolar eşliğinde sivil faşist güçlerce katledilmesinin hemen sonrasına rastlaması, politik değerlendirmelerimize ayrı bir anlam katmıştır.
Ne var ki; faşist T.C. Devleti ve Hükümetince katilin ve yandaşlarının adeta ‘mağdur’ gösterilerek aklanmak istenmesi, resmi zihniyetin bildik aymazlığına yine canlı bir örnektir. Aynı şekilde, muhtemel sınır ötesi yeni operasyonlar için ‘Meclis Gizli Görüşmesi’ ülkemizdeki egemenlerin çözüldükçe saldırganlaşmalarına dair başka bir çırpınış paradigmasıdır. Türkiye’deki son günlerin siyasal iklimi ve gündemlerin değişen hızı, bu bakış açısıyla değerlendirilmelidir.
Ortadoğu halklarının cesur direnişleri, emperyalist savaş makinalarını ‘bataklığa’ sürüklenme durumuna getirmiştir. İşgal altındaki bu coğrafyanın birçok ülkesinde halk kitlelerinin direnişleri haklılıklarından aldıkları güçle büyümektedir. Yine Avrupa’da, Paris banliyölerindeki ‘sefillerin’ isyan ateşi; göçmenlere ve ‘en alttakilere’ yönelik burjuva uyum ve sosyalizasyon politikalarının çürümüşlüğünü açığa çıkarmıştır. İş Sözleşmesi Yasaları’na karşı Fransa gençliğinin ve emekçilerinin ortak direnişi, Yunanistan emekçilerinin ve memurlarının dinmeyen grevleri, Bolkestein yasalarının toplumsal karşı çıkışlar sonucu kismi iptali ve çeşitli tekeller bünyesinde toplu işten çıkarmalara karşı Avrupa’da gelişen işçi-emekçi eylemleri, egemenlerin dizginsiz sömürü politikalarına karşı ciddi toplumsal itirazlardır ve bizlere de umut aşılamaktadır.
Yerküremizin her karesinde; emperyalistler ve onların tescilli uşakları yeni zulüm ve sömürü mekanizmalarını devreye koymaktadırlar. Kültürel, sosyal, siyasal, hukuksal ve ekonomik, toplumsal bütün alanlarda halklara ve emekçilere tam bir dejenerasyon, politik yıkım ve dizginsiz sömürü dayatılmaktadır. Bu nedenle, uluslararası arenada halkların ve emekçilerin birlikteliklerini güçlendirmek, elzem bir hal almaktadır. Siyasal ve ekonomik nüfuz alanlarını yeniden paylaşmak eksenli kızıştırılan emperyalist rekabet ve bu hegemonya dalaşını maddi olarak beslemek amaçlı sürdürülen neo-liberalizmin sonuçları ‘önleyici savaş’ stratejisi adı altında tüm dünyada ölüm saçmaktadır. Dünyamızı yaşanılmaz kılan budur.
Göçmenlerin değil de, uluslararası büyük sermayenin çıkarlarını merkeze alan egemen göçmenlik politikaları, bizlerin yaşamını da giderek zorlaştırmaktadır. Avrupa’da işçileri ve çeşitli halk katmanlarını yerli-yabancı, entegre olan-olmayan, dil bilen-bilmeyen, yaslara uyan-uymayan gibi suni ayrımlar yoluyla bölmek istemektedirler. Göçmen-müslüman fobisi yaratan yeni anti-terör yasaları, nice bedellerle kazanılan ve hızla budanan politik-demokratik haklar, düşürülen işçi ücretleri, en alttakilere dayatılan sosyal yıkım ve nihayetinde işçilerin örgütlenmesini kırmayı da hedefleyen esnek-mobilize üretim modelleri; sömürü ve baskı mekanizmalarının Avrupa coğrafyasındaki yaşanan son örnekleridir. Nisbi refahın görece yüksek olduğu bu coğrafyada yoksulluk sınırı ölçümleri korkunç boyutlardadır. (örneğin Almanya’da bu sayı 10,6 milyona ulaşmıştır.)
Irkçılık, ayrımcılık, farklı olanı horlama, hizaya gelmeyenleri sınırdışı etme işlemleri resmi devlet politikalarıdır. Devletsel, kurumsal, toplumsal, bireysel ırkçılık politikaları AB ülkelerinin resmi göçmenlik politikalarının özünde vardır. İstihbarat örgütlerinin cirit attığı örgütlü faşist partilerin büyüyen saldırıları, aynı amaca hizmet etmektedir: ‘Böl, parçala, yönet’! AB ülkeleri içinde inceltilmiş asimilasyon, ırkçılık ve kültürel dejenerasyon politikaları, emekçi kitlelere sürekli dayatılmakta ve bunlar sınıfsal birliğimizi-kardeşliğimizi parçalamayı hedeflemektedir.
Bu anlamda; biz, aşağıda imzası bulunan kurumlar olarak; gelecek döneme yönelik takvimsel ve güncel faaliyetlerimizde, ortak paydalarda buluşma eğilimini güçlendirmeyi, saldırıları birlikte göğüslemeyi esas alan bir yönelim içinde olacağımızı kamuoyuna deklare ediyoruz. Mücadelemize yeni bir içerik ve ruh kazandıracak olan bu birliktelik ve yönelim, başka kitle örgütlerinin ve enternasyonal alandaki yerli kurumların imzasına ve katılımına da açıktır. İmzası bulunan bütün kurumlarımızın yerel temsilcilikleri bu anlamda düzenli olarak ayda bir buluşmalı ve aldığımız kararları pratiğe dönüştürmelidirler. 8 Mart, 20 Mart İşgalin Yıldönümü, 1 Mayıs gibi takvimsel aktivitelerde birlikte ve aktif bir duruş sergilenmelidir.
Kahrolsun Emperyalizm, Faşizm Ve Her Türden Gericilik!
Yaşasın Halkların Kardeşliği!, Yaşasın Devrimci Dayanışma!
Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AvEG-KON), Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu (ADHK), Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK), İşçilerin Birliği-Halkların Kardeşliği Platformu (BİR-KAR), Yaşanacak Dünya Gazetesi