Cuma, 11 Kasım 2005 (20 yıl 9 ay önce)
Her haftasonu yaptığı ücretsiz etkinliklerle işçi ve emekçileri devrimci sanatla buluşturmayı hedefleyen Yapı Sanatevi'nde bu haftasonu yapılacak etkinlikler:
CUMARTESİ
Cumartesi günü Yapı Sanatevi'nde
Bahman Ghobadi'nin
"Şarhoş Atlar Zamanı" adlı filmi saat
17:00'de gösterilecek.
Şarhoş Atlar Zamanı
İran Kürdistan'ında bulunan Baneh kentinde 1969 yılında doğan Ghobadi'nin adını duyuran ilk ödüllü filmi. Ghobadi, eğitimi sırasında eyaletin başkenti Senendec’de film yönetmenleri grubuna katıldı ve kısa metrajlı filmler yaptı. Başkent Tahran’da sinema eğitimi alan Ghobadi, 1999 yılında, Kiarostami’nin ‘Rüzgar Bizi Taşıyacak’ filminin çekimlerinde baş asistan olarak çalıştı, Samira Mahmelbaf’ın ‘Kara Tahta’ filminde başrollerden birini üstlendi. Ghobadi, ‘Sarhoş Atlar Zamanı’ ile 2000 yılı Cannes Film Festivali’nde ‘Altın Kamera Ödülü’, ‘Genç Sinema Ödülü’ ve ‘FIPRESCI Ödülü’ne layık görüldü. Hiçbir profesyonel oyuncusu bulunmayan film, sınır bölgesinde kaçakçılıkla yaşayan bir köydeki yaşamı anlatıyor.
PAZAR
Her ayın ikinci haftasonunu şiir etkinliğine ayıran Yapı Sanatevi'nde Pazar günü saat
15:00'de yapılacak şiir etkinliğinin konusunu
ENVER GÖKÇE şiirleri oluşturuyor.
Enver Gökçe
1920’de Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde doğdu. 19 Kasım 1981’de Ankara’da yaşamını yitirdi. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. İstanbul Kadırga Öğrenci Yurdunda yöneticilik yaparken TKP'ye yönelik yapılan 1951 tevkifatında tutuklandı ve 7 yıl cezaevinde kaldı. 1957’de özgürlüğüne kavuştu. Ankara’da gazetelerde düzeltmenlik, serbest yazarlık yapti. Son günlerini Ankara’da Seyran Bağları Huzurevi’nde geçirdi. Gökçe'nin yaşamı ve sanatına, hayıtını anlattığı bir yazıdan alıntılarla ışık tutalım:
"(...)1945 yılında yani Garipçilerin edebiyatımıza egemen oldukları bir çağda dergi yayınlamaya ihtiyaç duymuştuk. Bu devre henüz toplumcu akımı güçlendirmeye çalıştığımız bir devreye rastlar. Orhan Veli ve arkadaşları o zaman devrimci şiirleri yoksayan ve yozlaştıran bir çalışma içindeydi. Ve bu sebeple biz Ant çevresine, küçük bir topluluk da olsak, devrimci sanat sorumluluğunu üstlenmiştik. Daha evvelden Yeni Edebiyat dergisi tarafından yürütülen akımın mümessili olarak karınca kaderince çalışmalarımızı sürdürüyorduk. Bu anti-faşist ve devrimci bir gençlik ve onun devrimci sanatı etrafında yeni bir akımın mümessili toplumcu sanatı ortaya çıkarmayı amaçlayan gençlerdik denebilir.
