Patron dayağı iş kazası oldu! İşçiler kum torbası mı?

GÜNCEL
Cuma, 2 Şubat 2007 (19 yıl 8 ay önce)

Mülkün temeli olan burjuva adaleti patron dayağını iş kazası kapsamına aldı. Benzer olaylarda emsal teşkil edecek bir karara imza atan mahkemeler sigortalı işçinin patronundan dayak yemesini iş kazası saydı.

İşçisini feci şekilde dövüp hastanelik eden, her iki kulağında da yüzde 40 işitme kaybına neden olan patron, "iş kazası tazminatı" ödeyecek.


Mehmet Nusretoğlu
2001 yılında, İstanbul Kadıköy'deki bir restoranda komi olarak çalışan Mehmet Nusretoğlu, çalışma esnasında bir anlaşmazlık yüzünden patronuyla tartışmaya başladı. Patronu tarafından ağır şekilde dövülen Nusretoğlu, arkadaşlarınca hastaneye kaldırıldı. Kadıköy Adli Tıp Kurumu'ndan 15 gün iş göremez raporu alan işçinin sağ kulağında 40 desibel, sol kulağında da 43 desibel işitme kaybı tespit edildi.

İşçi Mehmet Nusretoğlu, patronu İmam Özcan'dan şikâyetçi olarak hakkında yaralama suçundan ceza davası açtı. Mahkeme, restoran sahibi Özcan'a kısa süreli bir hapis cezası verse de bu cezayı da erteledi.

Nusretoğlu o güne kadar ki tüm birikimini hastane masraflarına harcayınca, patronu hakkında uğradığı maddî ve manevî zararın karşılanması talebiyle Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ayrı bir dava daha açtı.

Asliye Hukuk Mahkemesi, olayın işçi-işveren ihtilafından kaynaklandığını gerekçe göstererek görevsizlik kararı verdi ve davanın İş Mahkemesi'nde açılmasını istedi.

Dosyaya bakan Kadıköy 1. İş Mahkemesi ise tazminat talebini kısmen kabul etti. İstediği tazminatı alamayan işçinin temyiz başvurusu üzerine dava Yargıtay'a gitti. 5 yıllık hukuk sürecinin ardından davayı sonuçlandıran Yüksek Mahkeme, patronun attığı dayağı iş kazası kapsamına aldı ve işçinin tazminat miktarının buna göre belirlenmesi için dosyayı yerel mahkemeye gönderdi.

Gerekçeli kararda şöyle deniliyor:
505 sayılı İş Kanunu'nun 11/1-a maddesinde sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen ve sigortalıyı bedence veya ruhça arızaya uğratan olay iş kazası olarak kabul edilmiştir.
Şimdi işçi Mehmet, eski patronundan iş kazası tazminatı alacak olmanın sevincini yaşıyor. Ve şöyle diyor: "5 yıldır hukuk mücadelesi veriyorum. Adalet yerini buldu. Bu dava bütün patronlara ibret olsun."

Mahkeme kararı işçilerin patron karşısında bir insan olarak değil onların bir malı olarak kabul edildiğinin resmiyetidir.

Orta boy fabrikalarda ve özellikle tekstil sektöründe işçiler, bu iş için özel eğitim almış mafyatik patron adamları veya güvenlikçiler tarafından bu iş için özel tasarlanmış odalarda sorgulanıp, dayak yemeğe, işkence görmeye dün olduğu gibi bugün de devam ediyor.

Tüm işyerlerinde işçiler patron, ustası başı, patronun akraba ve adamlarının aşağılama, baskı ve hakaretlerine uğramaya dün olduğu gibi bugün de devam ediyor.

Ama şimdi patronlar parasını verip işçilerini yasal kum torbası olarak kullanabilirler. Üstelik 5 yıllık hukuk sürecinin masraflarını karşılayamayacak işçilere para vermeleri dahi gerekmiyor...

İşgücümüzü sattığımız kapitalist için ne biz ne de işgücümüz hiçbir şey ifade etmiyoruz. Fiyatını ödeyip iş gücümüzü satın alır. Onu tek ilgilendiren, artık kendisine ait olan emeğimizi ne kadar fazla sömüreceği, bu yolla ne kadar fazla artıdeğer elde edeceğidir. 8 saat yerine 12-14 saat çalıştırmanın, bitmeyen fazla mesailerin, kaslarımızı ve beynimizi boşaltan çalışma temposunun bizi nasıl tahrip ettiğiyle hiç ilgilenmez. Bizden çekip aldığı yaşam enerjimizin yerine nasıl konulacağı ile de. Bizler onun için olanüstü bir hızla sonuna kadar tüketeceği işgücü malllarından ibaretiz. İştediği zaman söver, döver, atar! Piyasada bu maldan çok var nasıl olsa!

Aynı anda, aynı alanda hep beraber "Biz insanız! İnsanca bir yaşam istiyoruz!" diye bağırmamız gerekiyor.

Yoksa çürüyen kapitalizm, bizleri de çürütüyor. Çocuklarını satan köle tacirleri haline getiriyor, alkol ve uyuşturucuda boğuyor, fuhuş bataklığını büyütüyor, mafya-çeteleşme ile kuşatıyor, insani olan herşeye yabancılaştırıyor, duyarsızlaştırıyor, bireycileştiriyor, düşkünleştiriyor.

"Patron ve şefler anana küfür etse boynunu eğip sesini çıkarmadan çalışmaya devam edeceksin!" Yanı başımızdaki iş arkadışımız, komşumuz işten atılsa, kaza geçirse, büyük bir sıkıntı yaşasa, yardıma ihtiyacı olsa dönüp bakmaz hale geliyoruz.