8 Mart'ı yaratan direnişçi kadınların çağrısıyla Ankara'da Abdi İpekçi Parkı'nda buluşuldu.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü Ankara'da bir mitingle kutlandı.
8 Mart'ı tarihsel ve sınıfsal özüne yakışır bir şekilde kutlamak için çalışmalarına yaklaşık 2 aydır birlikte devam eden Aka-Der, Alınteri, BDSP, ÇHD Ankara Şube, DHP, ESP, HÖC, Kaldıraç, Odak, Partizan ve SGD tarafından düzenlenen miting için toplanma yeri Sakarya Caddesi oldu.
Saat 13:00'da toplanmaya başlayan eylemciler burada "Kadınlar Emperyalizme, Şovenizme, Sömürüye ve Ezilmeye Karşı Birleşik Mücadeleye" yazılı bir pankart açtılar.
Eylemi düzenleyen ve katılan örgütlenmeler de bu pankartın arkasında kendi pankartlarını açarak kortejler oluşturdular.
Daha sonra Sakarya Caddesi'nden mitingin yapılacağı Abdi İpekçi Parkı'na doğru yürüyüşe geçildi. Miting alanına girildikten ve tüm pankartların yerleşmesinin ardından program başladı. Yapılan açılış kadınların içine itildiği bataklığı da kurtluşu da özetler nitelikteydi:
Fabrikalarda, atölyelerde azgınca sömürülen…Ardından 8 saatlik iş günü ve eşit işe eşit ücret talebiyle sınıfsal cinsel sömürüye karşı direnişe geçen ve mücadele tarihine kızıl 8 Mart’ı bırakarak katledilen 129 tekstil işçisi kadın için;
Her gün yoksul semtlerin çamurlu sokaklarından zengin semtlerine gündeliğe giden….
Ev işlerinin, çocuk bakımının değişmez kölesi olan...
Emperyalist savaşlarda açlığa, yoksulluğa mahkum edilen, tecavüze uğrayan...
Geleneklerle baskı altına alınan aşağılanan, horlanan töre cinayetlerine kurban giden...
Namusu koruma adı altında taşlanan, burunları kesilen, cenazeleri günler boyunca ortada kalan, namus cinayetlerine kurban giden...
Yaşamı dört duvar arasına hapsedilen...
Kürt olduğu için kimliği inkar edilen, dilini kullanamayan, tacizlere ve tecavüzlere maruz kalan...
Evde sokakta işyerinde, gözaltında şiddete uğrayan kadınlar…
Yaşasın 8 Mart! Yaşasın Dünya Emekçi Kadınlar Günü!
Selam olsun 8 Mart 1857’de 40 bin dokuma işçisi kadının insanca çalışma koşulları için yükselttiği mücadeleyi bugüne taşıyanlara…
Bursa’da fazla mesaiye kaldıkları sayısız günden birinde çıkan yangında yaşamını yitiren tekstil işçisi kadınlara, Urfa’da sistemin ihmali yüzünden olan kazada yaşamını yitiren tarım işçisi kadınlara,
Yüzünde gülümsemesi ile unutmayacağımız Güldünya’lara...
Wassan Talip, Zeynep Fadıl, Liqa Ömer Muhammad onlar "Halkın refahına karşı suç" işlemek suçlamasıyla Irak’ta haklarında ölüm cezasına çarptırılan kadınlar, sizlere de selam olsun..
Selam olsun bu topraklarda devrimci mücadelenin kızıllığında sömürüsüz, sınıfsız bir dünyaya mücadelesinde özgürleşerek ölümsüzleşen Sabahat Karataş, Lale Çolak, Nilgün Gök, Ayçe İdil Erkmen, Fatma Koyupınar, Nergis Gülmez, Hatice Yürekli, Meral Yakar, Barbara Anna Kistler, Berna Ünsal, Şengül Boran, Zilan, Serpil Polat, Didar Şensoy’a.
8 Mart’ın direnişçi kadınlarının çağrısına yanıt veren dostlar hoş geldiniz.
Berlin’de düzen hüküm sürerken "Devrim daha yarın olmadan zincir sesleri içinde dirilecektir. Ve şunu bildirecektir: Vardık, varız, var olacağız" diyerek katledilen Rosa’lar, Clara’lar için; yüzlerce yıldır sürdürülen yok etme politikasına karşı bedenlerini ateşe veren Zekiyeler, Zilanlar için; ölürüz ancak asla teslim olmayız diyerek ölüme yatan İdiller, Haticeler ve tüm devrim ve sosyalizm mücadelesinde ölümsüzleşenler için kitle saygı duruşuna davet edildi.8 Mart 1857’de kadın işçileri diri diri yakanlar, geçtiğimiz yıl Bursa’da 5 kadın işçinin gece vardiyasında yanmasına göz yumanlar, bu yıl da Urfa Ceylanpınar’da kadın işçileri insanlık dışı koşullarda çalıştırarak 9 kadının ölümüne sebep oldular.Mitingde ayrıca şair Zerrin Taşpınar şiir dinletisi, Mamak İşçi Kültürevleri tiyatro gösterimi yaptı. Son olarak sahne alan İdilcan Müzik Topluluğu'nun seslendirdiği türküler ve marşlar eşliğinde çekilen halaylarla miting sonlandırıldı.
Suçlu sistemdir, suçlu gözü kârdan başka bir şey görmeyen sermaye düzeninin kendisidir.
Bir taraftan ucuz işgücü olarak kullanılan kadını, diğer taraftan meta haline getirerek kar unsuruna çeviren dünya üzerindeki halkları açlığa yoksulluğa mahkum eden düzenin kendisidir. Kadını bulunduğu her alanda baskı altında tutan, töre ve namus cinayetleriyle intihara sürükleyen dünya halklarına azgınca saldıran sistemden başkası değildir.
Ulusal, sınıfsal, cinsel sömürüye tabi tutulan kadının kurtuluşu ise kendi ellerindedir.