Cuma, 9 Şubat 2007 (19 yıl 8 ay önce)
“Türk anadan, Türk babadan doğmuş, soyunda dönme olmayan Türk oğlu Türküm ben” diyen ırkçı milliyetçi dernek üyeleri silah üzerine yemin edip kontrgerilla faaliyetlerine başlıyor. Yeni Şafak Gazetesi'nin bugünkü sayısında yer alan habere göre emekli Albay Fikri Karadağ'ın başını çektiği Kuvayı Milliye Derneği adlı çetenin üyelerinin yemin törenleri genişçe anlatılıyor.
Danıştay saldırısıyla tanınan Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Derneği (VKGB)'nden ayrılan emekli Albay Fikri Karadağ, kurduğu Kuvayı Milliye Derneği'nin üyelerine silah üzerine, "ölme-öldürme" yemini ettiriyor. Genelkurmayla aynı çizgide hareket eden dernek kontrgerilla faaliyetlerini Kürtlerin yoğun yaşadığı Mersin ve Antalya'da yoğunlaştırıyor. Dernek adı altında örgütlenen kontrgerilla çeteleri silahlanmaları ve “tesbit ettiğimiz hainleri temizleyeceğiz” şeklinde basına demeçler vermelerine rağmen İçişleri Bakanlığı tarafından kapatılmıyor, savcılar dava açmıyorlar. Genelkurmay'a bağlı çalıştıkları belli olan bu “emekli” subayların her cinayetin altından çıkmaları tesadüf olmasa gerek. Türkiye'de milliyetçi faşist kontrgerilla örgütlenmesi açık açık yapılıyor.
SİLAHLI ÇETENİN BAŞI EMEKLİ ALBAY
Ordudan albay rütbesindeyken emekli edilen ve VKGB Derneği'ne katılan Fikri Karadağ, 11 Kasım 2005'te buradan ayrılarak, aynı tabana hitap eden kendi çetesini kurdu. Kuvayı Milliye adını verdiği dernekle örgütlenmeye başlayan Karadağ'ın, "Kuvvai Milliye" veya "Kuvva-i Milliye" şeklinde yazılan diğer milliyetçi faşist dernek ve gruplardan daha sert ırkçı-milliyetçi söylemler kullandığı dikkat çekiyor.
Emekli Albay Karadağ'ın, Mersin'de yaptırdığı "
Kuvayı Milliye Yemin Töreni"nde üyeler silah ve Kuran üzerine el basarak yemin ediyorlar. Bir düğün salonunda toplanan 25-30 kişilik gruptan seçilmiş orta yaşlarda 12 kişi, ellerinde Kuvayı Milliye üye sertifikaları ile bir masanın etrafında toplanıyor. Masaya serilen derneğin flamasının üzerinde çapraz konulmuş iki tabanca ve Kuran bulunuyor.
SOYUNDAN DÖNME OLMAYANLARIN YEMİNİ
Kendini, Mustafa Kemal Atatürk'e benzeten Fikri Karadağ, gruba söylev vermeye başlıyor:
"Yemine başlamadan önce Gazi Mustafa Kemal'in Erzurumda'yken etrafında kalan ya da kalmayanlara söylediği şu açıklamayla yapıyorum: Sevgili arkadaşlar! Bu uğurda ölmek var; öldürülmek var!.. Öldürmek var! Bu işe girdiğine bin kere pişman olup 'nereden bu işe başladım' demek var! Çoluk çocuğunun önünde mahcup olmak, konu komşuya mahcup olmak var! Belki de Türk milletinin önünde mahcup olmak var!"
Karadağ, sadece sözlerine sadık olabilecek olanların masada kalmasını istiyor ve kalanlara şu yemini ettiriyor:
Kutsal Kur'an'ımız, bayrağımız ve silahlarımız üzerine! Türk anadan, Türk babadan doğmuş, soyunda dönme olmayan Türk oğlu Türküm ben. Kuvayı Milliye'nin bir üyesi olmaktan sonsuz gurur duyuyorum. Üzerime aldığım tarihi sorumluluğunun bilincindeyim. Türk milletini dünyanın efendisi yapmak uğrunda, her türlü ahval ve şerait içerisinde dahi milletimin huzur ve refahı devletimin ebediyen bekası ve yükselmesi yolunda yılmadan çalışacağıma, Türk vatanını ve Türklük camiasının şan ve şerefini korumayı canımdan aziz bilip icabında vatan, cumhuriyet ve bayrak uğrunda seve seve canımı feda edeceğime, namus ve şerefim üzerine ant içerim. Ne mutlu Türküm diyene!
Tören Fikri Karadağ'ın
"Hayırlı olsun" sözleri ve üyelerin birbirlerini tebrik etmesiyle sonuçlanıyor. Ardından masadaki silahlardan birini Karadağ, diğerini de yanındaki yaşlı ikinci kişi alarak beline koyuyor. Kadınlar ve çocukların da bulunduğu salonda Kuvayı Milliye imzalı,
"Asla unutmaz, asla affetmez" ve
"Kuvayı Milliye mazlumların ahını ahirete bırakmaz" yazılı dövizler dikkat çekiyor.
