1 Mayıs’ı kazanmak, onu genişleyen işçi kitlelerine yeniden maletmektir...
1 Mayıs‘ı kazanmak gerek! 1 Mayıs’ı yeniden kazanmak gerek! 1 Mayıs’ların yıllardır süren irtifa kaybından çıkan devrimci hedef budur.
1 Mayıs’ı kazanmak, onu genişleyen işçi kitlelerine yeniden maletmektir: Devrimci sosyalist sınıf örgütlenmesi ve sınıf eylemi olarak!
1 Mayıs’ı kazanmak, onu sınıf bilincinin, sınıf kültürünün, sınıf onurunun bir yapıtaşı haline getirmektir.
12 Eylül karartmasında öncü işçiler az da olsa işyerlerinde 1 Mayıs’ları küçük ama anlamlı simgelerle kutladılar. Ama 1 Mayıs’lar, asıl ‘80′li yılların sonlarına doğru yeniden mayalandı. İşçi, emekçi memur, öğrenci ve Kürt ulusal hareketlerinin mayalanmasıyla iç içe. 1989 1 Mayıs’ı işçi sınıfının Bahar Eylemlerinin rüzgarıyla sokağa çıktı, yürüdü binlerle. Taksim‘deki ölülerini selamladı gencecik devrimcilerle. Dolapdere’den Mecidiyeköy’e… öbek öbek, çatışa çatışa yürüdü, içlerinde Mehmet Akif Dalcı‘nın da bulunduğu binlerce bahar işçisiyle. 1 Mayıs’lar sonraki yıllarda da yükselişini sürdürdü. İstanbul’da Taksim’i, Saraçhane‘yi, Beyazıt‘ı zorladı. Bedeli neyse ödeyerek! Faşist rejim 1 Mayıs’ların meydan okuyuşu karşısında önce kıyıda köşedeki, sonra Taksim dışındaki merkezi meydanları 1 Mayıs’a açmak zorunda kaldı. Gazi antifaşist direniş ruhuyla konuşan Kadıköy ‘96 ise bir 1 Mayıs kreşendosuydu! Gösterdi: Alanlar böyle zaptedilir. Ölülerimizin hesabı, üç şehit vermek pahasına, ama böyle sorulur. Emeğin siyasal-sendikal savaşım talepleri böylesine savaşımla ortaya konur. Sendika ağaları ve reformizm böyle buruşturulup bir kenara atılır. Gösterdi: İhtilalci komünizmin öncü inisiyatifiyle tüm bunlar olur!
‘96 bir tepe noktasıydı. Sonraki 1 Mayıs’larda genel bir düşüş eğilimi kendini gösterdi. Yıllara ve illere göre dalgalanmalar olsa da, irtifa kaybı sürdü. Neden: Geleneksel sendikal hareket ve deneyimli öncü işçi kuşağının göz göre göre erimesi, etkisizleşmesi. Öğrenci, işçi, emekçi memur, antifaşist, Kürt ulusal hareketlerinin birbiri ardına gerilemesi, geriye kırılması. Asıl neden: Aldığı ağır darbelerden başını kaldıramayan devrimci hareketin giderek ağırlaşan bir tasfiyeciliğin etkisi altına girmesi, sınıftan ve kitlelerden kopması, önderlik bilincinin zayıflaması.
İşçi sınıfının geleneksel bilinç yapısının, geleneksel sendikal ve siyasal örgütlerinin, geleneksel mücadele yöntemlerinin etkisizleştiği bu süreçte, “geleneksel” rutine doğru indirgenen 1 Mayıs’lar da giderek silikleşti. İstanbul 1 Mayıs’ları son birkaç yıla kadar Çağlayan‘da kilitlendiği sandık odasında küflenmeye yüz tuttu. 1 Mayıs ısrarını sürdüren azalan sayıdaki sendika dışında, sendikalı işçi ve emekçi memurların, yanısıra üniversite öğrencilerinin katılımı giderek daha da düştü. İşçi sınıfının safları hızla genişlemesine ve çeşitlenmesine karşın, 1 Mayıs’a katılan sektörel yelpaze daraldı. Hele ki 1 Mayıs’ların kendi içindeki gevşekliği ve dağınıklığı! Dönemlerinin en sıçratıcı olabilecek siyasal-sendikal mücadele talepleri bile alanlara damgasını vuramaz oldu. Bu tür 1 Mayıs’lar kabul edilemez bir skandaldır!
