İnsanca konut ve barınma hakkı!

Tekil ev sahiplerine ödenen kiralar sisteme dolaysız akacak ama uygulamanın işçilere etkisi bu kadar değil...

GÜNCEL
Salı, 20 Şubat 2007 (19 yıl 8 ay önce)

Kitlelere “kira öder gibi ev sahibi olma” imkanı olarak yutturulmaya çalışılan Mortgage (İpotekli Konut Finansmanı) Yasa Tasarısı yarın Meclis'te görüşülmeye başlanıyor. Tasarının Mecliste gündeme gelmesinden hemen önce, bankalar da konut kredilerini yeniden düzenlediler.

Nasıl bir soygun?

Tasarıya göre, Mortgage'dan yararlanabilmek için konut fiyatının yüzde 25'i kadar birikime sahip olmak gerekiyor. Konut faizleri ise 5, 10 ve 20 yıllık olarak ödenebiliyor. Bankaların faiz oranları da 5 yıllık ödemeler için yüzde 1,54 ile 2,22 arasında değişiyor. 10 yıllık ödemeler için bazı bankalar faiz uygulamazken, bazıları da yüzde 1,53 ile yüzde 1,82 oranında faiz koyuyor. 20 yıllıklarda da çoğu banka faiz uygulaması yapmıyor, geri kalanlar ise yüzde 1,53 ila 1,69'luk faiz alıyor. Buna göre, en uzun dönemde aylık ödemeler 1.642 ile 3.111 YTL arasında değişiyor.

Mortgage, özellikle Avrupa ülkelerindeki nispi ekonomik istikrar dönemlerinde uygulanan bir sistemdi. Türkiye'de ise, son yıllarda füze gibi fırlayan kiraların yarattığı bunaltıya alternatif olarak Mortgage sistemi gösterilmeye ve emekçilerin konut ihtiyacı zaten kira ödeyecekleri 20 yıllık bir süre için Mortgage'a yönlendirilmeye çalışılıyor.

Asgari ücretin ortalama ücret haline getirildiği bugünkü koşullarda yasanın zaten bu alım gücüne sahip olmayan emekçileri ilgilendirmediği düşünülebilir. Gerçekten de, konut değerinin yüzde 25'ine varan bir birikimle birlikte aylık en az yüzde 1,5'luk faiz ödemesini yapmak, bugün emekçilerin ezici çoğunluğunun gücünün ötesindedir. Dahası, buna yeltenilse bile, konut değerleri kredi faizleri ile şişmekte ve örneğin İstanbul'un ortalama bir bölgesinde 100 metrekarelik bir daire arsa payı dahil 30.000-40.000 YTL iken bu daire kredi faizleri ile birlikte 120.000 ila 160.000 YTL arasında satılıyor. Yıllık faizi yüzde 10 civarındaki enflasyonun en az iki katı düzeyinde bulunan bu konut bedellerinin emekçiler tarafından karşılanamayacağı açıktır. Ailede nispeten yüksek ücretli emekçilerin varlığından cesaret alınıp buna yeltenildiği koşullarda ise, ücretlerin düşürülmesi, işsiz kalınması nedeniyle ya da şiddetli bir ekonomik krizin etkisiyle faizler ödenemediği takdirde hem evden hem de ev için ödenen paradan olunuyor. Mortgage sistemi kapsamında yer alan hayat sigortası da borç kapanından kurtulamamanın yeni bir halkası oluyor.

Ancak bu durum, işçi sınıfının Mortgage'a karşı kayıtsız kalmasını gerektirmediği gibi, bu ancak tehlikeli bir aymazlık olabilir. En başta, Mortgage, kriz unsurlarına bu denli açık ekonomik koşullar altında, yeni bir kriz tetiği olarak işleyebilecek ve tüm emekçileri vurabilecektir. Yasaya göre ikincil piyasa işlemleri kapsamındaki kağıtlar devlet garantisi altına alınıyor ve inşaat şirketlerinin batması durumunda şirketin alacakları devlet bütçesinden karşılanıyor. Bu yük ise, elbette ki, emekçiler için yeni vergiler anlamına geliyor.

Tam da burada, bir Mortgage canavarı da bu yağlı kemik karşısında dişlerini göstermeye başlıyor: OYAK. OYAK Konut, ABD'deki Mortgage sisteminde yüzde 54'lük bir paya sahip olan Fannie Mae ile işbirliği yapıyor. İkitelli'de 10 bin konutluk OYAK projesi, Mortgage sistemiyle satılacak.

“Benim kredi borcum var...”

Kredi borçlarının emekçilerin hem yoksunluğunun bir göstergesi, hem sistemin kendisini yeniden üretmesinin bir aracı ama hem de emekçilerin en temel talepleri için mücadelede çekinik durmaya iten bir etmen olduğunun sayısız örneği duruyor önümüzde. Biraz uzayan bir grev, kararlılıkla atılınması gereken bir mücadele süreci, öncelikle işçi ve emekçilerin iç barikatına takılıyor: “Benim kredi borcum var...” Mortgage'ın yarattığı tehlike, aynı zamanda bu barikatın beslenmesi olanağını da içerisinde barındırıyor.

İnsanca konut ve barınma hakkı!

Mortgage, emekçilerin insanca konut ve barınma hakkına indirilmiş yeni bir darbeden başka bir şey değildir. Paran kadar sağlık, paran kadar eğitim, paran kadar... zincirine eklenmiş yeni bir halkadır o. Amaç, gösterilmek istendiği gibi, sürdürülebilir bir ödeme planı ile sağlıklı konutlar edindirmek değil; asıl olarak tekil ev sahiplerine ödenen konut kiralarının sisteme dolaysızca ve hızlandırılarak, aynı zamanda inşaat şirketlerinin borsadaki menkul kıymet değerleri de devreye sokularak girmesinin sağlanmasıdır.

Kölece yaşam, kölece çalışma, kölece barınma çemberi içerisinde, toprağa elektrik verir gibi bir işçi ücretinin neredeyse tamamının kiraya gittiği bir sistemin karşısına dikilmeliyiz. Bugün büyüyen, değişen, çeşitlenen diğer ihtiyaçlarımız gibi, konut ve barınma ihtiyacımızın şiddeti de büyüyor. Fare deliklerine yüzlerce YTL ödemek değil, kira bedelinin bir işçi ücretinin beşte birinden fazla olmamak üzere belirlenmesini istiyoruz!