İlk defa yeni yılımı tutsak olarak arkadaşlar ile geçirdim, çok mutluydum, çok üzüldüm.
Merhaba
Sana 04.12.06 tarihinde mektup yazdık Deniz ile fakat “örgütsel propaganda” içeriğine dâhil olduğu için el konuldu. Sana öykümü gönderdim ama…
Sizin gönderdiğiniz 3 kitap geldi çok teşekkür ederim. Okuduktan sonra tekrar size postalayacağım.
Biraz önce HÖC’lü Nurcan Temel arkadaşın 10 günlük hücre cezası kesinleştiği için tekli ceza hücresine götürdüler.
Deniz’in mektup cezası var, ondan sonra hücre cezası başlayacak. Benim bir aylık çalışmama cezam var şimdi, ziyaret yasağım yeni bitti, yeni bir soruşturma açıldı, memura hakaretten…
İlk defa yeni yılımı tutsak olarak arkadaşlar ile geçirdim, çok mutluydum, çok üzüldüm…
İnsan sevdiklerinden ayrı iken, canın parçasından mutlu oluyor da işte… Hem düşünsene az ötede canlar varken onları görmek, yeni yıllarını kutlayıp takılmak… Ama bu mekanda yeni dostluk ve paylaşımlar ile oluşturduğumuz birlikteliğin gücü ve değeri ayrı oluyor.
Düşünsene ben geldiğimde hiç kimse yoktu. Ve kapıda karşılandıktan sonra ses seda duymuyorum. Sonra gün, parça parça duvarların ardına bakıyorum. Bir aydan fazla tek kaldım. Ama o süreçte moralim çok iyiydi. Sizler vardınız içimde, bedenimi kuşatıp beni hiç yalnız bırakmadınız. Sevmek böyle bir şey olsa gerek…
Umuda sevdalanmak böyle bir şey olsa gerek. Umudun sevdasını ören emekti, zamanla, paylaşımla o nedenle kalıcıydı. Nerede olursa olsun her daim sevdası azalmadı inadına inadına büyüdü.
Ayrılıklar sevdayı azaltır mıydı? Tek başına kalmak… Tersine omuzlarına daha fazla yük biner insanın, öyle de oldu. Biz de yeni yıla dostlarımızla girdik. Dostlar yarışma soruları hazırlamışlar, türküler söyledik. Tecrite rağmen mazgal aralığında yarışmalar, türküler söyledik. 23:30 da hücre balkonuna çıktık. Dev bir koro vardı. Hava öyle soğuktu ki kabanımızı giydik. Soğuktan mı coşkudan mı bilinmez ama aynı tesadüftür ki halay parçalarını söyledik. En hoşumuza giden bir dost grubun istersen Romen olsun parçası idi, gülmekten söyleyemedik. Sesler yankılanarak öyle güzel bir hal alıyor ki… İşte öylesi anlarda tecrit kalmıyor, biz öylesi anı daha somut yaşayarak hissediyoruz.
Abla radyoyu açtım, imaj radyo çalıyor. Deniz Erzurum’dan getirmişti. Ruhumuzu okşuyor tınıları. Geçtiğimiz Perşembe Sivas’tan 3 tane sevk hükümlü geldi, PKK’den…
İstemesek te her gün doluyor burası.
Canım ablacığım, tanısam ne bileyim kendimi ve burayı anlatmak yerine seni de sorardım, ama sen alışıksındır sanırım.
Abla takı alamıyoruz, olsun olmasın, yani üzerimizde olup olmadığı fark etmeksizin. Boncuk da verilmiyor, hediye olarak takı alınmazmış, yönetmelik böyle!
Kitap sınırlaması var, 5 kitap alabiliyoruz. Giysi sınırlaması var. Dışarıdan ailemizin getirdiği kağıt, kalem vs… verilmiyor. İçini karartmak istemezdim ama böyle… 5 aydır dişlerimi yaptırmak ve kadın hastalıkları kapsamındaki tedavim ile ilgileniyorum.
12 tane mektubum ve 19 Aralık kartım disiplin kurulunda, o nedenle çok mektup yazmam gereken yer var. Seni sıkıca kucaklayıp, öpüyorum, hoşça kal…
19.01.2007
ZELİHA BULUT
SİNCAN KADIN HAPİSHANESİ