Devrimci 1 Mayıs için çalışmalar sürüyor

1 Mayıs, proletaryanın burjuvazi ile savaş randevusu ise; 1 Mayıs, alanlara çıkmak; 1 Mayıs, işi durdurmak; 1 Mayıs, patronların korkulu rüyası olmaktır!

GÜNCEL
Cumartesi, 7 Nisan 2007 (19 yıl 6 ay önce)

Alınteri'nin de içinde bulunduğu Devrimci 1 Mayıs Platformu, 24 Mart'ta yaptığı basın açıklaması ile “Taksim'de birleşik, kitlesel, devrimci 1 Mayıs” çağrısında bulunmuştu.

2007 1 Mayıs’ı yaklaşmaktadır. Emperyalist işgalin ve saldırganlığın arttığı, milyonlarca işçi ve emekçiye kölelik ve sefalet koşullarının dayatıldığı, ırkçı, şovenist histeri dalgasının tırmandırıldığı, tüm bunlara devletin baskı, yasak ve terörünün eşlik ettiği bir dönemde 1 Mayıs’ı karşılıyoruz. Böylesi bir dönemde bu saldırılara karşı tarihsel ve güncel anlamına uygun birleşik, kitlesel, devrimci bir 1 Mayıs’ın örgütlenmesi hayati önem taşımaktadır.

Bilindiği gibi 2007 1 Mayıs’ı sınıf mücadelesi tarihimizin önemli bir günü olan 1 Mayıs ‘77 katliamının 30. yılına denk gelmektedir. 37 insanımızın katledildiği ve o günden bugüne devletin katliam geleneğinin bir simgesi haline gelen ‘77 Taksim 1 Mayıs katliamının yıldönümü önümüzdeki 1 Mayıs’a tarihsel bir anlam yüklemektedir.

Bu anlam ile birlikte düşünüldüğünde, 2007 1 Mayıs’ının birleşik, kitlesel, devrimci bir tarzda Taksim’de kutlanması bir gerekliliktir. Nitekim kısa bir zaman dilimi içerisinde DİSK Başkanlar Kurulu ve bazı kurumlar da bu yönde bir karar almıştır. Bu kararlar olumludur. Diğer sendika konfederasyonları da bu yönde karar almalıdır.

Mevcut şartlar içerisinde işçi ve emekçilere kapatılan Taksim Meydanı’nda tarihsel ve güncel anlamına uygun bir 1 Mayıs eyleminin gerçekleşmesi herşeyden önce devrimci kurumların, sendika ve kitle örgütlerinin ortak bir irade göstermesine, daha bugünden biraraya gelerek etkin ve yaygın bir ön hazırlık çalışması yapmasına, en geniş kitleleri böylesi 1 Mayıs’a hazırlayarak devletin bu noktada oluşturacağı engelleri aşmasına bağlıdır.

Bizler 2007 1 Mayıs’ının emperyalist saldırganlığa, sosyal yıkım saldırılarına, neo-liberal politikalara, Kürt ulusuna yönelik imha ve inkar uygulamalarına, ırkçılığa ve şovenizme, devlet terörüne yanıt olacak bir tarzda tarihsel ve güncel anlamına uygun olarak Taksim’de kutlanmasını hedeflemekteyiz.

2007 1 Mayıs’ının yukarıda çizilen çerçevede "77 katliamının hesabını sormak için, Taksim’de 1 Mayıs yasağına son vermek için, birleşik, kitlesel, devrimci 1 Mayıs’ı Taksim’de birlikte örgütlemek için" tüm devrimci yapıları, sendika ve kitle örgütlerini güçlerini birleştirmeye, biraraya gelmeye çağırıyoruz.
Devrimci 1 Mayıs Platformu
Deklarasyonu
Devrimci 1 Mayıs Platformu'nun deklarasyonundan sonra, çeşitli partiler ve kitle örgütleri de 2007 1 Mayıs'ını Taksim'de kutlama kararı aldıklarını açıkladılar. Bunun yanı sıra, DİSK Başkanlar Kurulu da, 2007 1 Mayıs’ı için, “1 Mayıs'ın 'emeğin bayramı' olarak yasalaşarak resmi tatil ilan edilmesi” ve “1 Mayıs 1977 katliamının sorumlularının ortaya çıkarılıp yargılanmaları için TBMM Araştırma Komisyonu kurulması” şeklinde iki görev belirlediklerini ve bu talepler çerçevesinde başlatılan kampanyayla bağlantılı olarak çeşitli parti ve sendikalarla görüştüklerini duyurdu.

Devrimci 1 Mayıs Platformu'nun 1 Mayıs çalışmaları, “1 Mayıs'ın resmi tatil ilan edilmesi, '77 Taksim katliamının sorumlularının yargılanması ve Taksim'de 1 Mayıs yasağına son verilmesi” taleplerini içeren ve standlarda, ev ziyaretlerinde kitlelerle birebir iletişim halinde yürütülecek bir ajitasyon/propaganda kapsamında imza kampanyası düzenliyor ve emekçi kitleleri 1 Mayıs'ı kutlamaya çağıran afişler çıkarıyor.

