Konfeksiyon işçileri dün bir eylem yaparak Mersin'in soluğunu İstanbul'a taşıdılar.
Mersin'de kölece çalışma koşullarına karşı fiili grevle örnek bir mücadele sergileyen ve işçilerin büyük bir çoğunluğunu kapsayan serbest bölge direnişine bir soluk da İstanbul'dan geldi.
Konfeksiyon İşçileri Derneği (KİD) Galatasaray'da basın açıklaması yaparak sınıf kardeşlerinin direnişlerinin yalnız olmadığını vurguladı.
KİD'in bulunduğu, bir serbest bölge olmasada çoğunluğu küçük atolyelerde binlerce tekstil ve konfeksiyon işçisinin çalıştığı Çağlayan bölgesi, bu yönüyle Mersin Serbest Bölgesi'yle benzerlikte taşıyor.
Galatasaray Lisesi'nin önünde toplanan dernek üyeleri çeşitli renklerde kumaş parçaları ve düğmelerden yapılmış “İnsanca Yaşanacak Ücret İnsanca Yaşanacak Zaman” pankartını açtılar. “Serbest Bölge Köleliğine Son”, “Örgütlenme ve Grev Hakkı”, “8 Saat İş Günü İçin 1 Mayıs'ta Sokağa Eyleme Genel Greve” dövizlerini de taşıdılar.
Yapılan basın açıklamasında serbest bölgedeki çalışma koşulları, fiili greve giden süreç ve işçilerin uğradıkları saldırılar hatırlatılarak, “Sermayenin bu orman kanunları sadece serbest bölgede hüküm sürmüyor. Hemen her yerde biz işçiler buna benzer saldırı ve hakaretlere maruz kalıyoruz” denildi.
8 saat iş günü ve insanca yaşamaya yetecek ücret istediklerini vurgulayan Konfeksiyon İşçileri Derneği üyeleri açıklamalarını şöyle sonlandırdılar:
Bizler konfeksiyon işçileri derneği çalışanları olarak bugün serbest bölgede yaşananlara sessiz kalmayacağımızı duyuruyoruz. Bizlerde çalıştığımız atölyelerde aynı koşullarda çalışıyor ve sömürülüyoruz. Elimizden alınmış haklarımızı alana kadar hemen her yerde mücadelemizi sürdüreceğiz. Mersin serbest bölgedeki işçilerin mücadelesi mücadelemizdir. Bütün bu saldırılar bizim örgütlü gücümüzden korktuklarının göstergesidir. Bu korkularını büyütmekte kararlıyız. Atılan işçiler derhal işe alınmalıdır. Serbest bölgedeki işçi kardeşlerimiz yalnız değildir.Basın açıklaması “Herkese İş Herkese Çalışma Hakkı”, “Yaşasın Sınıf Dayanışması”, “İşçilere Kalkan Elleri Kıracağız”, “Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz” sloganlarının bir kez atılmasıyla son buldu.