Bayer'de her hafta eylem!

GÜNCEL
Çarşamba, 7 Şubat 2007 (19 yıl 8 ay önce)

Sermaye, karını yükseltmek için üretim maliyetlerini, özellikle de işçi ücretlerini düşürmeye çalışır sürekli. Uluslararası rekabette gücünü artırmak için bazen şirket evlilikleri yaparken, bazen rant getirmeyen, kendisine yük olarak gördüğü bölümleri elden çıkartır, başka şirketlere satar. Almanya’nın güçlü ilaç sektörü olan Bayer’de bugün yaşanan bu. Aralık 2006’dan beri Bayer’de işçiler direnişte. Her pazartesi günü eylem yapılıyor. Yaşanacak Dünya muhabirlerinin bu eylemlere katılan öncü işçilerden Vedat Sicimoğlu ile Bayer ve eyleme ilişkin yaptığı röportajı sunuyoruz:

Bayer hakkında bilgi verebilir misiniz?
Bayer’de bitki ilacından tutun da, insan ilacına, plastikten, boya maddelerine, foto sanayisinde kullanılan ürünlere kadar, yani kısaca petro kimya alanına giren her türlü ürün üretiliyor. Bayer, bitki ve insana yönelik ilaçları kendi bünyesinde bıraktı, rant getirmeyen bölümleri ayırdı.

Bayer, Nisan 2006 yılında Alman Schring ilaç işletmesi ve araştırma bölümü güçlü olan bir firmayı satın alarak bünyesine kattı. İlaç sektöründeki rekabet gücünü artırmak için.

Bayer’in 10 yıl öncesine baktığımızda 40 bin çalışanı vardı. Tek şirketti. Çocuk yuvaları, havuzları, sanatsal-sosyal faaliyetleri olan geniş anlamda bir şirket… Bu sosyal faaliyet gösteren bölümlerini bir şekilde kapattı ya da sattı. Mesela çocuk yuvalarını, Alman Kızılhaç’a devretti. Para almak şeklinde değil, onun getirdiği ekstra yüklerden kurtulmak için hibe etti.

Satışlar, daha önce Bayer’e yüzde yüz bağlı olan Alfa foto ile başladı. Önce bağımsızlaştırıldı, sonra da borsadan birileri satın aldı. Alfa’da çalışan işçiler işten çıkartıldı.

Sonra Bayer’in fazla rant getirmeyen bölümlerinden kimya bölümünü, kendi kurduğu bir şirkete devretti. Şu anda Lanxses adıyla faaliyet gösteriyor. Dünyanın yaklaşık 25 ülkesinde faaliyet gösteren bu şirketin, 20 bine yakın çalışanı var. Ayrılma yaşandığında işçilerin genel olarak vermek durumunda kaldıkları tavizler oldu. Mesela haftada 35 saat çalışma karşılığında, kendi ücretlerinden aylık ortalama yüzde 7 feragat ettiler.

Bu şirketin kurulması ile işten çıkartmalar, sosyal dayanaklara bağlı olarak, işçilere erken emeklilik dayatmaları arttı. Aynı zamanda yeni yetişen gençlerin, yani Bayer’de Ausbildungsentrum’da yetişen gençlerin işe girme şansları bu şirkette hemen hemen ortadan kalktı. Lanxses de baktı ki bu iş karlı, bu sefer de kendi içerisinde ondan daha az rant getiren bölümleri birleştirdi ve ayrı bir şirket kurdu, sonra her şeyi o şirkete devretti. O da bağımsız bir şirket oldu. Bunun da adı Saltigo’ydu.
Bayer’in aynı zamanda kimya endüstri merkezine hizmet edecek yan kuruluşları da var. Atık kimyasalların yakılıp yok edilmesi, atık suların arıtılması, kapıcılar, duş yerlerinin temizliğine bakan işçiler, kapıda görevli işçiler, vb. Buralar yeterince rant getirmeyen yerler olduğu için Bayer buraları da elden çıkarttı. Ve bunları da bir çatı altında birleştirerek ayrı bir şirket kurdu. Bu şirketin ismi de BIS (Bei Bayer Industry Services). Bu işçiler, kimya bölümü ile ilgilere olamasa da, kimya bölümünde çalışan işçilerle aynı ücreti alıyorlardı. Yani aynı TİS sözleşmelerinden yaralanıyorlardı.

