Bir halkın geçmişini ve geleceğini etkileyen en temel moral değeri kültür ve sanattır.
ÖZGÜR SERHAT - ANF - 11.03.2007
Kürt müziği, tiyatro ve edebiyatında son yıllarda ciddi bir krizin yaşandığına dikkat çeken Kürt sanatçıları, "Alternatif sanat üretimi yapamıyoruz. Popüller kültüre karşı bir duruşumuz yok. Sisteme entegre olmada hızla gelişiyor" dediler.
"Sanatın kökeni, gerçek zemindir. En büyük tehlike kendi zemininde kopmak" diyen sanatçılar ANF’ye Kürt sanatının ve sanatçısının sancılarını anlattı.
Bir halkın geçmişini ve geleceğini etkileyen en temel moral değeri kültür ve sanattır. Kültür ve sanat bir halkın hem geçmişi hem geleceğini içinde barındırır. Ona ruhunu ve yaşam tarzını verir. Kültür ve sanat toplumu değiştirip dönüştürürken, öz değerlerle de bütünleştirir. Bir halkın kültür ve sanatının elinden alınması onun ruhsal varlığının yok edilmesi anlamına gelir ki, bu çok daha etkili ve kalıcı bir yok ediliş biçimidir.
Kürt kültür ve sanatı tarihte en eski ve en köklü kültür ve sanatlardan biridir. Kürtler bin yıllardır devletleşmeden kendilerini bugüne taşırabilmelerinin nedenlerini de bu kültürün güçlü köklerine bağlıyorlar. Öyle ki, Kürt kültürü ve sanatı içinde taşıdığı kökleşmiş öğelerle yitirilmek istenen Kürt tarihinin yıkılmaz bir kalesi gibidir. Dengbejlik geleneği, folkloru, edebiyatı ve sanatı ile direnen bir kale. Ancak bu kale son yıllarda artarak süren saldırılarla yüz yüze. Postmodernliğin bir yaratımı olan popüler kültürün bombardımanından nasibini alan Kürt kültür ve sanatının bu saldırılar karşısındaki duruşu nedir?
Çünkü kültür sanatın bu kızgın savaşın içinde çok fazla kendi rengini belli edecek, kendi varlığını nitelik olarak çok fazla ön plana çıkaracak ne gücü ne de o ortamı vardı. Çünkü özgürlük mücadelesi siyasi başladı ve çok hızlı bir biçimde askeri mücadeleye döndü. Mücadelenin bu ilk aşamasında Şehit Delil Doğan, Ş. Mizgin ve Ş. Sefkan ön plana çıktı. Bunlarında Kürt Özgürlük Mücadelesine katılımları sanatçı kimliğiyle değildi.Diyen Yetkiner, pek çok sanatçının mücadele içinde Kürt ulusal bilinciyle tanıştıktan ve toplumun temel değerlerini kavradıktan sonra sanatçı kimliklerinin ön plana çıktığı görüşünde.
Çünkü dağ basit bir şey değil. Kürtler bir dağ halkı olarak tanımlanır ve dağ onlar için bir kültürdür. Ama gerilla ile bütünleşmiş dağ daha fazla anlam taşıdı. Çünkü dağdan mücadele halka taşırıldı. Burada gelişmezse hiçbir yerde gelişemezdi.Üretilen eserler, Kürtlerin uzun süredir yaşadığı baskı ve inkara karşı bir başkaldırı ve direniş temalarının yoğunca işlendiği çalışmalardı. Kürt halkı bunun ihtiyacını çok derinden duyduğu için sanatçısıyla ve eserleriyle yapılan her şeyi sahipleniyordu. Koma Berxwedan, Koma Çiya, Hozan Serhat gibi daha birçok grup ve sanatçı bu süreçte tanındı ve sevildi. Eserleri halk içinde değer gördü.
