TİKB, TKP/ML, MLKP ve MKP tutsakları Erol Zavar için bir çağrı metni yayınladılar.
Çağrı metni Türk Tabipler Birliği, TBMM İnsan Hakları Komisyonu, TBMM Başkanlığı, Adalet Bakanlığı, Başbakanlık vb. gibi kurumlara gönderildi.
Metin cezaevi idaresi tarafından keyfi olarak neredeyse bir ay bekletildikten sonra postaya verildi. Sincan Cezaevi'nde devrimci tutsakların 5 Mart tarihinde kaleme aldığı Erol Zavar'la ilgili çağrı metni acil olarak gönderilmesine ve Erol Zavar için her anın önemli olmasına rağman cezaevi idaresi tarafından 29 Mart'a kadar hasır altı edildi.
Aşağıda elimize yeni ulaşan çağrı metnini yayınlıyoruz:
ÇAĞRI - ACİL
EROL ZAVAR - MESANE KANSERİ
SAĞLIĞI, YAŞAMI; TEHLİKEDE
8 yıldır mesane kanseri illetiyle boğuşan Erol Zavar'ın tedavisi hapishane koşullarında sürdürülemez koşullara ulaşmıştır. Bu koşullardan dolayı tedavide bir ilerleme sağlanamamaktadır ve tedaviler 3 ayda bir mesanede ur alınan ameliyatlara kilitlenmiştir.
Son muayenesinde ise akçiğerlerinde çok sayıda küçük nodül - düğümcük, kök yumru- görülmüştür. Göğüş cerrahisi tarafından tümöre dönüşebileceği belirtilen bu nodüllerin kanser dönüşmesi arkadaşımızın sağlığında geri dönülmez bir aşama oluşturacaktır. Ve tedabi için çıkarılacak her engel, yaşamı için ciddi riskler oluşturacaktır. Bunun için endişeliyiz. Endişeli olmamızın nedenleri var. Daha önce tedavisinin yapıldığı Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Servisi hekimlerince kanserin yayılması durumunda öncelikle ciğerlere, lenf bezlerine ve kemiklere sıçrayacağı belirtilmiştir.
Umuyor ve diliyoruz ki, ciğerlerde oluşan nodüllerin tümörle ilgisi yoktur.
Umuyor ve diliyoruz ki, arkadaşımız kanseri tamamen yenecektir.
Bu umut için yapmamız, yapılması gereken şeyler olduğunu biliyoruz.
Kanser gibi ciddi bir hastalık için uygun tedavi koşullarının sağlanması zorunludur. Ancak arkadaşımıza kelepçeler içinde, devletin belirlediği seçenek dışında bir tedavi seçeneği bırakılmamaktadır. Adli Tıp'ın tamamen siyasi olan kararıyla tahliye edilmemekte, hastalığın ilerlemesi ve ölüm dayatılmaktadır.
Hapishaneler, hele de F tipleri gib tecriti esas alan hapishaneler ciddi - ölümcül hastalıkların tedavisi için başlı başına engeldirler. Tek başına bu engel yetmezmiş gibi hastaneye gidiş gelişlerde defalarca yapılan aramalar, her biri hücrelere bölünmüş havasız mazot kokulu, kışın soğuk yazın fırın gibi olan yolculuğu işkenceye çeviren ring araçları, sevklerin önüne çıkarılan diğer engellerle hastalıkların tedavi edilmesi bir yana daha da ilerlemesi sağlanmaktadır.
Kanser gibi ciddi, ölümcül hastalıklarda özgür bir ortam ve değişik tedavi seçenekleriyle, tedavi için sağlık kuruluşlarına engelsiz ve hızlı ulaşım şarttır. Hapishanelerde bu mümkün değildir -kaldı ki hapishane politikası tamamen tecrit etme, kapatma üzerine oluşturulmuştur, uygun tedavi ve yaşam üzerine değil- ve hastalık ölümcül olduğundandır ki uygun tedavi görebilmek için infazın ertelenmesi ve tahliye temel bir haktır.
Bugüne dek onlarca arkadaşımız bu hakkı kullanmaları engellendiği için yaşamlarını yitirmişlerdir. Son olarak 2004 yılında lösemi (kan kanseri) olduğu halde tahliye edilmeyerek F tipi hapishanede tutulan Ali Şahin, akciğer kanseri olduğu halde sağlam raporuyla Zile M Tipi Hapishane'de tutulan Mehmet Yurdakul yaşamlarını yitirmişlerdir.
Halen onlarca hasta tutsak Adli Tıp'ın tıp bilimine aykırı siyasi kararlarıyla, "sağlam" raporu verirerek hapishanede tutulmaktadırlar.
Başta durumun geldiği aşamanın ciddiliği nedeniyle Erol Zavar arkadaşımız olmak üzere hastalıkları ciddi boyutlarda olan tüm arkadaşlarımız tahliye edilmeli ve bir an önce uygun tedavi haklarını kullanabilmelidirler. Tedavi hakları gasp edildiği için arkadaşlarımız yaşamlarını artık yitirmesin.
Bunun için yapılacak çok şey var. Bakanlığa demokratik baskı yaparak, yaşama hakkını savunarak dayanışmayı yükseltmemiz arkadaşlarımızın yaşamını kurtarmak için bir adım olacaktır.
Şimdi bir araya gelme yaşama hakkını savunma zamanıdır. ÇOK GEÇ OLMADAN...
EROL ZAVAR'A ÖZGÜRLÜK!..
HASTA TUTSAKLAR SERBEST BIRAKILSIN!..
05.03.2007