Irak'ta idama mahkum edilen 3 kadın, ellerinde silah korkusuzca yürümüşlerdi işgalcilerin üzerine.
13 Nisan 2002'de Venezuella'da umulmadık bir şey oldu!
CIA ve ülkenin en büyük sermaye gruplarının Chavez hükümetine karşı tezgahladığı darbeye karşı Caracas tepelerinden ve gettolardan milyonlarca işçi - emekçi ve yoksul, kent merkezine indi.
Darbeci generaller ve işbirlikçi ordu, 50'den fazla insanı öldürüp Chavez'i kaçırmıştı.
Darbenin karşısına ilk dikilen kadınlar oldu. Bazıları oğulları olan askerlerin baskılarına karşı yaşamlarını tehlikeye atmışlardı.
Ve onların kararlı mücadelesi sonucunda daha büyük hesaplaşmaların korkusuyla Chavez bırakıldı!
O günden sonra da kadınlar onlarca yıllık mücadelelerinin kazanımlarını savunmakta hep en önde oldular.
Bolivarian Circles'da örgütlü (Kazanımları savunmak ve elektrik, okur-yazarlık kampanyaları, barınma, elektrik ve su sağlayan bir taban örgütü) her 10 kişiden 6'sı işte bu kadınlar, Venezüella'nın savaşçı kadınlarıdır...
Onlar Chavez'e sahip çıkarak, aslolarak yaşamlarını savundular.
Yaşamlarını savunan kadınlar dünyanın dört yanında ölüme karşı onurlu bir yaşam için savaşarak yürüyorlar.
İşbirlikçiler Iraklı direnişçi kadınları idam ediyor!
Adları Wacen Taleb, Zeynep Fahdel ve Lika Ömer Muhammed olan 3 kadın, emperyalist işgal ve direnişin hüküm sürdüğü Irak’ta işbirlikçi Irak hükümeti tarafından idama mahkum edildi.
Katıldıkları eylemlerle işgalci ABD askerlerinin ve işbirlikçi polislerin ölümüne neden oldukları iddia edildi.
Wacen Taleb, 5 polisi öldürmekle, Zeynep Fahdel 2006 Eylül’ünde Bağdat’ta bir karakola eşi ve kuzeniyle birlikte saldırı düzenlemekle, Lika Ömer Muhammed ise eşi ve kardeşiyle birlikte saldırıda bulunmakla suçlandı.
Oysa onlar kocaları ve kardeşleriyle birlikte ellerinde silah korkusuzca yürümüşlerdi işgalcilerin, işbirlikçi katillerin üzerine.
Evde, sokakta yoksulluk olup, aşağılama, tecavüz olup gelip vuracak olan ölüme karşı çocukları, sevdikleri ve inandıkları her şey için direnişe geçmeyi seçtiler.
Acı veren, yürek dağlayan, çaresiz ve güçsüz bırakan sessiz ölümlerin kurbanı değil onurlu ve özgür yaşamların gözüpek savaşçıları oldular.
Ve şimdi korkak katil sürüleri onları idamla cezalandırıyor.
İşkenceyi, tecavüzü, katletmeyi kendileri için meşru gören halk düşmanları direnenleri kendi yaptıkları hükümsüz yasalarla birlikte dizginsiz bir yasadışılıkla da katlederek yok etmeye çalışıyor.
Ölümün kol gezdiği Irak sokaklarında kaçırılıp, tecavüz edildikten sonra öldürülüp sokağa atılan kadın sayısı bilinmiyor bugün.
Ve işte o kadınlar adına da işgale ve işbirlikçiliğe karşı yükselen halk direnişinin en militan savaşçıları olarak en militan direniş eylemlerinin içinde yer alan kadınlar işkence ve idamlarla durdurulmaya çalışılıyor bugün.
Onlar için yeni yasalarla yeni yargılama kanunları çıkarılıyor. 156 No'lu yasa ile kadınlar hukuki destekten de yoksun bırakılmaya çalışılıyor.
Yetmiyor şeriat kurallarıyla yok sayılıp, yaşamdan koparılmaya çalışılıyor. Ama nafile Irak'ın direnişçi kadınları evde yemek yapmayı değil elde silah dövüşmeyi tercih ediyor her geçen gün.
Ve bir kez daha kadınlarıyla birlikte direnen bir halkın karşısında baştan yenik düşmekten başka bir çıkış yolu görünmüyor emperyalist savaş ordularına...
Emperyalizm kimliğini kusuyor: Amerika artık tecavüzcü ordusuyla Irak'ta!
Koca bir ülkeyi katliam, işkence, tecavüz üssüne çeviren ABD, uzayan savaşın yarattığı moral bozukluğuyla asker sıkıntısı çekerken karakterine uygun çözümleri uygulamaya sokuyor!
ABD, göçmenlerin ardından, teslim alamadığı Irak'a bu sefer tecavüz, soygun, uyuşturucu hükümlülerini gönderiyor!
Artık sen konuş!
Venezüella'nın, Irak'ın, Filistin'in... savaşçı kadınlarının aklı bir zamanlar bir insanı öldürmeyi alamazdı... Ama şimdi düşmanı ve işbirlikçilerini öldürmeye hazırlar.
Korkmuyorlar mıydı, belki evet ama, korkularını yenmeyi daima bildiler. Çünkü zalimlere duydukları kin korkularından güçlüydü.
"Artık yeter!" demek kadınların kendi ellerindedir. Dünya tarihinde baskıya, sömürüye, ezilmişliğe, ikinci sınıf olmaya hayır deyip başkaldıran, mücadele eden onlarca kadın direnişçi vardır. Bizler, mücadele bayrağını, Clara Zetkin, Rosa Luksemburg, Leyla Kasım, Selma Aybal, Sabahat Karataş, Zeynep Poyraz, Fatma Koyupınar, Nergis Gülmez, Hatice Yürekli, Lale Çolak, Nilgün Gök, Berna Ünsal, Meral Yakar, Şengül Boran,...... ve daha nice ölümsüzleşenlerimizden devraldık.
Bu bayrağı daha da yükseltmek ve haklarımızı savunmak için 4 Mart'ta alanlarda olacağız.
Emperyalist saldırganlığa, ezilmeye, sömürüye ve şovenizme karşı birleşik mücadeleye!
4 Mart'ta Kadıköy'e!