Neden eylem yapıyorsunuz?
Eylemin nedenine geçmeden önce şunu da söylemekte fayda var. Her ayrılma aşamasında işçiler, kendi haklarından bir şekilde feragat etmek zorunda kaldılar. 8-9 sene önce Almanya’da Bayer’de toplu iş sözleşmesi yapıldı. Bayer’de çalışan işçiler bu toplu iş sözleşmesinin üzerinden ek olarak ödeme alıyorlardı. Bu işverenin kendi isteği doğrultusunda idi. Sendikayla yaptığı sözleşmeden ayrı bir ödemeydi. Bunların hepsi süreç içerisinde törpülendi. Son bir seneye kadar TİS’ler üzerinden ücretler alınıyordu.

Şimdi gelinen durumda ise işverenler, işçilerin Almanya’daki kimya sanayisinde yürürlükte olan genel toplu iş sözleşmesinin altında çalışmasını istiyorlar. Yani işçilerin TİS hakkını fiilen gasp ediyorlar. Daha fazla çalıştırıp (haftada 40 saat) 35 saatin karşılığına denk ücret ödemek istiyorlar.

Gelinen aşamada, ücretleri kimya sektöründeki genel sözleşmenin dışına taşıyıp, daha düşük ücretle çalışmamız isteniyor. Elindeki silah da dışardaki rekabet. Dışardaki şirketlerden aynı işi daha ucuza yapmayı kabul edebilecek işçi temin etme olanakları var. İşletmeler de bunu tehdit aracı olarak kullanıyorlar. “Size yaptırdığım bu işi başka bir firmaya yaptırtsam, ben bu işten şu kadar daha az zarar ederim’’ diyor. Aynı zamanda, vardiya sayılarını düşürmek istiyorlar.

Sürekli AGFA Foto ve Siemens’ te yaşanan durumlar işçilerin karşısına getirilerek, işçiler tehdit ediliyorlar. İşçiler de işlerini kaybetmemek için, getirilen kısıtlamalara boyun eğmek durumunda kalıyorlar. Bunlar karşısında sendikalar da hiçbir şey yapmıyor.

Aralık ayının ikinci haftasından beri BIS şirketinin çalışanları eylemdeler. Her pazartesi günü eylem yapılıyor.

Eylemin ilk başladığı zaman ile şimdiki zaman arasında, işçilerin katılımı ve ruh halleri açısından ne gibi bir farklılık söz konusu?
Direnişlerin başlamasıyla birlikte sendika ile işveren, BIS ile yaptığı görüşmelerini üç ay erteledi. “Üç ay sonra tekrar oturup konuşacağız” dediler. Bir şekilde olayın küllenmesi, daha fazla ateşlenmemesi için böyle bir taktik kullandılar. Bu, süreç içerisinde insanların katılımını etkiledi, katılımın azalmasına yol açtı. Aslında bu hastalık yalnızca Bayer’ ait değil. Ford’da da aynı şeyler yaşandı. Almanya’nın genelinde böyle, işçi sınıfına ait bir hastalık.

Eyleme öncülük yapanlar kimler?
Eyleme öncülük yapanlar, Almanya’da olduğu gibi Bayer’de de sendikanın politikasına karşı çıkan, çeşitli grupların bir araya gelmesiyle oluşturulan alternatif listelerdir. Bu listelerden biri olan BASİS bu direnişi örgütledi. BASİS içerdeki işçi temsilcileri tarafından örgütlenildi ve başlatıldı. Diğer alternatif örgütlerden de destek aldı.

Hangi örgütler var bunun içerisinde?
Aslında birbirlerine yakın düşünceler var. BASİS’in dışında, Durchschaubare var, Kamu sendikaları (Ver.di) işçi temsilcileri, sol düşünceli kişiler, Yeşiller var. Bunlar Kimya Sendikası’na (IGEBCE) karşı birlikte hareket ediyorlar. Eylemi örgütleyenler ve götürenler onlar.

Sendika kesinlikle eyleme destek vermedi. Vermediği gibi, açıktan eylemleri engelleme hareketinde bulunmadı ama, gizliden gizliye eylemin canlanmasını engellemeye çalıştı. Hiç bir şekilde destek olmadı.

Çalışma koşullarınızdan bahsedebilir misiniz?
Çalışma koşulları ile ilgili olarak şimdiye kadar izlenen sistem, 5 vardiya sistemiydi. Bu 5 vardiya sistemi ile 3 vardiya çalışırken, 2 vardiya istirahat ediyordu. Bu şekilde kimya sektöründeki işçiler, ailelerine ayıracak daha fazla zaman bulabiliyorlardı.
Şimdi getirilmek istenen ise 4 vardiya ve 40 saat çalışma. Getirilmek istenenler, çalışma koşullarımızı büyük anlamda kötüleştiriyor. Bu koşullarda işçiler hem daha fazla çalışıyor, hem de ailelerine zaman ayıramıyorlar.

