BM sorunlarda var çözümlerde yok! Küresel ısınmanın yarattığı ve yaratacağı korkunç sonuçlar net konuldu ama çözüm yok!
Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen Küresel İklim Değişikliği Konferansı Paris’te yapıldı. Konferansa 130 ülkeden 500 delege katıldı.
Konferansta Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Komisyonu'nun iklim değişikliği konusunda altı yıldır üzerinde çalıştığı rapor açıklandı.
Raporda, yeryüzünde ortalama ısının artması nedeniyle önümüzdeki on yılda deniz seviyesinde meydana gelebilecek yükselmeler ve kötü hava koşulları hakkında uyarılarda bulunuluyor. Raporda ayrıca bu yüzyılın sonunda küresel sıcaklığın ortalama 5 ila 8 derece arasında artabileceği de belirtiliyor.
Kapitalist sanayinin ve tekellerin kar hırsının neden olduğu sera gazları salınımının yarattığı sorunlar, raporda şöyle sıralandı: Daha az soğuk günler, daha sıcak geceler, öldüren sıcak hava dalgaları, seller ve yoğun yağışlar, yıkıcı kuraklıklar ve kasırga ile tropikal fırtına gücünde artış (Özellikle Atlas Okyanusu'nda).
Raporda ayrıca, "Eğer şimdi bunun kötü olduğunu düşünüyorsanız, 21'inci yüzyıl boyunca zararlı etkileri, 20'nci yüzyıl sırasındaki etkilerinden daha büyük olacak" denildi.
Rapordan çarpıcı tesbitler
[foto]ok.png[/foto] 2100'e kadar sıcaklık 1.8 ile 4 derece artacak. Bu binlerce yıldır iklimde meydana gelen en dramatik değişiklik
[foto]ok.png[/foto] Uzun süreli ve yoğun sıcak hava dalgalarıyla daha sık karşılaşacağız
[foto]ok.png[/foto] Uygarlaşma (yani kapitalist yağma) ne kadar yavaşlarsa yavaşlasın ya da sera gazlarının salımı ne kadar azalırsa azalsın, küresel ısınma ve deniz seviyesinin yükselmesi asırlarca sürecek. Okyanuslardaki su seviyesi 18 ile 59 santimetre yükselecek
[foto]ok.png[/foto] Daha şiddetli fırtınalar görülecek
[foto]ok.png[/foto] Sıcaklık dalgaları daha sık yaşanacak
[foto]ok.png[/foto] Kutup buzulları eriyecek. 2100 yılı yazında artık Antartika olmayabilir
[foto]ok.png[/foto] Bangladeş'ten Hollanda'ya pek çok kıyı ülkesi sular altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya
Doğa artık emperyalist tekellerin kar hırsı ve kapitalist sanayinin ortaya çıkardığı yüksek karbondioksit miktarıyla başedebilme kapasitesini yitiriyor. Doğaya bırakılan karbondioksit Dünya'yı ısıtıyor. Dünya ısındıkça okyanuslar buharlaşıyor ve su buharı atmosferde yoğunlaşarak sera etkisi yaratıyor. Dolayısıyla hava daha da ısınıyor.
Kapitalistlerin ikiyüzlü çevre korumacılığı
Bu noktada gelen tepkiler üzerine, sera gazı salınımını 1990 yılı oranlarının yüzde 5 altına çekmeyi öngören Kyoto Protokolü gündeme gelmişti. Ancak sera gazı üretiminin en büyük sorumlusu olan ABD ile endüstri devleri Çin ve Hindistan, "ekonomilerini baltalayacağı" gerekçesiyle bu anlaşmaya karşı çıkıyor ve imza atmaya yanaşmıyor. Diğer kapitalist ülkeler de Kyoto Protokolü'nü imzalamalarına rağmen doğayı öldürmeye devam etmekte bir sakınca görmüyorlar.
Paris'teki konferansın ardından bu defa 46 ülke ÇBM (Çevre İçin Birleşmiş Milletler) oluşturma kararı aldılar. Tabii bu ülkelerin arasında ABD, Çin ve Hindistan yok.
Bu ikiyüzlü Çevreci BM grubunun amacı, sözde Dünya’daki çevre sorununun altını çizmek, müdahale etmek ve Dünya’nın ekosistemine uymak. Fakat hergün doğaya saldıkları zehirli gazları kesmeden, hiçbir önlem almadan!.. Doğayı öldürerek "sorunun altını çizecekler"!..
Bu oluşumun içindeki ülkelerin imzaladığı birçok çevre protokolüne ve anlaşmaya rağmen çevreyi sistemli bir şekilde sürekli kirleten kapitalist ülkeler olması çevre sorununa ne kadar çözüm olacağına dair bir fikir veriyor. Kapitalizmin daha fazla kâr için işlemeyeceği cinayet yoktur. Dolayısıyla kendisi sorunun kaynağı olan kapitalist ülkelerden sorunu çözmesini de bekleyemeyiz. Zaten konferansa katılan Rusya sözcüsü Andrei Denissov’un "Rusya’nın bu girişimin başarılı olacağından kuşkuları var" demesi de daha baştan yapılmış bir itiraftır. Çevreyi katletmeye, Dünya'yı yaşanmaz hale getirmeye devam edeceğiz itirafıdır. Böylece kapitalist sistemin BM şemsiyesi altında düzenlediği bir çevre konferansı (şovu) daha fiyaskoyla bitmiş oldu.
Çözüm mü? Çözüm, sorunun kaynağına karşı mücadelede...