Petrolde kapitülasyonlar(mı?)

Kıbrıs Rum Devleti'nin, Mısır, Lübnan gibi ülkelerle denizde petrol ve doğalgaz arama anlaşmaları yapması kriz yarattı.

GÜNCEL
Cuma, 9 Şubat 2007 (19 yıl 8 ay önce)

Kıbrıs Rum Devleti'nin, Mısır, Lübnan gibi ülkelerle denizde petrol ve doğalgaz arama anlaşmaları yapması Kıbrıs üzerinden yeni bir krize neden oldu.

KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Rum yönetiminin yabancı ülkelerle anlaşmalar yaparak bu çalışmalarını sürdürmesi halinde, “sıcak durumlar”ın meydana geleceğini belirti.

AKP hükümeti bu anlaşmaların Türkiye açısından geçersiz olduğunu ve bu konuda ne pahasına olursa olsun KKTC’nin arkasında duracağını açıkladı.

Genelkurmay, Doğu Akdeniz’de “Akdeniz kalkanı” adı altında bir yıldır görev yapan gemilerine, rutin görev bölgeleri dışında da devriyeye çıkmaları talimatı verdi. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ise bölgeye yeni savaş gemileri gönderildiği haberlerine karşılık, “Bölgede zaten gemilerimiz var. Yeni gemi göndermemize gerek yok” dedi.

Petrol konusu Türkiye'de sadece Kıbrıs'ta yaşananla sınırlı bir kriz meselesi değil.

PETROL YASASI DEĞİŞTİRİLDİ
Türkiye devleti ilk petrol kanununu 1954 yılında Max Ball adlı ABD'li bir petrol uzmanına hazırlattı.

Bu kanunda, "Milli menfaatlerin korunması ilkesine gereğinden fazla ağırlık verildiği'' yani Türkiye'ye emperyalist petrol tekellerinin gelmesini sınırlandırdığı düşüncesiyle değiştirildi.

Yeni kanun tasarısının Meclis'ten geçmesiyle şu değişiklikler getirildi:

[foto]ok.png[/foto] Petrol arama ve üretim başvurularında, eski kanunun temel kuralı olan "işin milli menfaatlere uygun olması" ilkesi kaldırıldı.
[foto]ok.png[/foto] Ülke topraklarından çıkarılacak petrol ve doğalgaz ile ürünlerinin karada yüzde 65'inin, denizde yüzde 55'inin "memleket ihtiyacına" ayrılması zorunluluğu kaldırıldı.
[foto]ok.png[/foto] Arama ruhsatlarında hektar başına alınan "devlet hakkı" geliri kaldırıldı.
[foto]ok.png[/foto] Üretim büyüklüğüne bağlı olarak, üretilen ham petrolden alınacak devlet payı yüzde 2-12 oranına, doğalgazdan alınacak olan devlet payı yüzde 3-12 oranına düşürüldü.
[foto]ok.png[/foto] Yabancı petrol şirketlerine vergi muafiyeti getirilirken, işletme ruhsat süreleri 30 yıl olarak belirlendi. Bu süreyi 50 yıla kadar uzatma imkânı tanındı.

Kanun tasarısının kimi maddeleri Cumhurbaşkanı Sezer'e takıldı. Ayrıntılı bilgiler basına yansımasa da vetoya yukarıdaki maddelerin değil aşağıdaki maddenin neden olduğu tahmin ediliyor:

[foto]ok.png[/foto] Karada çıkarılan petrol ve doğalgazdan elde edilecek olan devlet hissesinin yüzde 50'sinin, işletme ruhsatının bulunduğu ilin il özel idaresine verilmesi hükmü.

Yeni yasanın işgal öncesi ABD emperyalizmi uzmanlarınca hazırlanan ve işgal sonrası Irak petrollerini tekellere açan düzenlemelerle, birçok ortak yanı bulunuyor. Sermaye yatırımlarında ''millilik'', ''hükümetlere göre değişkenlik gösterebilecek istikrarsızlık unsurları'' istemeyen petrol devleri doğrudan yatırıma yönelecekler. Yapılan sözleşmeler 25-30 yılı kapsayacak ve petrolün tekeller tarafından kontrolünü de garanti altına alacak. Petrol tekelleri bu yasalarla, Üretim Paylaşım Sözleşmeleri yöntemini kullanıyor. Sözleşmelerin arkasındaki uzun vadeli dayatmalarla tekeller, azami karlarını garantiye alıyor.

Yasa, uluslararası petrol tekellerinin önündeki yasal sınırlamaları kaldırılmasını içeriyor içermesine. Fakat hamkafa ''millici''lerimizin çığırtkanlığında olduğu gibi ''Türkiye'nin yeraltı kaynaklarını uluslararası tekellere sınırsızca açmakla'' sınırlı da değil. ABD ile son karşılıklı turlardan da anlaşılacağı gibi, Ortadoğu, özellikle Irak'ta kan imparatorluğu oluşturan emperyalist tekellerin yağmasından pay kapma yarışı söz konusudur. Her sınırsız işbirlikçiliğin bir bedeli var! ''Milliciliğin'' kırmızı çizgilerini çiğnemek gibi!