Tarih hükmünü vermiştir: Dink cinayetinin sorumlusu devlettir! Ortaya çıkan belgeler, hiç kimsenin inkar edemeyeceği kadar açık ve net olarak bunu söylüyor. Poster servisinin amacını ele veren görüntüler yayınlandı; devlet yeni cinayetlere hazırlanıyor.
Dink cinayetinin azmettiricisi devlet yeni katiller yetiştirmek için işe koyulmuşken yakayı ele verdi. Hrant Dink'in katili Ogün Samast'ın Atatürk posteri önünde çektirilen fotoğrafı daha önce basına yansımıştı. Katil Samast'ın cürümleri Yasin Hayal ve Erhan Tuncel'den başka asıl "abi"leri jandarma ve polis onu kahramanlaştırarak yeni katiller yetiştirme, yeni cinayetleri teşvik etmek amacıyla fotoğrafını çekmiş ve basına servis etmişti.
Eylemi üstlenme anlamına gelen bu poster servisi İçişleri Bakanlığı tarafından “araştırıyoruz” denilerek geçiştirilmişti. Poster dağıtmanın, aslında Şemdinli'de suçüstü yakalanan kontrgerilla tetikçilerinin, Yaşar Büyükanıt tarafından “Onlar iyi çocuklar” denilerek sahiplenilmesinden bir farkı yoktu. Onları sahiplenmek, aklamak, dahası yeni tetikçiler yetiştirmek için, özendirmek için onları kahramanlaştırmaktır bu. Diğer bir ifadeyle yeni cinayetlere hazırlıktan başka bir şey değildir. Posterin planlı ve hedefli olduğu her şeyinden belliydi. "Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez"dir! Kahraman Samast da kutsal vatan toprağını kaderine terketmeyerek, bir vatan hainine gerektiği gibi davranmıştı!! Bayrak altında çekilen fotoğrafların mesajı buydu.
Nitekim posterden sonra, katilin gözaltında çekilen ve dün TV'lere yansıyan görüntüleri de bunu kanıtlıyor; verilmek istenen mesajın bu olduğunu gösteriyor. Samsun Emniyet Müdürlüğü'nde jandarma ve polisin birlikte çektiği ortaya çıkan kamera görüntülerinde Atatürk'ün sözlerinin fotoğrafta yer alması için çaba sarfedildiği, katilin eline bayrak verildiği görülüyor.
Görüntüyü videoya kaydeden jandarma, arkadaşlarına seslenerek, "O yazıyı şöyle kafasının üzerine denk getirebilir miyiz arkadaşlar" diye soruyor. "Ogün'ü yazının tam altına getirin. Vatan toprağı kutsaldır yazısının altına getirin" diyor. Bunun üzerine diğer iki jandarma, "Oradan görünmüyor mu?" diye soruyor. Çekim yapan jandarma, "Hayır tam görünmüyor, biraz daha altına getirin" diyor. Bu sırada, çekimi yapan jandarma, hatıra fotoğrafı çektirmek isteyen arkadaşına "Şapkanı çıkar, saçını da düzelt" diyor. Ogün Samast'ın yanında poz veren jandarma, saçını düzeltiyor. Daha sonra, karkolda bulunan, muhtemelen Genelkurmay'a bağlı Özel Harp Dairesi adlı konrgerilla biriminden sivil giyimli başka biri de Samast'ın yanına gelerek "hatıra fotoğrafı" çektiriyor. "Bir de bu yönden çekeyim" şeklinde konuşmaların geçtiği klip çekimi katilin devlet katında nasıl “hürmet” ve makbul gördüğünü belgelemekten başka gerçek katilin de kim olduğunu gösteriyor. Gerçek katil devlettir.
Ortaya çıkan veriler hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak kadar açıktır: Dink cinayeti devlet komutası ve yönlendirmesiyle yapılan bir kontrgerilla eylemidir. Daha ilk günden itibaren “Hrant Dink, ırkçı-faşist katillerce öldürüldü. Dink'i katledenlerin doğrudan ya da dolaylı olarak Genelkurmay eksenli kontrgerilla olduğu herkes için açık olmalıdır.” demiştik. Rejimin karakterinden ve geleneklerinden, siyasi konjonktürün doğru tahlil edilmesinden, Hrant Dink'in siyasal kimlik ve tutumundan ve kimler için hedef olduğundan çıkarılan bu sonuç daha cinayetin ikinci günü ortaya saçılan somut verilerce de doğrulanmıştı. Günler ilerledikçe bu yargıyı doğrulayan pekçok veri kamuoyunun önüne serildi. Katilin kimliği ve "abi"lerinin emniyetle, kontrgerillacı generallerle ilişkileri sonraki günlerde ortaya çıktı. Emniyet ve jandarmanın, İçişleri Bakanlığı'nın rededemeyeceği denli açık olan kanıtlar cinayetin devlet tarafından işlendiğini belgelemektedir. Kan ve irin rejimini, katiller düzenini az çok tanıyan herkes Dink cinayetinin ferdi bir eylem olmadığını, devletin komutası ve yönlendirmesiyle yapıldığını teslim eder.
Bu ülke gözaltında kayıplara, faili meçhul kalan kontrgerilla cinayetlerine, köy yakmalara, Maraş, Sivas ve Gazi katliamlarına tanık olmuştur. Dink cinayeti de devletin bu tür eylemlerinden biri olarak tarihe yazıldı, belgelendi. Düzenin yargısı ne derse desin tarihin hükmü budur. Şimdi bu failin yakasına yapışmaya gelmiştir sıra; onun üstüne üstüne gitmek, katliamları, cinayetleri için ondan hesap sormaya gelmiştir sıra...