Çatışmaları çözümleme uzmanı Gabrielle Rifkin, İran - ABD gerilimine İran'ın bakıyor.
İran’la aranızdaki gerilimi azaltmak istiyor musunuz? Konuşmayı deneyin
Az bilinen bir gerçek var, o da 2003’de İranlıların gizli bir “Büyük Pazarlığı” tartıştıkları
Amerikan askeri yetkilileri tarafından Bağdat’ta hafta sonu ortaya konan deliller- İran’ın Irak’ta aşırı uçtaki Şii gruplara öldürücü silah temin etmesi- gerilimi keskinleştirdi. Fakat ABD Irak savaşından bu yana Körfez’de en büyük yığınağı yaptığına göre, tüm diplomatik seçenekler tamamen araştırıldı mı?
Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed El Baradey geçtiğimiz hafta “yaratıcı diploması ve önderlik” çağrısında bulundu. İran’la karşı karşıya gelmenin Ortadoğu’yu daha militanlaştırması ve öfkelendirmesi halinde oluşabilecek kontrolsüz bir zincirleme reaksiyonun tehlikesine vurgu yaptı. Sadece nükleer konuların değil, son 25 yılda İran ile ABD arasında kutuplaşmaya neden olan güvenlik ve ticari konuların da kapsamlı bir biçimde ele alınması için üç aylık bir ara verilmesi çağrısında bulundu.
İran’daki siyasi manzara değişmekte olduğundan mevcut kriz yeni fırsatlar sunabilir. Devlet Başkanı Ahmedinecad’ın yakında yokedici bir darbeye maruz kalacağı yolunda işaretler gittikçe artmaktadır. İran Meclisi’nin 150 üyesi, onun kavgacı dış politika söylemini ve içerde vaad edilen reformları gerçekleştirmedeki başarısızlığını, eşine rastlanmamış bir biçimde eleştirerek, alevlenen enflasyon, artan gıda fiyatları, büyüyen işsizlik ve bütçenin zamanında açıklanamaması nedeniyle kendisini suçlayan bir mektup imzalamışlardır.
İran’daki pragmatistlerin iddialarına göre Ahmedinecad’ın “İran, uranyum zenginleştirme projesinden bir gün için bile vazgeçmeyecektir” şeklindeki kışkırtıcı söylemi Batı ile iyi ilişkiler kurma şansını dinamitleme riski taşımaktadır. Onun gerileyen konumu, Aralık ayındaki yerel seçimlerde müttefiklerinin Tahran Kent Meclisi'nde sandalyelerin sadece beşte birini kazandıkları bir yerel seçim yenilgisiyle de örtüşmektedir. Sonuçlar dogmatik tutuculuktan uzaklaşıldığını ve daha pragmatik politikaları ile tanınan, devlet başkanlığındaki rakibi Tahran Belediye Başkanı Muhammed Baker Kalibaf’a desteğin arttığını göstermektedir.
Bu gerçekleşmese bile ülke içinde değişen hava ve dışarda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin baskısı, dış politikayı yönetenleri Ahmedinecad’a meydan okuma konusunda yüreklendirmiş olabilir. İran’ın karmaşık anayasal oluşumu altında Devlet Başkanı Ahmedinecad sadece iç politikadan sorumludur, İran’ın dış ilişkilerinden değil. Dış politika Milli Güvenlik Konseyi’nin rehberliğinde dini lider Ayetullah Ali Hamaney tarafından oluşturulur.
Dışardan, ABD veya İsrail’den yapılacak bir askeri müdahale bu gelişmeleri raydan çıkartacak ve rejim yanlılarının hoşuna gidecektir. Tahran’a yaptığım son ziyarette rejim yanlıları ve ılımlılarla görüştüm. Çoğu dış müdahalenin Devrim Muhafızları’nın acil durum ilan etmesine yol açarak sonraki on yıl boyunca ılımlı etkileri marjinalize edeceğini düşünmektedirler. Bu İran’ın nükleer silah ülkesi olma hamlesini kızıştıracaktır. Milliyetçilik ateşinin yaratacağı dalga Ahmedinecad’ın konumunu sağlamlaştıracaktır.
2003 yılında zamanın devlet başkanı olan Muhammed Hatemi hükümetinin Saddam Hüseyin’in düşürüldüğü sıralarda İsviçreli aracılarla gizli bir “Büyük Pazarlık” içinde olduğu az bilinen bir gerçektir. ABD’nin rejime müdahale etmeme, yaptırımları sona erdirme, Dünya Ticaret Örgütü’ne katılma imkanı tanıma garantileri vermesi karşılığında, İran, İsrail ve Filistin için Arap Birliği’nin de onayladığı iki-devletli çözümü amaçlayan 2002 “Beyrut Bildirgesi"ni desteklemeyi önerdi. Ayrıca terörist grupları desteklemekten vazgeçmeyi de teklif etti.
Öyleyse dört yıl sonra bu girişimi yeniden canlandırmak ne işe yarayacaktır ve Tahran’ın değişen havası yeni fırsatlar sunabilir mi?
ABD ve İran hükümetlerinin niyetleri konusunda pekçok şüphe ve güvensizlik var. Tahran, ABD siyasetinin rejimi değiştirmeyi hedeflediği konusunda ısrarcıdır ve ABD İran’ı Ortadoğu’da istikrar sağlama girişimlerini sabote etmeye kalkışmakla suçlamaktadır. Karşılıklı güven oluşturacak bir gündem yaratılmalıdır.
İran’a karşı savaş için yavaş yavaş çalan davullar susturulabilir mi? İran’ın nükleer tehdidini, çatışmada yer alan tüm partilerin güvenlik konusundaki endişelerini dile getirecek bir anlaşma teklifi ile hafifletmek mümkün müdür? El Baradey’in üç aylık- ara çağrısı, İran’ın bölgedeki yeri, rejimin geleceği ve Batı ve İsrail ilişkileri konusunda çok daha derin sorunlara ve korkulara yol açabilir mi? Tahran’ın değişen havası gündemi ileri taşımak için daha fazla fırsat yaratabilir mi?
*Gabrielle Rifkind'e ait bu makale 13 Şubat tarihli Independent'tan çevrilmiştir.
Gabrielle Rifkind çatışmaları çözümleme uzmanıdır. “Terörizmi Mezara Gömmek” adlı yapıtın yazarlarından biridir.