DİSK'ten "irade beyanı"

"İşçinin, emekçinin bayramı, diğer bayramlar gibi, bayram gibi Taksim’de kutlanmalıdır.”

Pazartesi, 2 Nisan 2007 (19 yıl 6 ay önce)

29 Mart'ta İstanbul Şişli'deki Genel Merkez binasında toplanan DİSK Başkanlar Kurulu sonrası açıklama yapan Konfederasyon Başkanı Süleyman Çelebi:

1 Mayıs, belki de Türkiye işçi sınıfı tarihinde dünya ülkelerinden farklı olarak derin ve simgesel anlam yüklenmiş bir etkinlik günüdür. 1 Mayıs, Türkiye’de işçi sınıfının gücünün farkına vardığı, var oluşunun coşkusunu toplumun tüm kesimleriyle paylaştığı, dünya emekçileriyle birleştiği bir anın simgesidir. 1 Mayıs, aynı zamanda Türkiye’de işçi sınıfının kazanılmış haklarının, “hak verilmez, alınır!” belgisini kanıtladığı kazanımların simgesidir. Ama aynı 1 Mayıs, ne yazık ki, 1 Mayıs 1977’nin de 30. yıldönümüdür.

Talebimiz; bütün dünyada kutlanan 1 Mayıs Emeğin Bayramının Türkiye de kutlanması, resmi tatil ilan edilmesidir.

Talebimiz; 1977 1 Mayıs Katliamı’nın aydınlatılması, suçlularının ortaya çıkarılması için TBMM de bir araştırma komisyonu kurulmasıdır.

Talebimiz; 1 Mayıs işçinin, emekçinin bayramının, diğer bayramlarda olduğu gibi, bayram gibi Taksim’de kutlanmasıdır.

İnanıyoruz ki yüzbinlerce işçinin, emekçinin taleplerini dile getireceği 1 Mayıs emeğin bayramı, TAKSİM’de çoşkunun, sevginin ve 1977’ye saygının ifadesi olarak toplumsal hayatımızda yerini alacaktır.
Dünya İşçi Sınıfının tarihi ve mücadelesi içinde özel bir yere sahip olan 1 Mayıs için yapılan bu titrek girişim, sınıf bilinçli işçiler tarafından güçlendirilmelidir. Kaldı ki, DİSK'in bu girişiminde de, devrimcilerin ve sınıf bilinçli işçilerin yıllardan beri artan basıncı etkili olmuştur.

Bir avuçluk bir "temsili" katılımcıyla yasak savmanın aracına dönüşmesine izin verilmemelidir.

Orası bizimdir! Proletaryanın 1 Mayıs Meydanı'dır. 12 Eylül Cunta'sına kadar hiçbir baskı, tehdit, saldırı hatta yüzbinlerin üzerine açılan yaylım ateşli katliam bile engelleyememişti proletaryanın Meydanına sahip çıkmasını.

36 sınıf kardeşimizin otomatik tüfeklerden, tabancalardan sıkılan kurşunlarla, panzer tekerlekleri altında katledilmesine, diğer onlarcasının gözaltına alınıp işkenceden geçirilmesine karşın; 1978'de de onurlu başlar dizileri olarak yine orada olmuş, yeniden zaptetmiştik. Ta ki, faşist cuntanın 12 Eylül 1980 Darbesi'yle, proletaryanın yaşamı üzerine çöreklendiği "lanetli an"a kadar.

Sonrası Hepimizin, Herkesin Malumu


Savaşarak kazanılmış, direnerek çoğaltılmış neyimiz varsa gaspedilirken, geride; binlerce şehidin, yüzbinlerce madurun bırakıldığı Türk tekelci burjuvazisinin apoletli diktatörluğünün halen daha süregelen karanlığı.

1 Mayıs, bu karanlığın dağıtılacağı, proletaryanın çocuklarına güneşli, güzel günler bırakma kararlılığının ilan edildiği bir gün olarak örgütlenmeli ve yaşanmalı.

Kaybedecek birşey kalmadı.

Oysa önümüzde, kazanacak, kurulacak koskoca ve yepyeni bir dünya duruyor.

1 Mayıs Meydanı olarak Taksim, 2007'de sendika bürokratlarının değil, asıl proletaryanın irade beyanıyla fethedilmeyi hakediyor.

Yoksa, yasak savma kabilinden her girişim tarihin, tarimizin yaralarının deşilmesinden öte anlam taşımayacaktır. Buna izin veremeyiz.

1 Mayıs, bir "bayram günü" olarak değil, işçi sınıfının Birlik, Mücadele, Enternasyonalist Dayanışma ve Kavga Günü olarak yani, yaratıldığı gibi yaşatılacaktır.

Bu DİSK'ten medet umarak değil, öncü işçilerin önünü açmasıyla yaratılacaktır.

Proletarya'nın irade beyanı budur.