PLATFORMUN ANLAMI


Devrimci 1 Mayıs Platformu'nun varlığı, 1 Mayıs'ların tarihsel anlam ve içeriğinin boşaltılmaması, işbirlikçi bir içerik ve ruhta değil, işçi ve emekçilerin, Kürt halkının taleplerinin taşındığı, emperyalizme karşı sloganların yükseltildiği, “İşçilerin birliği, halkların kardeşliği”ni içeren bir çerçevede kutlanması açısından siyasal bir anlam taşıyor.

Bir başka ifadeyle, Platformun önemi, kimi bileşenlerinin durumundan da bağımsız olarak, 1 Mayıs'ların dahi sivil toplumcu bir içeriğe bulanmaya, “Kapitalizmi seviyorum” kampanyalarına dahil edilmeye çalışıldığı bir dönemde, hem rejime karşı, hem de sendikaların, kitle ve meslek örgütlerinin tabanlarının özlem ve taleplerinden, ihtiyaçlarından kopmuş, bazıları emekçi sınıfların taleplerinin karşısında yer alan, liberalizm ya da milliyetçiliğin yön verdiği bürokratik yapıları üzerinde devrimci militan bir siyasal birikimin toplam ağırlığını hissettirme olanaklarında yatıyor.

Aynı zamanda, son 1 Mayıs'ların da gösterdiği gibi, bu devrimci militan birikim üzerinden alana taşınan kitleler, sendikaların, kitle ve meslek örgütlerinin ölgünleşmiş duruşundan farklı bir tarzda konumlanıyor ve alanın rengine ve havasına mücadeleci bir ruhun canlılığını katıyorlar.

Ancak ne genel olarak 1 Mayıs'lar için, ne de 2007 1 Mayıs'ı için bu, tek başına yeterli sayılabilir. Devrimci güçlerin 1 Mayıs'a yönelik konumlanışında, salt başta DİSK olmak üzere kimi sendikaların ve meslek ve kitle örgütlerinin Taksim açıklamaları ile yetinmeyen, bir yandan Taksim talebinin asli sahibi olarak hareket eder ve onun en ısrarlı savunuculuğunu yaparken, aynı zamanda da “Nasıl bir Taksim”i de “devrimci 1 Mayıs” perspektifi ile içeriklendiren bir tutumu belirginleştirmek zorunludur.

İŞÇİ HAREKETİNİN TARİHİNDEN YÜKSELEN TALEP: TAKSİM


Taksim, işçi-emekçi kitle hareketinin bugününden değil, asıl olarak tarihinden yükselen bir taleptir. Bu bir yandan bir zayıflık gibi görünse de, aynı zamanda burjuvazi ile proletaryanın tarihsel bir hesaplaşmasını simgelemesi itibariyle de işçi ve emekçilerin farklı kuşaklarını biraraya getiren bir birleştiriciliğe sahiptir.

Taksim, bir özlemdir! Bu özlem, bir bölümü '60'larda DİSK'i kuran, 15-16 Haziran'lara imza atmış, 1 Mayıs 1977'yi Taksim'de yaşamış, sınıf kardeşlerini şehit vermiş, bazıları '70'ine merdiven dayamış ama “Özgürlük ve demokrasi mücadelesinden emekli olunmaz” diyen işçi sınıfının önceki mücadele kuşaklarının değildir yalnızca.

Aynı zamanda, '80'lerin sonlarından başlayarak 1 Mayıs'ları Taksim'de kutlamak için öne fırlayan, Bahar Eylemleri'nin mimarı işçi ve emekçilerin özlemidir. 1 Mayıs'ların yasak olduğu ve terörle karşılandığı yıllarda bu yolu bedeller ödeyerek açan komünist ve devrimci güçlerin, bugün kölece çalışma ve kölece yaşam döngüsüne hapsedilmiş işçi ve emekçi kitlelere taşımaya çalıştıkları bir taleptir.

Bugün, çoğu kez sanıldığı gibi, salt DİSK'in vb değil, Türk-İş üyesi öncü işçilerin de sahip çıktıkları, devrimci sınıf çalışmasının yürütüldüğü alanlarda sendikasız sigortasız emekçilerin de savunmayı öğrendikleri bir taleptir.

1 Mayıs'ın Taksim'de kutlanması, bu kuşaklara yayılmış özlemle birlikte ele alınmalıdır. Ancak elbette ki, “Nasıl bir Taksim” sorusunun devrimci yanıtını vermiş olarak...

CUMHURBAŞKANLIĞI KRİZİ ve 1 MAYIS


Bilindiği gibi, 1 Mayıs, Cumhurbaşkanlığı seçimi çerçevesinde rejim krizi ve iç çatışmasının yoğunlaştığı ve tarafların birbirine salt “aygıtlar” değil, bizzat kitleler üzerinden basınç yaptığı bir sürecin içerisinde gerçekleşiyor.

