Erol Zavar'ı öldürtmeyelim

Devrimci tutsaklar faşizmin ölüme terk ettiği Erol Zavar'la dayanışma çağrısı yaptılar.

GÜNCEL
Cumartesi, 31 Mart 2007 (19 yıl 6 ay önce)

Basına ve Kamuoyuna

Tecrit esasına dayalı F tipi infaz rejimi, tutsakların bedensel ve ruhsal sağlığını tehdit etmeyi sürdürüyor.

İnsani değerleri, ihtiyaçları, meşru direnme biçimlerini dışlayan mevcut sistemin uygulandığı yıllar, kalıcı hastalıklara sebep olduğunu, ölüme varan sonuçlar doğurduğunu gösterdi. Bunları engellemek bir yana asgariye indirebilecek tedbirler dahi henüz alınmadı. Son dönemde çıkarılan genelgede yer alan kısmi haklar ise “ortak yaşama alanları” sağlanması anlamına gelmediğinden tecritin sonuçlarını hafiflettiği tartışmalıdır ve tam olarak uygulanmamaktadır.

Bakanlığın cezaevi yönetimlerinin yasalarda ve genelgelerde yer alan kısmi hakları eksiksiz kullandırmaktan kaçındığı Abdullah Öcalan örneğinde görüldüğü üzere tutsakların hayatına kast ettiği bugün, devlet temsilcilerinin "hasta arkadaşlarımızın tedavisi için gerekeninin yapıldığı" yönündeki beyanlarının inandırıcılığı yoktur. Yaşananlar bunun kanıtıdır.

Kanser hastası arkadaşımız Erol Zavar devletin tutsaklara yaklaşımının sonucu ölüm sınırına gelmiştir. Elverişli koşullarda tedavisinin sürdürülmesi halinde iyileşmesi ihtimali varken bu yapılmamıştır. Hastalığın bilinen tüm risklerine rağmen arkadaşımız cezaevinde tutulmuştur. Sağlıklı olanlarımızı dahi zorlayan risklerle hastaneye götürülmüş, hastalığı günün her anını işkenceye dönüştürmenin aracı haline getirilmiştir. Tedavisi için uygun olmayan koşullara mahkum edilen Erol Zavar'ın kanser dışındaki hastalıkları da müdahaleyi kaçınılmaz hale getirecek kadar ilerlemiştir. Nitekim 28 Şubat'ta hastaneye yatırılıp 13. amaliyatla bir kez daha mesanesindeki urlar temizlenirken safra kesesi de alınmıştır. Daha önemlisi akciğerde ura evrilecek oluşumlar tesbit edilmiş kanserin mesaneden öteye yayılması ihtimalinin gerçeğe dönüştüğü görülmüştür. Hastalıkta geriye dönüşü olmayan bir aşamaya gelindiği açıktır.

Yapılan 13 ameliyata rağmen kanserin mesanede tekrarlamasının ve ciğere yayılmasının engellenememesi, diğer hastalıkların kontrol altında tutulamaması devlet kurumlarının “tedavisi yapılıyor, cezaevinde iyileşebiliyor” yönlü açıklama ve raporlarını yalanlamaktadır. Devlet Erol Zavar'ın ölümüne seyirci kalmakta, tedavi olanaklarına erişimini engellemekte yani kamuoyunun tepkisizliğine sığınarak bir tutsağı daha katletmektedir.

Erol Zavar'ın sağlık durumunun şimdiye kadarki seyrinden devlet sorumludur. Dışarıda tedavi olanakları yaratılmaması halinde karşılaşılabilecek daha kötü durumların sorumlusu da devlet olacaktır.

Tüm demokratik güçlerin tecrite karşı yaşama hakkını savunmaya, cezaevlerindeki hak ihlallerine tepki göstermeye ve tecrit esaslı f tipi infaz rejimine karşı birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.