Günümüzde sanatçılar sistemle entegre halinde. Ve sistemin yaşadığı tıkanıklığı, Kürt kültür sanat cephesi olarak bizde yaşıyoruz. Eğer sistemin ağır etkilerinden kurtulabilirsek alternatif bir sanat ve güçlü bir sanatçı duruşuna sahip olabiliriz. Temel sorun ondan kurtulamamak ve aynılaşmak.Alternatif olarak oluşturmaya çalıştığı sistem ve devletçi sistem arasında gelgit halinde olan sanatçının kendisini ifade edecek bir tarzı yakalayamama sancısını çektiğini dile getiren Munzur, yaptığı sanatı tanımlayabilecek sanatçının günümüzde çok az olduğu görüşünde. “Sanatçı neden ve niçin Kürt sanatı yaptığı sorusunun cevabını verebiliyorsa, gerçekten sanat yapıyor demektir. Oysa bu gün popüler kültüre çok ciddi bir kayış söz konusu” diyor Munzur.
Bir sanat eseri çıkarıyor, kime? Herkese. Niçin? Hiçbir sebebi yok. Halbuki sanatın bir ideolojisi vardır. Sanatın kendisi bir ideoloji gibidir. Sanatın bir estetiği, hedefi vardır. İnsan özüne yakışan güzelliğin arayışıdır.Günü kurtarma felsefesiyle yaratıcılıktan uzak olan bu eserlerin, günlük sorunlara yaptıkları göndermelerle bireyde kısa soluklu bir rahatlama ve yanılsamaya yaratığını belirten Yetkiner şöyle devam ediyor:
Bu tür popüler yaratımlar toplumun yaşam kalitesini, beğeni ölçülerini düşürürken, ruhsal çürümeyi de beraberinde getiriyor. Popüler kültürün yaygınlaşması tüketimi derinleştiriyor ve tüketilenlerle de daha çok sistemin etkisi altına girilerek etnik kültürel değerlerden de uzaklaşma yaşanıyor.Bugün Kürt kültürü çok ciddi bir kültürel asimilasyon, yağmalanma, tahrif edilmeyi yaşıyor. Müzik, edebiyat, sinema bunun örnekleriyle dolu. Dizi üstüne diziler yayınlanıyor. Birçoğunda Kürt aile ilişkileri, gelenek ve görenekleri işleniyor. Kürt dil ve lehçeleriyle alakası olmayan bir konuşma tarzı, abartılmış feodal aile ilişkileri, düzeysiz ve kaba Kürt kişilikleri “Kürt budur” diye sunulan bu durum Kürtler arasında kültürel değerleri, gelenekleri ve göreneklerinin rencide edilmesi şeklinde yorumlanıyor.
Sanatçı toplumun vicdanıdır. Sen toplumun vicdanını acılarını, sevinçlerini ifade etmiyorsan, edemiyorsan o zaman halktan kopuk kalıyorsun demektir. Toplumun sorunlarını, acı ve sevinçlerini sanatla yansıtma bizde fazla gelişmemiştir.Kürt kültürünün geliştirilmesi için bu tür kurumların kültür meclisleri çatısı altında ortaklaşması ve işlevsel kılınması gerektiğine vurgu yapan Munzur, “Kürt kültür kurumları da meclisler oluşturmuş. Meclis demek, halka dayanmak demektir. Halktan kopuk bir meclis, meclis olmaktan çıkar. Lakin bu meclisler de şubeleri aşmış değil. Sadece biçimde bir değişik var. Özde bir değişiklik yok. Yönetim organizasyonunu aşmamış, halktan kopuk. Halkın mücadelesini, toplumun sorunlarını ifade etmeyen ürünler ortaya çıkarıyorlar” görüşünü savunuyor.
Bu üretimi topluma kazandırdığı sürece toplumsal oluyor. Eğer bir sanatçı yaratım gücünü kullanıp daha çok kendisini güçlendirirse, çevrenin etkisini kırıp kendisi olabilir. Kimi şeyler elimizde değil, örneğin savaş. Ama biz savaşı yok etmek için elimizden gelini yapıyoruz.Sanatçıların büyük bir kaos içinde olduğunu düşünen Jinda, “Sanatçılar çok acı çeker, ama bunu bilinçlendirip bir üretim haline dönüştüremiyorlar” kanısında.
Kürt toplumu son üç bin yıllık tarihinde her yönlü işgale ve istilaya maruz kaldı. Buna karşın özdeğerlerini korumak için eşi benzeri olmayan bir direnişi gösterdi. Bu direnişini başarıyla sürdüren köklü ve zengin Kürt kültürü, Kürt toplumunun hümanist ve paylaşımcılığını insanlığa anlatabilir.FIRAT HABER AJANSI