NEWROZ: Özgürlük Bayramı

Newroz alanlarında dağıtılan Alınteri imzalı bildirimizi yayınlıyoruz:

GÜNCEL
Çarşamba, 21 Mart 2007 (19 yıl 7 ay önce)

Newroz, Ortadoğu halklarının tarihinden doğdu; adı, kimliği, dili yasaklanan Kürt halkının ulusal özgürlük bayramına dönüştü. Demirci Kawa'nın Dehak zulmüne karşı mücadelesinden öğrenildi: Newroz'ları kutlamanın yolu, göğüsleri zorbaların kurşunlarına siper etmekten geçiyordu. 1991'deki ilk Newroz'dan itibaren Kürt halkı, bir efsanenin ancak bedel ödenerek gerçeğe dönüştürülebileceğini tarihe yazdı.

1991 Newroz'uyla birlikte Kürt halkı ölümü gözünde küçülttü. Onyılların suskunluk, edilgenlik ve utancıyla köprüler atıldı, gemiler yakıldı! Tıpkı 15 Ağustos'ta gerillanın sıktığı ilk kurşun gibi, Kürt halkı da en değerli evlatlarını feda ederek üzerindeki toprağı attı. Bu saatten itibaren zoru zor bozdu. Kürt halkının özgürlük mücadelesi, faşist ulusal baskı rejiminin paslı çivilerini yerinden oynattı.

Taleplerine can bedeli sarılan halkların fedakarlığının sınırı yoktur! Kürt halkına yönelik saldırılar, gerillaların kimyasal silahlar kullanılarak katledilmesi, İmralı ve F tiplerindeki tecrit, DTP binalarının basılması, yöneticilerinin tutuklanması, şoven milliyetçi linç gösterileri, Kürt halkının Türk emekçilerine düşman gibi gösterilmeye çalışılması... Silah seslerini çocuklarına ninni yapmış Kürt yoksul emekçileri bütün bunlara karşı ancak zulme olan kinini büyütebilir!

Kardeşler!
Bugün Kürt emekçileri düne göre çok daha büyük tehlikelerle karşı karşıya. 1999'dan beri faşist rejim inisiyatifi ele geçirmiş durumda. Can bedeli elde ettiği mevzilerin herbiri, elinden alınmaya çalışılmakla kalmıyor; içi boşaltılarak kendisine karşı kullanılmaya çalışılıyor. Ulusal özgürlük talepleri küçültülmeye, reform kırıntılarıyla yetinmeye zorlanıyor. Başta ABD emperyalizmi olmak üzere, dünya halklarının kasapları, Barzani ve Talabani gibi işbirlikçileri eliyle Kürt halkının ulusal özgürlük özlemleriyle oynuyor, onu Irak'taki direnişe karşı kullanıyorlar. Karşıdevrim, bir yandan şoven milliyetçiliği azdırırken, bir yandan da liberalizmi “Kürt halkının dostu” gibi göstermeye çalışıyor. Ona ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye girişiyor. Türk olsun, Kürt olsun bütün kapitalistler, yoksunluklar içerisindeki Kürt emekçilerini boğaz tokluğuna ucuz işgücü olarak kullanıyorlar. Bu yolla Türk işçiler içerisindeki şoven milliyetçi önyargıları da beslemekten geri durmuyorlar.

At izi it izine karışırken, Kürt işçi ve emekçilerinin de dostunu, düşmanını iyi tanıma zamanıdır. Ezilen bir halk, umudunu emperyalistlerle koalisyonlarda arayamaz! Bu dünyada kendi ulusal devletine sahip olamayan bir halk olan Kürtlerin acı dolu tarihleri, en başta bunu yazar. Ayrılıp kendi devletini kurma da dahil olmak üzere ulusların kendi kaderini tayin hakkı, emperyalistlerle ittifaklarla sağlanamaz. Ezilen halkların bağımsız, kendi özgücüne güvenen mücadelesinin ürünü olabilir. Onun biricik içten desteği ise, dünya işçi ve emekçileridir.

Aynısı, işbirlikçi tekelci burjuvazinin manevraları için de geçerli. Kimler yok ki Kürt halkını baştan çıkarma kervanına katılanlar arasında? “Gerillayı dağdan ben indiririm” diyen katil Ağar'dan kanlı Diyarbakır zindanlarının mimarı cuntacı Kenan Evren'e Kürt halkının kanını içe içe doymamışlar bile yükseltebiliyorlar seslerini. TÜSİAD, milyonları bulan bir halk için “Kürtçe seçmeli ders alsınlar. bir de meclise girsinler yeter” fetvasını veriyor. Daha dün Kürt kadınlarının acılarına, kadın gerillalara tecavüz edilmesine karşı ağzını açmayanlar, şimdi Kürt kadınını cehaletten kurtarma rolüne soyunuyorlar.

Kardeşler!
Kaderimizi tayin edecek olan biricik güç biziz... İşsizlik ve sefaletin pençesinde kıvranan, küçücük çocuklarını çalıştırmak zorunda kalan, ev diye bir odayı on kişi paylaşan, evlatları fuhuş, uyuşturucu, kapkaç çetelerinin tuzağına düşen biziz. Emek düşmanlarının Kürdü, Türkü olmaz. Kürt ve Türk emekçilerinin kaderleri ortak, acıları aynıdır. Özgürlüğü emperyalistlerden, burjuvaziden, liberallerden beklemeyelim. Tekellerin özgürlüğü, emekçilerin ve ezilen halkların köleliğidir. Bağımsız sosyalist Türkiye ve bağımsız sosyalist Kürdistan kurulmadıkça acılarımız son bulmayacaktır. Kavgamızı işçi sınıfının önderliğinde emperyalizme, faşizme ve kapitalizme karşı sosyalizm mücadelesine akıtalım. Kürt sorununun biricik devrimci çözümü, Kürt emekçilerin omuzlarında yükselecek olan sosyalist demokrasiden geçiyor. Newroz, bir şenlik değil, Kürt ve Türk emekçilerin “İşçilerin Birliği, Halkların Kardeşliği” sloganı altında birleştiği gün olmalıdır!

ALINTERİ