(...)1948 yılında, o zaman anti-faşist bir dernek kurmuştuk. Türkiye Gençler Derneği davası denildi bu davaya. Bu derneğin yüz elli kadar üyesi olmuştur. Ve harp sonrası devresinin bir parçasıdır. Dernek her türlü anti-faşist ve demokratik fikirli genci bir araya getiriyordu. Derneğin Ankara Denizciler caddesinde bir ahşap evde merkezi vardı. Faaliyetleri arasında halka her türlü yardım vardı. Örneğin, halkın hasatına bilfiil iştirak etmek, katılmak gibi faaliyetler bunların arasındaydı. Hatırladığıma göre, o zaman dernek, içlerinde ben de olmak üzere, sekiz on üyesi bir İstanbul Ankara arasında yürüyüş tertip etmişti. Bu Ankara İstanbul yolculuğu beş altı gün sürdü ve tamamlandı. Derneğin bir çok yapıcı işe yönelmesi, Ankara çevresinde bulunan ırkçı Turancıları rahatsız etmeye başladı. Dernek fakülte ve Ankara çevresinde yaygınlaşmaya başlamıştı. Bu nedenle ırkçı Turancılar derneğin gidişine karşı bir takım eylemlere giriştiler. Gösteri yapmaya başladılar. Derneğin yıkılması etrafında tehditler çoğaldı. Biz o zaman safça, yirmi otuz kişi, bir odacık yerde toplandık ve elimizde sopalarla gelenleri bekledik. Turancılığın etkinliği çoktu o zamanlar. Turancılar saldırdı. Dernek yıkıldı bir kaç saat içinde. Kitaplar yırtıldı. Sokaklara atıldı. Dernek üyelerinden yakaladıkları birkaç kişiyi dövdüler. Fakat dernek faaliyetine devam etti. Dernek etrafında bir takım provakasyonlar aldı yürüdü. Sonucunda dernek üyelerinden iki kız arkadaş biri Melahat Kürşal, diğeri Nural ve ben, Mehmet Kemal Şevki Akşit tevkif edildik. Gerekçe olarak dernek üyelerinin komünizm propagandası yaptıkları ileri sürülüyordu. Bu yüzden tutuklandık. Ankara cezaevine götürülüp tıkıldık. Üç ay devam eden sorgudan sonra hiç kimseyi mahkum edemediler. Hepimiz beraat ettik. Böylece üç ay boşu boşuna geçti. Bu devre hapishanede bir kaç tane şiir yazdım. "Görüşmeci" isimli şiir bu devrenin mahsulüdür. Görüşmeye arkadaşlarım kendi ailemden kızkardeşim gelirlerdi. Bu şiiri daha sonra "Görüş Günü" adıyla yayınladım. Gene bu devrenin anısı olarak "Fakültenin Önü" adlı şiir, bu gösterilerden sonra yazılmıştır.Bu şiirde olayları günü gününe yansıtan en iyi bir şiirimdir.
(...)TKP Tevkifatı denilen meşhur 1951 Tevkifatı olayı başlamış oldu. Bu tevkifatta alışılmamış bir çok yıldırma yöntemleri uygulandı. Gene tabutluklar, falakalar ve her türlü insanlık dışı işlemler yapıldı. Ve sonuçta yüz altmış sekiz insan askeri mahkemede yargılandı. Gereği şekilde hepsi de cezalandı. Ben şahsen bu davada hiç bir fayda görmediğim için avukat bile tutmadım. Ayrıca bir çok gene hapishaneden tanıdığım insanlar da savunmalarını kendileri verdiler. Epeyce direndik. Fakat sonuç olarak şunu söyleyeyim, yüz altmış sekiz kişi bu davada hepsi hüküm giydiler.
(...)İyi bir sanatçı olmak için önce, kendini halkını sevmesi daha doğrusu bu halkın içinden bu halkın en devrimci sınıfına bağlılık göstermesi içtenlikle bunu yapmak şarttır. Hayatı tüm yönleriyle seveceksiniz. İyilik kötülükleriyle, pisliğiyle, fakat seveceksiniz. Suyunu, dağını, toprağını, çevreyi de kendisi kadar her şeyini seveceksiniz. Bunu sevdiğiniz bir sürede, bunları yapıtlarınıza geçirebildiğiniz ölçüde büyük ve yol gösterici olacaksınız. "
Fakültenin Önü
Fakültenin yanı demirden köprü
Fakültenin önü bir sıra kavaktı
Biz bir garip yiğit kişiydik
Bütün hürriyetler bizden uzaktı
Faşistler camlara yürüdüler
Kürsüleri kırdılar, höykürdüler
Tığ teber şahı merdan
"Tanrı Dağı kadar Türktü bunlar
Hira Dağı kadar müslüman."
Ve de kanlı bıçaklı düşman
........................
........................
Gökler ışıyordu yer yer
Ortalık ala şafaktı.
Yapı Sanatevi: İstiklal Caddesi Rumeli Han C Blok Kat:4 Beyoğlu Tel: 244 77 72