50 sene bantta çalışılmaz

Ford işçileri: "50 sene bantta çalışmak mümkün değil", "Anne, emeklilik maaşımı iki metre aşağı gönder".

Cumartesi, 10 Şubat 2007 (19 yıl 8 ay önce)

Almanya'da emeklilik yaşının 67′ye çıkarılmasına karşı IG-Metall ve Ver.di sendikasının birçok kentte organize ettiği eylemlere, 70 bine yakın işçi katıldı.

Eylem programı aşamalı olarak Saarlan’da başlatıp Stuttgard, Berlin, Hannover, Nordrhein- Westfallen Eyaleti’nde devam ettirdi. Daha bir çok işyerinde eylemler yapılacak. NRW eyaletinde bir hafta içinde yüz iş yerinden, 25 binden fazla işçi üretimi durdurarak eylemlere katıldı. IG Metall, eylemin önümüzdeki günlerde artacağını ve daha fazla işçinin eylemlere katılacağını duyurdu.

Ford’a yapılan eyleme 8 bin kişi katılıp üretim durduruldu. İşçiler, hükümet geri adım atıncaya kadar eylemlere devam edeceklerini belirttiler. Eylemcilerin ellerinde "50 sene bantta çalışmak mümkün değil", "Anne, emeklilik maaşımı iki metre aşağı gönder" dövizleri vardı.

Ford İşyeri Temsilciliği Başkanı Dieter Hinkelmann yaptığı konuşmada, fabrikada çalışan işçilerin yaş ortalamasının bugünden 40’ın üzerinde olduğunu söylerken, "Emeklilik yaşının yükseltilmesi, bu ortalamanın daha da yükseltilmesine neden olacak. Dedeler burada çalışırken, torunlar dışarıda işsiz güçsüz dolaşacaklar" dedi.

24 ŞUBAT'TA BERLİN'E!
Kazanılmış haklarımızın tek tek elimizden alınmasına nereye kadar seyirci kalacağız? Patronlar, karlarına kar katmak için işçinin emeği üzerinde binbir oyunu, kılıfına uydurarak oynuyorlar. “İş yerlerini kapatırım”, “işten çıkartırım”, “dışarda bir ton işsiz var” tehditleri ile, mücadelelerle kazanılmış haklarımızı tek tek elimizden alıyorlar.

Şimdi de 67 yaşında emekliliği getirmeye çalışıyorlar. Artık mezara girip iki yıl sonra emekliliği hak ederiz! Ki o zaman da sermayenin emekli parası ödeme gibi bir sorunu kalmaz!

Biz sustukça saldırılar boyutlanıyor! Dün aynı ücretle daha uzun çalışma, iş güvencesinin ortadan kaldırılması, esnek çalışma koşulları… Şimdi ise, emekli olmadan mezara göndermek istiyorlar.

Artık nereye kadar susacağız? Bu saldırılara dur demek, bütün işçi ve emekçilerin sorunudur. Hepimizin sorunudur! İnsanca yaşamak bizim hakkımızdır, hakımıza sahip çıkalım!

Bunun için 24 Şubat’ta Berlin’de yapılacak merkezi yürüyüşe güçlü bir şekilde katılmalıyız. Bu bizim yaşamımız ve biz belirlemeliyiz, sermaye değil…


BU İŞİ ÖĞRENMEK ZORUNDASIN!
Merhabalar, ben Bülent… 23 yaşındayım ve bir Ford işçisiyim. Sizlere biraz kendi iş koşularımı anlatmak istiyorum. Gözünüzde büyüttüğünüz Ford’un ne olduğuna kendiniz karar verin.

Ford’a girmeden önce akrabalarım ve çevremden şu sözleri duyardım hep; “Bülent sen Ford’a girmelisin ve Ford’da çalışmalısın”. Ben de hep merak ederdim. Bir gün akrabama; “Neden Ford’a girmemi istiyorsun?” diye sordum. Şu yanıttı verdi; ’’Ford çok değerli bir fabrikadır. Kendi başına bir devlettir, gir hayatın kurtulur.’’

