Patronlar "havasız"mış!

Karlar katlanıyor, hazine hortumlanıyor, kıyım sürüyor. İşten çıkarma toplumsal suç olsun, dolaylı vergiler kalksın.

Pazartesi, 26 Şubat 2007 (19 yıl 8 ay önce)

Sermaye ve egemen sınıfların dünyayı neoliberalizmin cenneti yapma uygulamalarının ardı arkası kesilmiyor.

Tekelci rekabet ve serbest pazarın önünden tüm engeller kaldırılırken toplu işten çıkarma anosları da birbirini izliyor.

Fransa Sanayicileri Federasyonu'nun (MEDEF) bunlarla da yetinmeyen patronları, ülkede yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi yayınladıkları bir kitapla, “daha fazla hava”ya ihtiyaçları olduğunu belirtip, Chirac’ın yerine geçecek Cumhurbaşkanı adaylarına şimdiden isteklerini sıraladılar.

İsteklerinin başında hiç bir zaman içlerine sindiremedikleri “35 saatlik iş günü” uygulamasının kaldırılması var.

Zorunlu fazla mesainin yılda 180 saat olan limitinin 220 saate çıkarılması, bu fazla mesailer için patronlardan alınan vergilerin kaldırılması ve genel olarak işverenlerin devlete ödediği diğer vergilerden de indirim yapılması isteniyor.

İş Kanunu'nda yapılacak değişikliklerle işten çıkarmalar da kolaylaşırsa patronlarımız biraz “hava” alabileceklermiş!

EMPERYALiST TEKELLERDE KIYIM VAR!


Toplu işçi çıkaracağını açıklayan uluslararası tekellerden Alcatel-Lucent geçen yıl toplam 552 milyon euro kar elde etti. Tekel, önümüzdeki üç yıl içinde 12 bin 500 işçiyi kıyıma uğratmayı planladığını açıkladı.

Renault otomobil grubunun 2006'da elde ettiği kar, 2.8 milyar euro. Bu devasa rakamla karını bir önceki yıla göre 800 milyon arttırmış oldu. Üretimi önemli ölçüde Doğu Avrupa ülkelerine ve Çin’e kaydırdı, son iki yılda on bini aşkın işçi çıkardı.

Yine otomobil sektöründen Peugeot ve Citroen’in yeni patronunun karı 176 milyon euro. Şimdilik rakam vermiyor ama önümüzdeki yıllarda binlerce işçiyi çıkarmayı planladığı sır değil.

Basım ve dağıtım tekellerinden olan Lagardère bu yıl ve önümüzdeki yıl içinde 9 bin 900 işçiyi çıkaracağını açıkladı.

Büyük hissedarlığını Almanya ve Fransa’nın yaptığı Airbus uçak grubunun da onbinlerce işçinin işine son verecek yeni bir düzenlemeye gideceği açıklandı.

VERGİLERİMİZ ÜZERİNDEN DE SEMİRİYORLAR


İrili ufaklı bu örnekler çoğaltılabilinir. Özel sektörde olduğu gibi kamuda da toplu işten çıkarmalara devam ediliyor. Oysa bu işletmelerin hiçbiri zararda değil.

Dahası, 2005 yılında devlet bütçesinden işverenlere 65 milyar euro yardım yapıldı. 2006'da ise işveren vergilerindeki 40 milyarlık indirim ile 16 milyarlık doğrudan yardımla devlet bütçesinden patronların kasasına toplam 56 milyar euro aktı.

Bu miktar, Fransa'nın yıllık bütçede eğitim ve araştırmalar için ayrıldığı kaynakla hemen hemen eşit. Buna rağmen büyük sermaye gurupları “havasızlıktan, rahat nefes” alamamaktan şikayetçiler. Belkide bu kadar açgözlülükten sonra “zafiyet” geçiriyor olabilirler!

Büyük sermayenin istekleri neoliberal, ırkçı-faşist aday Sarkozy’nin seçim kampanyasında afiş edilmiş bulunuyor. Sarkozy ve ekibi, Chirac döneminde geniş emekçi kitlelerin mücadelesi ile kısmen engellenen neoliberal yasaları ve uygulamaları daha radikal biçimde gerçekleştirmeyi planlıyor.

Zaten beş yıldır parlementoda salt çoğunluğa sahip liberal sağ hükümet döneminde sosyal kazanımlarda önemli hak gaspları yaşandı.

Ücretlere zam yapılmadan yıllık 130 saat olan zorunlu mesai süresi 180 saate çıkarıldı.

Sosyal sigortanın ödediği ilaç paralarının yarısı artık ödenmiyor.

İşsizlik parası ödentilerinin süresi ve miktarı azaltıldı.

Hiç bir geliri olmayanlara ödenen “asgari geçim ödeneği” belli şartlara bağlanarak alanı darartıldı.

Emeklilik yaşının 65‘e çıkarılması ve işten çıkarmayı kolaylaştıran İş Kanunu’nundaki değişiklik yasaları (CPE) ise emekçilerin genel grev ve genel direnişi ile engellendi.

Beş yıldır bu uygulamalardan sorumlu olan Sarkozy ve ekibinin bugün yine emekçilere yönelik kampanyası kısaca şöyle özetlenebilinir:
Patronlardan zam istemek yerine çok çalışın çok kazanın, daha çok kazanmanız için çalışma süresini ve fazla mesai limitini uzatacağız.

Patronların vergilerinden devlet olarak indirim yapacağız ki üretimi başka ülkelere kaydırmasınlar. Onlarda çok kazansın, sermayelerine sermaye katsınlar, yeni fabrikalar kursunlar. Böylece işsizlik sorunu da çözülmüş olur.

Emeklilik yaşını önce 65‘e, sonra 70′e çıkaracağız. Çünkü ömür uzadı emekliler çabuk ölmüyor. Sosyal yardımlar, işsizlik parası insanları tembelliğe alıştırıyor, bunları iyice kısmalı hatta yapabilirsek iyice kaldırmalıyız.

Sağlık sigortası, çalışanların - emeklilerin olur olmaz durumlarda doktora gitmeleri ve fazla ilaç kullanmaları nedeniyle zarar ediyor. Sağlık servislerini özelleştirip paralı yaparsak bu sorun da çözülmüş olur..
Neoliberalizmin programı, uygulamaları, istekleri yeni ve şaşırtıcı değil. Şaşırtıcı ve düşündürücü olan yapılan seçim sondajlarında ikinci turda oy oranı yüzde 55 çıkan neoliberal aday Sarkozy’nin favori aday olması ve yüzbinlerce işçi ve emekçinin ona oy vermesi.

Eğer seçim sonuçları şimdiki sondaj sonuçlarını doğrularsa, patronlar istedikleri “hava”yı ciğerlerine kadar çekecekler. Seçime bölük pörçük giren "sol", "anti liberal sol" da "havasını almış" olacak.

Gönderen: YAŞANACAK DÜNYA