Alman işçi sınıfı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Almanya’da sadece Bayer’de değil, kimya sektöründe, metal sektöründe, kömür sektöründe de görüyoruz aynı olayları. Alman işçi sınıfının etkinsizliğinden, yetersizliğinden, duyarsızlığından, vurdumduymazlığından kaynaklanıyor birçok sorun.
Bayer’deki olayda, işte bir anda yüzlerce insanın sokağa döküp, üçüncü-dördüncü haftalarda sayılarının gittikçe azalmasında da görüyoruz. Örgütleme sorunu var. Tek tek insanlar mutlaka örgütlenmeye hazır. Onlara ulaşma sorunu da var.

İşçileri örgütleme mücadelesinde alternatif grup etkili olamıyor mu?
Yapmıyorlar değil… Ama bu Kimya Sendikası’nın işçiler üzerinde halen büyük etkisi var. Almanya’daki sistemde bir işçi temsilcileri var; onların altında da her iş yerinin, her fabrikanın, vardiyanın bir iş yeri temsilcisi var. Önemli olan işçi temsilcilerini örgütleyebilmek. Ancak bu şekilde işçilere ulaşmak ve onları bu tür eylemelere çekmek daha kolay olabilir.

Şu andaki durumda bu işçi temsilcilerinin çoğu sendikanın etkisi altındalar, işçileri de ona göre de yönlendiriyorlar. İstedikleri zaman eyleme çekebiliyorlar, istediklerinde eyleme katılmalarını engelleyebiliyorlar. Örneğin; bir ara bizde yapılan tartışmalarda, direkt sendikanın buradaki temsilcilerinin katıldığı birebir toplantılarda “Eylem yapalım, sokağa çıkalım’’ dediğimizde sendika temsilcileri, “50 kişinin katıldığı bir yürüyüşün Bayer’de etkisi olmaz’’ dediler. “Bayer’in sahibi bu 50 kişiyi gördüğünde bizi kaale almayacaktır” dediler. Fakat 2005′in Mayıs’ında -maaşların düşürülmesi söz konusuydu- sendika, işçi temsilcileri aracılığıyla işçilere gitti, fabrikalara kadar gitti ve çağrıda bulundu. 50 - 100 işçi beklenirken, bir anda 3 - 4 bin kişi Bayer’de eyleme katılıp içeride yürüdü ve fabrikayı işgal ettiler. Yani bu potansiyel var, işçiler bunu gösterdi.

Demin dediğim gibi işçi temsilcilerini örgütleyebildiğimiz oranda sarı sendikaya karşı bir güç olabiliriz. Bir de alternatif gruplar işçi temsilciliklerini alırlarsa, işçi meclisinde ve işçiler üzerinde daha etkili olunur.

Şimdi bu iş koşullarının değişmesi ile ilgili her türlü değişimin, işçi meclisinin onayından geçmesi gerekir. Betribsrat ( işçi temsilciği), 4 yılda bir işçiler tarafından seçilir. İşveren kendi başına her şeyi yapamıyor. Buradaki yasalara göre bu tür değişiklikler; 5 vardiyanın 4’e çekilmesi, çalışma saatlerinin uzatılması mutlaka işçi meclisinin onayını gerektiriyor. Aslında bu işçilerin bir silahı, bir kozu.

Yani bu işin yanlış tarafı, bu işçi meclislerinin üyelerinin çoğunluğunun sarı sendikaya bağlı olması. Onlar da sendikadan aldıkları direktiflerle hareket eden insanlar. Bu alternatif gruplar işçi meclisi içerisinde yüzde 10′luk bir oya sahiptir. Yani karara direkt etki edebilecek bir gücümüz yok. Onu oluşturmaya çalışıyoruz. Daha pazarlıklara başlanmadan, meclisteki bu insanlarla tek tek görüşüp, bir baskı oluşturmaya çalışıyoruz. Sonuçta sendika ile bir şekilde uzlaşıp anlaşacaklar ve anlaşma dönüp dolaşıp meclise gelecek. Bunu meclisin onaylaması gerekiyor. Biz bunu engellemeye çalışıyoruz.