Bu konuşmadan sonra; “Ford kendi başına bir devletse emeğimin karşılığını alırım” dedim kendi kendime. Özgeçmişimi hazırlayıp Ford’a gönderdim. Kısa zamanda haber geldi ve iş başı yapmamı istediler.

İlk iş günüm!
Yanıma bir ustabaşı yardımcısı geldi ve bana yapmam gereken işi anlattı. “Altı üstü 4 tane vida sıkacaksın, sen kalıplı ve güçlüsün, işi kolay yaparsın” dedi ve 10 dakikalık anlatımdan sonra beni yanlız bırakıp gitti. Yaptığım iş ise, Ford’un motor bölümünde, erişilmesi zor olan bölüme 4 tane vida sıkmaktı. Tabii ki benim için zor… Yeni başlamışım işe, bant yürüyor… 41 saniyede gitmesi gereken bant sistemi 35 saniyede gidiyor. Bant bana doğru geliyor, elime vidaları alıyorum ve motorun o erişilmesi zor olan bölümünü arıyorum. Neyse vidanın sıkılması gereken yeri gördüm ve vidalamaya başlıyorum.

Birinci vidayı sıkıyorum, ikinci vidayı da, üçüncü vidayı da, dördüncü vidayı sıkamadım… Bant otomatikmen durdu. Bir yandan ustabaşı, bir yandan işçiler hep bir ağızdan bağırmaya başladılar, “N’oluyor, neden bant duruyor?” diye.

Ben de şaşkınlık içindeyim. Bir yandan emekçi kardeşlerimin bağırışmaları, bir yandan banda yetişememek terletiyor beni. Laf üstüne laf işitiyorum.

Bağrışmalar… İyice panikleyip kendi kendime kızıyorum, “Birkaç yaşlı işçi gözlerini kapatarak vidaları sıkıyor, bense daha dördüncü vidayı sıkamıyorum, ne kadar beceriksizim!” Bir günüm böyle geçti ve birkaç kez bandı durdurdum.

Bu işi öğremek zorundasın!
İkinci günde ise beni o bölümden alıp, başka bölüme verdiler. Görünüm olarak dünkü yaptığım işten daha kolay bir işe benziyor. Ustabaşı yardımcısının sert bakışlarıyla, “eğer burada çalışmak istiyorsan, bu işi öğrenmek zorundasın” sözleri eşliğinde yeni bölüme doğru ilerliyorum.

Banda geldiğimizde içimde yeniden bir korku oluşmaya başladı. Kendi kendime “Sen yine bunu başaramıyacaksın” dedim.
Bu sefer de 2 vida ile bir lastik geçirme işi… Bana gösterdiği şekilde yapmaya başladım ki, ustabaşı yardımcısı beni yanlız başıma bıraktı ve uzaklaştı.

İşe başlamaya hazırlandım. Bant bana doğru geliyor “evet yapacağım” diye kendi kendime söyleniyorum; “Sen bunu başaracaksın, sen bunu yapacaksın” diyorum döne döne.

İki vidayı sıkmaya sıktım, kaldı lastik! Lastiği takayım diyene kadar da band çizgisinden geçti! Bense koşuşturma içerisinde diğerine geçiyorum, diğerinde de aynı şekilde iki vida sıkıyorum, lastiği takmakta zorlanıyorum… Neyse bu şekilde 2 saat geçiriyorum. Zamanlar böyle geçip giderken, elim işe alışmaya başlıyor.
Tabii ki emeğimin karşılığını tam olarak alamıyorum ve bu da beni yıpratıyor. Patronlara olan kinim ve karşı çıkma isteğim ikiye katlanıyor. Bu koşullarda çalışmak, sistemi daha iyi tanımama ve kinimin artmasına neden oluyor.

Diğer taraftan, işçilerin sessiz kalmaları, boyun eğmeleri daha da rahatsız ediyor beni. Haklarımızı aramak, onlar için mücadele etmek en doğrusu. Bunun için işçilerle sorunlarımızı tartışıp, “Neler yapmamız gerekir?” sorusunu yanıtlamamız ve kendi aramızda örgütlülük ağını güçlendirmemiz gerekiyor.

Bülent Eroğlu


Gönderen: Yaşanacak Dünya