13 BİN "HAİN"DEN HESAP SARULACAKMIŞ
Antalya'nın
Kemer ilçesinde "
Kemer Gözcü" adıyla çıkan yerel gazete, Kuvayı Milliye Derneği'nin 2006 sonunda bölgede şube açmasını haber yaptı.
Antalya Şube Başkanlığı'na
Levent Kaya'nın, Kemer temsilciliğine ise
Kenan Özer'in getirildiği belirtlien haberde, Fikri Karadağ'ın üyelere silah üzerine Kuvvayı Milliye yemini ettirdiği açıkça yazılıyor.
KONTRA EĞİTİM KAMPLARI
Kontrgerilla tetikçileri yalnızca
Kafkasya ülkelerinde,
Afganistan’da, Kıbrıs’ta mı yetiştiriliyor? Hayır, Türkiye’de de sayısız kontrgerilla eğitim yuvası ve kampı var. Bunlardan biri 2006 yılı Şubat ayında, kaçırılarak Antalya’daki bir kontrgerilla eğitim kampına götürülen Ankaralı bir gencin, korkup kaçması ve olayın basına yansıması üzerine deşifre olmuştu.
Meclis İnsan Hakları Komisyonu’na da yansıyan olayda, Ankaralı genç başından geçenleri şöyle anlatıyordu:
“Götürüldüğüm yer askeri eğitim verilen bir kamptı. 300 dolayında genç vardı. Belli saatlerde özel askeri eğitim veriliyordu. Yeni olduğum için beni eğitime almadılar, sadece izlettirdiler. Eğitim sırasında Muhsin Yazıcıoğlu’nun (BBP başbuğu-bn) propaganda içerikli kasetleri de dinlettiriliyordu. Kasette ‘Türkiye’de Türk-Kürt savaşı çıkacağı, Kürtlerin Türkiye’yi bölmeye çalıştığı, Türk gençlerinin buna sessiz kalmaması gerektiği’ gibi sözler geçiyordu. Orada bulunanlar 2-3 aydır eğitim görüyorlarmış. Onlardan sonra yeni bir grubun daha geleceğini duydum… Ankara’nın diğer kenar mahallelerinden de getirilen ülkücüler olduğundan bahsediliyordu. Çok korktum ve bir gece kaçtım, kurtuldum.”
Sözkonusu kontrgerilla-kafatasçı eğitim kampının, kontrgerilla şeflerinden
Yeşil ve emekli yarbay
Korkut Eken ile bağlantılı olduğu da ortaya çıkmış, Susurluk’tan sonra bir süre gözlerden uzak duran
Veli Küçük ve ekibinin yeniden organize olarak faaliyete geçtikleri biçiminde yorumlanmıştı. Özel Harbçi Korkut Eken’in
Bolu Düzce ve
Ankara Gölbaşı’ndaki kontrgerilla kamplarında da, itirafçıları ve genç “ülkücüleri” eğittiği de duyumlar arasındaydı. İç Anadolu’da çok sayıda kontrgerilla üssü ve silah deposu kurulduğu ve bunların Kürt halkına dönük katliamlar için hazırlandığı da öğrenilmişti.
Nizam-ı Alem'den Hizbulkontra'yaDerneğin
Mersin temsilcisi
Kemal Canay da, Vatansever Kuvvetler'in şube başkanlığından ayrılmış. Canay, yerel
İmece gazetesine verdiği demeçte, Karadağ'ın
Türkiye'de tespit ettiği 13 bin 500 'hain'e hesap sorulacağını söylediğini belirterek
"Mersin PKK ve Siyonistlerce işgal edildi. Mersin'de suç işleyenlerin yüzde 90'ı Doğulu ve Güneydoğu'ludur. Türk çocuğu suç işlemez" diyor.
KONTRGERİLLA ÇETESİNİN İÇ REKABET ve RANT SAVAŞI
Fikri Karadağ adı, Danıştay'a yönelik kanlı saldırıdan sonra saldırganın cebinde kartı bulunan Vatansever Kuvvetler Güçbirliği adlı derneğin yöneticisi olarak duyuldu.
