Birlikteliğin gücü sonsuz

Birlikte hareketin gücünün bilinciyle, kararlı ve direngen tavrımızla kazandık.

Perşembe, 15 Mart 2007 (19 yıl 7 ay önce)

Küçük bir dershane el değiştirdi. Patronluk iç güdüsü - azami kar hırsı, yeni patrona işçilerin haklarına saldırmayı emrediyordu. Duvara toslatıldı. Küçük bir dershanede, üretimin bütün safhalarının örgütlenmesi (öğretmenler, hademe ve sekreterleri de kazanıyor) ve ortak duruş/kolektif ruh, kendine güven, irade ve kararlılığın gücünü göstermesi açısında sınıf için büyük bir örnek. Eğitim Emekçiler Derneği'nden aktarıyoruz:

Dershanemiz iki ay önce pek çok şehirde şubeleri bulunan büyük bir dershaneye satıldı içindekilerle birlikte. yani biz çalışanlar ve masalar ve sandalyeler herşey. Dershaneye ait bir mal olarak satıldık.

Anlaşma koşullarımız ne ise sözleşmelerimiz sona erene kadar devam edeceği söylendi. Ben hariç... Çünkü dershaneyi satın alanlar matematik öğretmenleriydi; haliyle bana ihtiyaç kalmıyordu. Beni mağdur etmeyecek şekilde başka bir dershaneye yönlendireceklerini çünkü onlarında ‘öğretmen kökenli’ olduklarını böyle bir mağduriyete ‘vicdanlarının‘ el vermeyeceğini söylediler. Ama kendilerini tanıtıncaya kadar orda kalmamı uygun gördüler. yapılan tanışma toplantılarında velilerden gelen yoğun tepki nedeniyle hiç bir öğretmenin ayrılmayacağı taahadünde bulundukları için beni de gönderemediler.

Dershanenin satılması ilk önce patronların değişmesi ve yeni gelen büyük deshanenin sisteminin oturtulması anlamına geliyordu ki krizler patlak vermeye başladı. Çalışma saatlerimizin arttırılmasından çalışma biçimimize kadar herşeyi değiştirmeyi kendilerinde hak gördüler. Kendi yaptıkları hataları bize mal etmeye, genç öğretmenler olmamızdan kaynaklı bizi küçük görmeye ve dikkate almamaya başaldılar. Bizi sindirebilmek içinse yeni ‘kuralları’ tek tek çağırarak söylediler. Bir kişiye söylendikten bazen iki üç gün sonra diğer öğretmenlere söylendi yeni kurallar. Ki tek bir amaç vardı bunda: sindirmek, tepkisizleştirmek.

Zaten az sayıda olan biz öğretmen arkadaşlar oturup konuştuk. Bu durumun böyle devam etmemesi, kazanılmış haklarımızın gasp edilmesine izin vermememiz gerektiği ve gerekirse iş bırakmamız noktasında karar kıldık. Yaşadığımız bu durumu Milli Eğitim'de çalışan öğretmen arkadaşımıza, sekreter arkadaşımıza ve temizlik işlerine bakan ablamıza da anlatarak desteklerini istedik. Onlarda her şekilde bizimle beraber olduklarını söylediler. Gerekirse bizimle birlikte iş bırakacaklarını da dile getirdiler.

Kurucu müdürden toplantı talep ettik. Kabul etmesine rağmen 10 gün kadar bizimle toplantı yapmadı. Ama farklı zamanlarda bizlerle yaptığı görüşmelerden ne kadar tepkili olduğumuzu ve haklarımızdan hiç bir şekilde taviz vermeyeceğimiz gerekirse iş bırakıcamızın kararlığını görmesi ile geri adım attı. Yaptığımız kısa toplantıda sorunun ne olduğunu yaşanılan gerginliklerin neden kaynaklandığını sorması üzerine bizler hep bir ağızdan yapılan davranışın yanlış olduğunu bizlerin birer köle değil insan olduğumuzu unutmaması ve çalışma saatlerimizin nasıl anlaşıldıysa öyle devam etmesi gerektiği, kararlar alınırken bizlerin de fikirlerimizin alınması gerektiğini çünkü bizlerin çalıştığını dile getirdik.

Hepimizin müdürün karşısında aynı şeyleri söylemesi ve kararlı duruş sergilememizle birlikte korkuyla karışık utançla bizden özür diledi ve bundan sonra bu şekilde davranmayacağını söyledi.

Bizim çalıştığımız dershane küçük. Biz bu başarımızı evet üç kişi ile sağladık. Ama herhangi bir üç kişi ile değil. Herşeyden önce kararlı ve direngen tavır sergileyen, birlikte hareket etme gücünün bilincinde olan uzlaşmaz kişiler olarak kazandık.
Arkadaşlar gücümüze inanalım!!!

Bizler olmazsak o dershalerde dersler işlenemeyecek. Kölece yaşam koşullarını kabul etmeyip birlikte, örgütlü bir mücadele yürüttüğümüz ölçüde kazanacağız. Onlar ki bizim üç beş kişi bir araya gelip konuşmamızdan bile korkuyorken bizim zincirlerimizden başka kaybedecek birşeyimiz yok. Birlikteliğimizin gücü ise sonsuz. Yeter ki inanalım.