Cumhurbaşkanlığı adaylık başvuruları 16 Nisan'da başlıyor. Cumhurbaşkanlığı adayları, 27 Nisan'da netleşmiş olacak. 1 Mayıs öncesinde Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu yapılacak ve Mayıs'ın ilk günlerinde de ikinci tur gerçekleştirilecek ve azami tarih olarak 10 Mayıs'ta Cumhurbaşkanı seçilmiş olacak. Bu durum, Antalya ve İzmir'dekinin yanı sıra, Ankara 14 Nisan mitingi gibi 1 Mayıs öncesinde orduya açık çek veren faşist kontra güdümlü kitle gösterilerinin de gerekçesini oluşturuyor.

1 Mayıs'ın içerisinde yer aldığı siyasal-toplumsal koşullar, onun içeriğinin devrimci bir tarzda belirlenmesini, emekçi kitlelerin Cumhurbaşkanlığı krizinin çemberine alınarak kendi sınıfsal siyasal çıkarlarından uzaklaştırılmasına karşı net bir tutumun sergilenmesini de yakıcılaştırıyor. Bu net tutum ihtiyacı, Taksim açıklamalarının kendisi kadar önemlidir.

Somutlaşıp belirginleşeceği yer ise, önceki yıllarda sendikalar tarafından defalarca telaffuz edilip geriye çekilinmiş, bu yanıyla işçi ve emekçilerin güven sorununu da yaşadıkları Taksim konusundaki kararlılığın yanı sıra, Cumhurbaşkanlığı sorununa ilişkin olarak işçi ve emekçilere verilecek açık mesajlar olacaktır. Bunun bir gereği de, kimi sendika, kitle ve meslek örgütlerinin Antalya ve İzmir mitinglerine katılımının kınanmasının yanı sıra, 14 Nisan kontra mitingine karşı da onun emek ve halk düşmanı içeriğine işaret eden açıklamaların yapılmasıdır.

14 Nisan mitingi, ne kadar çok sendika, kitle ve meslek örgütü tarafından kınanır, emekçi sınıfların rejim içi çatışmada Cumhurbaşkanlığı krizi üzerinden taraf olmayacaklarına ne denli vurgu yapılırsa, bu, 1 Mayıs'ın Taksim'de ve işçi ve emekçi kitlelerin toplam bir siyasal sınıfsal kazanımı olarak gerçekleşmesi açısından bir ön güvence sayılabilecektir.

İşçi sınıfına, emekçi kitlelere!

1 Mayıs, işçi sınıfı demektir. Kadını erkeği, genci yaşlısı, vasıflısı vasıfsızı, Kürdü Türkü, formeli informeli, sendikalısı sendikasızı... ile proleterleşen toplumun, toplumsallaşan proletaryanın boydan çekilmiş sınıf fotoğrafıdır 1 Mayıs.

O halde, 1 Mayıs'ın devrimci 1 Mayıs olarak kutlanabilmesinin biricik güvencesi, sınıftan, üye tabanlarından, kitlelerinden kopmuş sendika ve kitle örgütleri değil, başta öncü işçiler olmak üzere, bizzat sınıfın geniş yığınlarının onu eylemleriyle sahiplenmeleridir.

1 Mayıs'ın işgünü olması, ezici bir çoğunluğu örgütsüz olan işçi-emekçi kitleler için bir handikap gibi görülmektedir. Pek çok işçi, o gün, sırf patronun hışmına uğramamak için hastalanmayı bile göze alamamaktadır. Dahası bu durum, devrimci güçler açısından bile “hesap edilen” bir faktör haline gelmiştir.

Oysa tam aksine! 1 Mayıs, proletaryanın burjuvazi ile savaş randevusu ise, o günün işgünü ya da tatil günü olması arasında hiçbir fark kabul edilemez! 1 Mayıs, alanlara çıkmak; 1 Mayıs, işi durdurmak; 1 Mayıs, patronların korkulu rüyası olmaktır! Bırakalım 1 Mayıs'ın işgününe denk gelip gelmemesinden burjuvazi kaygı duysun...

İşçiler için nefes alabilecekleri, rahatça uyuyup yakınlarıyla birlikte vakit geçirebilecekleri, siyasal, sendikal, sosyal faaliyetlerde bulunabilecekleri tüm zamanı ellerinden alan, ne Cumartesi ne Pazar günümüzü bize bırakan burjuvazi, bu kez işçi sınıfının kendi sınıf çıkarları için görev başına toplanacağı bir günün korkusuyla uykusuz kalsın...

İşçi sınıfına 1 Mayıs bilincini taşımak, elbette ki kendinde bir tarzda ele alınamaz. 1 Mayıs, içerisinden geçilen siyasal-toplumsal koşullarla ve burjuvazinin emekçi sınıflar için hazırladığı tuzakları deşifre ederek ve karşıt yönde bir sınıf tavrını geliştirme hedefiyle birlikte, işçi sınıfı ve emekçilerin en geniş ölçekte gündemi haline getirilmelidir.