DİSK'in adayı Sarıgül mü?

Barış Yarkadaş - gercekgundem.com

Cuma, 2 Mart 2007 (19 yıl 7 ay önce)

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) kuruluşunun 40. yıldönümünü kutluyor. Ancak bu kutlama, onbinlerin katıldığı, işçi sınıfının alanları inlettiği, örgütüne sahip çıktığı eylemler, gösteriler ve yürüyüşlerle yapılmıyor. Çünkü; DİSK artık tabela örgütü olmaktan öte bir anlam taşımıyor. Bu yüzden de ne işçi sınıfı içinde bir varlık gösterebiliyor, ne de geniş halk kitlelerinin saygınlığını kazanabiliyor. 12 Eylül öncesi yüzbinlerle ifade edilen sendika, bugün Avrupa Birliği ile gerçekleştirilen faaliyetlerden elde edilen fonlarla ayakta duruyor.

DİSK Başkanı Süleyman Çelebi ise geride bıraktığımız günlerde Cumhuriyet Gazetesi'ne verdiği bir röportajda, ideolojik güçsüzlüklerini, kitlesel güçlerinin olmamasını, işçi sınfıyla bağ kuramamalarının sorumluluğunu (yine) 12 Eylül darbesine yüklüyor. Halbuki, birileri DİSK Başkanı Çelebi'ye, darbenin üzerinden 27 yıl geçtiğini hatırlatmalı!

Ancak belli ki Çelebi'nin bunu görebilecek pek bir vakti yok. Zira o, başında bulunduğu örgütten daha çok, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ün "sol"un başına geçmesi için vakit harcıyor. İstanbul'un en lüks restaurantlarında CHP'li Bülent Tanla, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ve DSP'li Ahmet Tan'la, sürekli planlar yapan Çelebi, kafasındaki "sol" tanımını ise bir türlü ifade edemiyor.

Yine net olarak ifade edilmeyen noktalardan biri de, Başkan Çelebi'nin giriştiği bu faaliyetin DİSK adına yapılıp yapılmadığı. Zira, işçi sınıfı içinde gitgide eriyen, örgütsüzleşen ve politika ürütemeyen DİSK, hangi nicel ve ideolojik gücüne güvenerek "sol"u birleştirmeye çalışıyor. DİSK'in "sol" olarak tanımladığı kişi, Mustafa Sarıgül mü? Ya da DSP Genel Başkanı Zeki Sezer mi?

DİSK işte bu yüzden, ideolojik netliği olmamasından dolayı gitgide eriyor. İşçi sınfı ile burjuvazinin arasındaki "uzlaşmaz çelişki"yi bile reddeden bir noktaya gelen DİSK, ideolojik savrulmasını, "teorik zemine" oturtmaya çalışıyor. Bu yüzden de "İşyerimi seviyorum" gibi sloganlarla neredeyse şirket sahiplerinin bile teklif edemeyeceği sloganları işçi sınıfına attırmaya çalışıyor. Bir dönem, adında "Devrimci"yi ifade eden "D"nin kaldırılması bile tartışılan DİSK, varolabilme gücünü ne yazık ki; artık Mustafa Sarıgül'de, Zeki Sezer'de, Ahmet Tan'da, DSP'de arıyor.

O halde, artık bu soruyu sormanın vakti geldi:

DİSK'in kafasındaki sol'un tanımı nedir?

DİSK, örgüt olarak Mustafa Sarıgül'e nasıl bakıyor?

DİSK, Mustafa Sarıgül'ü 'sol'un yeni lideri olarak mı görüyor?

Mustafa Sarıgül, işçi sınıfının mücadelesinde hangi noktada durmakta ve ne tür açılımlar getirmeyi planlamaktadır?

DİSK, DSP'den ne ummaktadır?

DSP'nin 57. hükümet döneminde, IMF politikalarına dayanarak yapmak istediği emeklilik yaşının yükseltilmesi, asgari ücretin düşük tutulması, anti - demokratik yasaların çıkartılmasındaki payı konusunda ne düşünülüyor?

DİSK Başkanı Çelebi'nin, bitirilmesi konusunda uğraş verdiği ölüm oruçlarında DSP'nin rolü nereye konuluyor? F Tipi Cezaevleri'nin mimarlarından olan DSP'nin tutumu nasıl değerlendiriliyor?

Kuşkusuz bu sorular çoğaltılabilinir. Ama bunları peşpeşe sıralamanın ve çoğaltmanın bir anlamı yok. Zira, DİSK ve Başkanı Çelebi, bu sorulara cevap veremeyecektir. Çünkü; bu soruların cevabının verilmesi, siyasi rotalarını değiştirmeleri anlamına gelir.