Salı, 20 Mart 2007 (19 yıl 7 ay önce)
9 sendika ve meslek örgütünün çağrıcısı olduğu "20 Mart 20'de savaşa karşı bir ışık yak bir ses çıkar" eylemi İstanbul'da gerçekleşti.
Taksim Gezi Parkı'nda, Dolmabahçe'ye yürümek için toplanan eylemcilerin önüne çevik kuvvet polisleri barikat kurdu.
Neden sonra polis barikatı çekilirken kitle, alışılagelen güzargahın tersine AKM ve İTÜ Taşkışla Kampüsü'nün arkasından Dolmabahçe'ye doğru kaldırımdan yürüşe geçti.
2 bin kadar savaş karşıtı zaman zaman kaldırıma sığmayıp yolu kapladıysa da bu duruma karşı "içeriden müdahaleler" geldi.
Yürüyüş, Dolmabahçe meydanı yerine İnönü Stadyumu önünde bitirilerek burada KESK Başkanı İsmail Hakkı Tombul tarafından okunan basın açıklamasının ardından eylem hızla sonlandırıldı.
YAPMIŞTIK!...
Basın açıklamasında bu eylem öncesinde, savaş karşıtı kampanya kapsamında sanal miting düzenlenmiş olmasına, teknolojinin en iyi şekilde kullanılması yönünde haklı bir vurgu yapılsa da, eylemin ardından akıllara geçmişte yaşanan hak alıcı ve moral motivasyon yükseltici eylemlerin deneyimi geliyordu.
Irak'a ilk bombanın düştüğü gün yine Taksim Meydanı'nında toplanan yüzlerin, o zaman Pera'da bulunan Amerikan Konsolosluğu'na çoşkun yürüyüşünün binlere dönüşmesi sadece 4 yıl öncesinde değil sınıf mücadelesinin deneyim hazinesinde de bulunuyor.
O yürüyüş, sınıf mücadelesinde uzun bir aradan sonra 1 Mart 2003'te elde edilen eylemli kazanımın moral motivasyonu üzerinden yükselmiş olsa da bu, kararlı bir duruşun çekim merkezi olma gerçeğini terslemiyor.
Başta bizim, dizginlerinden boşalan emperyalist kudurganlığa ve kapitalist barbarlığa karşı biriken tepkilerin kitlesel patlamalara dönüşmemesine dair
"duyarsızlıktan" başka gerekçeler bulmamız gerekiyor galiba...