VKGB Başkan Yardımcısı Nihat Gürkan, Mayıs 2006'da Danıştay tetikçisi
Alparslan Arslan'la ilişkisi olduğu iddiasıyla gözaltına alınıp sorgulanmıştı. Bir dönem içinde bulunduğu derneği "
ele geçirmeye" çalıştığı, ancak başaramayınca kendi derneğini kurduğu belirtilen Karadağ hakkında VKGB'ye yönelik İçişleri Bakanlığı incelemesinde, ilginç bilgiler ortaya çıkmıştı. 30 Aralık 2005'te başlatılan incelemede, dernekte yolsuzluk yapıldığı iddiaları araştırılırken, yönetimde görev alan kişilerin ifadelerinde şu bilgilere yer verildi:
Yasin Alparslan (VKGB Genel Muhasibi):
"...Dahası derneğe üye olarak veya yönetimde yer almak suretiyle belli bir rant sağlayacağını düşünen bazı kişilerin ben bu hareketin içerisinde olmalıyım, ben devletim diyerek, teşkilatları benim vermem lazım, ben teşkilatçıyım, benden başka kimse teşkilatlanmayı bilmez diyerek genel başkanımıza ve bize baskı yapmaya ve bizleri yıpratmaya başladılar. Bu isimler arasında Fikri Karadağ, Nihat Gürkan, Hüseyin Görüm gibi isimler yer almaktadır. VKGB Derneğinin yöneticilerinin dolandırıcı ve davalarında samimi olmadıklarını iddia ederek gerçek vatansever hareketin kendilerinin kurduğu Kuvayi Milliye Derneğinde olduğunu ifade etmişlerdir."
Murat Ilıkan (VKGB Genel Sekreteri)
"Hem Taner Ünal'ın telkinleri hem de ismini ve imzasını gördüğüm Alaaddin Parmaksız, Fikri Karadağ, Yüksel Çelik, Koray Çetinkaya gibi arkadaşları tanıdığımdan ben de evrakları imzalıyordum. ... Kayıt ve defterlerin usulüne uygun tutulmadığı ve sahte imzalar bulunduğu doğrudur."
Türkiye, Danıştay saldırısından sonra Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Derneği adıyla örgütlenen bir faşist yapılanmayla tanıştı. Saldırgan Alparslan Arslan'ın cebinde bu derneğin kartviziti vardı ve ilişkide olduğu çok sayıda isim de dernekle bağlantılı çıktı. Dernek, Mersin'de "
bayrak yürüyüşü" adı altında giriştiği provokatif eylemlerle dikkati çekiyor. Ancak Danıştay saldırısıyla ipliğinin pazara çıkmasının ardından, derneğin ve yayın organlarının bütün internet siteleri kapandı. Örgüt bir anlamda 'yeraltına' çekildi.
SİLAHLI BİR MİLYON KİŞİLİK TİM
Kuvayı Milliye Derneği'nin
Genel Başkan Yardımcısı Ali Özoğlu "Sert Savaşçı Budun Erleri" diye bir örgütlenmeye gittiklerini açıklamıştı. "Z" harfiyle oluşturdukları gamalı haç benzeri işaretleri dikkat çeken örgütün lideri olduğunu belirten Ali Özoğlu,
29 Haziran tarihli Tempo dergisine verdiği demeçte, "
coplu, telsizli 1 milyon kişilik tim" kuracaklarını belirtmişti.
Özoğlu'nun sözünü ettiği grubu "özel büro" adında bir başka alt birim organize ediyor. Hedef, şu sözlerle açıklanıyor:
"Metropolleri kuşatan başta Kürt mafyası olmak üzere, tüm şehir terörüne karşı bir girişim başlatıyoruz. ... tam 2000 motorize ekipten oluşan telsizli istihbarat ekiplerini 2007 içinde hazırlıyoruz. Bu 2000 kişilik ekip, öncelikli olarak İstanbul içinde ve iki yakada her türlü melanete karşı donanımlı olarak hareket edecek. Asli işleri istihbarat olan bu ekipler, başta Kürt mafyası olmak üzere her türlü mafya ve organize suç şebekesine karşı mücadele etmekle görevliler. Emniyet ve diğer güvenlik birimleri ile eşgüdümlü ve koordineli olarak çalışacaklar. Ekipler coplu ve telsizli olacak." Sözde mafyaya karşı mücadele edecek olan bu çetenin gerçekte devrimci, muhalif güçlere, işçi emekçilere karşı örgütlendiği açık olmalı.
Bu faşist silahlı birimin başında bulunan
Erkut Ersoy, kendilerini Kuvayı Milliye grubunun bir alt kolu olarak tanımlıyor ve "her türlü terör örgütüne karşı, sözde Ermeni soykırımı konularında mücadele" ettiklerini söylüyor. Ersoy'un,
"Motorize ekip projesi ile ilgili yöneticimiz Ali Özoğlu"dur. Organizasyon Kuvayı Milliye grubuna bağlı olacaktır, sözleri kontrgerilla yapılanmasını ortaya koyuyor.
GENERALLER ÇETENİN İÇİNDE
Ali Özoğlu ise
"İlk olarak İstanbul"da 100 motor yapacağız. Aynen yunuslar gibi; ama Vespa tarzı motorlar olacak. Sokakta çöp gördü, çöpü alacak atacak bu adamlar. Onun dışında asla başka bir amacı yok. Genel başkanımız emekli kurmay albaydır" diyen Özoğlu, "
devletin her kademesinden, her türlü bilgi bize akıyor. Birçok paşa bizimle beraber ama resmi üyelik yapmadık" diye konuşuyor.