Sendikal örgütlenmeye duvar

Mezarda emeklilik ve mezarda sağlığın ardından sıra mezarda sendikaya geldi!..

Çarşamba, 4 Nisan 2007 (19 yıl 6 ay önce)

Sendikal örgütlenmeye karşı örülen işkolu ve işyeri barajları, noter şartı, yılları bulan yetki ve itiraz süreçleri, açık zor ve baskı yetmemiş olacak ki patronlar ve devleti bir büyük duvar daha örüyor.

Sendikaya üyelik formunda işçinin sosyal sigortalar sicil numarasının belirtilmesi zorunluluğu söz konusu.

Bu, sigortasız, sendikasız, düşük ücretlerle, 14-16 saat, kameralar gözetiminde, molasız, baskı ve hakaret altında kayıt dışı çalıştırılan işçi sınıfının büyük çoğunluğunun yasal düzlemde sendikal örgütlenme çabasının bir de bu bürokratik yöntemle çelmelenmesi anlamına geliyor.

Mevcut düzlemde zaten, sigortasının başlatıldığını veya primlerinin ödenip ödenmediğini sorgulayan işçiler işten çıkartılıyorlar.

YASALAR SOKAKTA YAPILIR


Yasa dayanağı bulunmasa da uygulama şu anda yönetmeliklerle düzenleniyor.

Her türlü yasa da olduğu gibi fiiliyatta karşılığını bulması yani sendikalar tarafından bu yönetmelik kararının uygulanması halinde yasalaştırılacaktır da...

Şurası bir gerçektir ki, yasalar sokakta yapılır. İşçi sınıfının sokakları boş bıraktığı koşullarda ise ona karşı baskı ve engellemeler azalmaz artar. Kaldı ki, bu yeni anti-sendika yönetmeliğinin asıl amacı, işçi sınıfın örgütsüz-güvencesiz en geniş kitlelerinin son yıllarda artmaya başlayan sendikal örgütlenme girişimlerini sınırlamak, bir de bu yolla emek üzerindeki baskı ve kontrolü sağlamlaştırmaktır.

Yasaların kağıt üzerinde değil sokakta yapıldığının sınıfın mücadele haznesindeki en büyük kanıtı ise 15-16 Haziran direnişidir. İşçi sınıfının yarattığı bu destanda sendikal örgütlenmeye karşı getirilen işkolu ve işyeri barajına karşıydı.

Bir şeyleri değiştireceğine sarsılmaz bir inanç duyan işçi kitlelerinin militan hareketi karşısında hiç bir güç duramaz! Patronlar da, devletleri de, Mengen barikatları da...

YÜZÜMÜZ KAZANACAĞIMIZ GELECEĞE DÖNÜK


Çalışma koşulları noktasında 150 yıl geriye atılan işçi sınıfının hakları da bu düzleme çekilmek isteniyor. Bu saldırı yeni başlamadı, yeni iş yasası, esneklik, iş güvencesi, çalışma süresi, ücretler, emeklilik, kıdem vs. ile zemini alabildiğine daraltılan ve kaydırılan, fakat tabii ki bir türlü önü alınamayan sendikal örgütlenme dinamiklerine her gün yeni bir darbe daha vurulmaya çalışılıyor.

Burjuvazi ve devletinin bu yeni kontr-sendika uygulamasına karşı yapılması gereken, geniş işçi kitleleri içinde teşhir edilmesi, yönetmelik ve her uygulama girişimine karşı kitlesel mücadelelerin örgütlenmesidir.

Diğer taraftan bu yönetmelik ve her uygulamasına karşı net tavır alırken, burjuvazinin bu girişimi, "sigortasız-sendikasız çalışmayacağız" mücadelesi yükseltilerek onu vuran bir silaha dönüştürülebilinir.

Çorum'da, Mersin'de ortaya çıkan kıvılcımlar ise yeni bir devrimci sendikal hareketin örgütlemesi gereken bölgesel direniş ve güç arayışı dinamiklerinin ifadesidir.

Anti-sendika cenderesi bu mücadeleleri örgütlü ve bilinçli hale getirmekle dikiş tutmaz hale getirilecek, yeni bir devrimci sendikal hareketin tohumları da bu mücadelelerin bilinçli ve örgütlü yürütücüleriyle büyütülecektir.