Biz başka alem isteriz! Parla yeniden 1 Mayıs’ın çılgın cevheri!
Son yıllardaki 1 Mayıslar’da akıntıya karşı gelecek dinamikleri de yok değildi. Büyük şehirlerdeki katılımdaki dalgalı durgunluğa karşın, 1 Mayıs eylemleri Türkiye ve Kürdistan çapında yaygınlaşmaya başladı. İşçi kitlelerinin coğrafi genişlemesinin, Anadolu’da topraktan fışkıran proleterleşme sürecinin sınıf için küçük yereller için büyük bir işareti! Diğer taraftan “proletaryanın toplumsallaşması, toplumun proleterleşmesi”, tüm 1 Mayıs alanlarında yansısını bulmaya başladı. Devrimci kortejlerde işçi bileşimi belirgin biçimde arttı. Halkçı siyasetlerin ne umuru: Kent yoksullarının içinde bile öne çıkan damar bu. Henüz çok dar ve kırılgan, fakat az çok ısrarlı sınıf çalışması yürüten örgütlerde bu daha belirgin. Geleneksel sendikalardaki çözülmeye karşılık komünist ve devrimcilerin inisiyatifindeki yerel ve bölgesel işçi dernekleri, işçi platformları, küçük sendikalar, tarihsel gelişmenin yönünü gösteriyor. Üniversite öğrencilerin katılımındaki durgunluğa karşılık son 1 Mayıslar’da liseliler, meslek liseliler dinamiği öne çıkmaya başlıyor. Hem bazı devrimci ve sol örgütlerin kortejlerinde artan sayıları, kabına sığmaz coşkularıyla hem de alanlara gruplar halinde gelip cazip buldukları kortejlere gönül rahatlığıyla girmeleriyle…
Yeniden canlanmaya başlayan Devrimci 1 Mayıs Platformları da, 1 Mayıs hazırlık süreçlerinde ve alanlarında etkisini iyi kötü hissettiriyor artık. Bazı sendikalar ve reformizmin yörüngesine girmiş örgütler üzerinde devrimci bir basınç yaratıyor giderek. Alanlara daha derli toplu bir görünüm ve dinamizm katıyor. İstanbul’da ısrarlı bir yönelim ve ajitasyon-propaganda ile Taksim’i yeniden güncelleştirmesi de önemli.
1 Mayıs alanlarına süren tekil direnişlerden gelen işçi gruplarının dinamizmi, coşkusu, temsil gücü ise her zaman bambaşkadır. Gururlu dik başları ile ne katılımcı ne ziyaretçi, öznesidirler 1 Mayısın: “Bizim 1 Mayıs!” 1 Mayıs’ları şu konformist havasından çekip çıkaracak, genel bir yükselişe çevirecek asıl büyük dinamiğin ne olması gerektiğini hatırlatırlar: Sıcak sınıf savaşımlarının istenci bileyen, emekçileri özgürleştiren ruhu, yığınların enerjisini ve inisiyatifini harekete geçirmesi! Tıpkı ‘89-’91 Mayıs’larındaki yükseliş gibi. İşçi, emekçi memur, öğrenci, Kürt ulusal hareketlerinin soluğuyla! Tıpkı ‘95-’96 1 Mayıs’larının kabarışı gibi. Antifaşist hareketin nispi yükseliş dalgasıyla! İşte bu yüzden gerçek 1 Mayıs, devrimci sınıf örgütlenmesi ve sınıf eylemidir.
1 Mayıs’ı kazanmak gerek! 1 Mayısı yeniden!
Kazanacağız da. 2007′yi 1 Mayıs’larda yeni bir yükseliş eğiliminin dönemeç noktası haline getireceğiz.
Ufuk Çizgisi, Sayı: 59