Eleyici eğitime hayır!

Çocuklarımızı geleceksizliğe mahkum eden eleyici eğitim sistemine karşı örgütlenelim!

GENÇLİK
Cumartesi, 7 Nisan 2007 (19 yıl 1 hafta önce)

YAŞANACAK DÜNYA

Alman eğitim sistemi PISA 2000 ya da IGLU gibi geniş kapsamlı araştırma sonuçlarında “başarısız” kategorisinde yer aldı. Almanya iç kamuoyunda bu sonuçlar üzerinden ciddi tartışmalar yaşandı.

Siyasetin sağ cenahından, devlet bürokrasisinin çeşitli kademelerine ve eğitimle ilgili çeşitli çevrelerde bu sonuçlar tepki ile karşılanıp, sorumluluk “göçmen çocuklarının uyumsuzluğu”na havale edildi.

Ancak Alman eğitim sistemi, Almanya’nın ilerici kamuoyunda da nedenleri ile birlikte “başarısızlık”la mahkum edildi.

İşin aslı bu sistem gelinen noktada sermayenin ihtiyaçlarına da yanıt veremediği için devlet katında da alttan alta sorgulanıp, yenilenmesi arayışına gidildi.

Finlandiya başta olmak üzere eğitim sistemleri ile “başarılı” kategorisinde yer alan ülkelerdeki modeller incelendi, esinini bunlardan alan pilot denemeler yapıldı, yapılıyor.

Ancak kamuoyuna yansıyan tartışmalarda her defasında öne çıkarılan “göçmen çocuklarının uyumsuzluğunun eğitim sistemini de tıkadığı” oldu, oluyor…

Kısacası Alman eğitim sistemine dair tartışmalarda bir gerçeğin gizli kabulü söz konusu olsa bile kamuoyuna bu böyle yansıtılmıyor. Bu gerçek üzerinden yeni göçmen politikalarına meşruiyet kazandıracak bir propaganda yapılarak, ırkçılık bir de bu cepheden kışkırtılıyor.

GERÇEK ÇARPITILAMAYACAK NETLİKTE!


Alman devletinin resmi söylemi eğitimdeki başarısızlığın nedenini “göçmen çocuklarının uyumsuzluğu”na havale ederken bu tutum giderek tutarsızlaşıp, teşhir oluyor. Devamlılığı da zorlaşıyor.

Son olarak BM İnsan Hakları Komisyonu’nun hazırladığı raporda da görüldüğü gibi eğitim sistemindeki çarpıklık orasından burasından kapatılamayacak kadar derindir.

Bu rapor resmi söylemin aksine eğitim sistemindeki erken eleme sisteminin göçmen kökenli, engelli ve yoksul çocuklarına şans eşitliği tanımadığını ifade ediyor!

ELEYİCİ ve EŞİTSİZ!


Birleşmiş Milletler (BM) raportörü Vernor Munoz hazırladığı raporda, çocukların 10 yaşında “başarılı”, “orta başarılı”, “başarısız” diye ayrılmasının, bunun eğitim sistemine “Hauptschule”, “Realschule” ve “Gymnasium” gibi 3 kategorili okul sistemi olarak yansımasının yoksul ailelerin çocuklarını olumsuz etkilediğini belirtiyor.

Yoksullar arasında da göçmen ailelerin çocukları ile engelli çocukların en kötü durumda olduğuna dikkat çekiyor. Munoz, Almanya’nın sosyal yapısına uygun eğitim almaması nedeniyle başarısız olarak elenen çocukların eksikliklerini telafi etmelerinin imkansız olduğunun da altını çiziyor.

Bu yaklaşımla oluşturulan sistemde temel belirleyeninin öğretmenin kanaati olduğunu söyleyen Munoz, çocukların hangi tip okula gideceğine karar veren öğretmenlerin kendilerinin henüz yeteri derecede eğitimli olmadıklarına dikkat çekti. “Öğretmenin ideolojik, kültürel yaklaşımları da buna eklendiğinde bu sistemin her türlü sübjektivizme açık olduğu daha net anlaşılacaktır” dedi.

YİNE AYNI TARTIŞMALAR!


Munoz’un raporu artık alıştığımız tartışmaların tekrarlanmasına neden oldu. Federal Eğitim Bakanı Annette Schavan BM raportörünün, objektif duruma göre değil, kendi fikrine göre değerlendirme yaptığını söyledi. Sağ cenahtan aşağı yukarı aynı yönde açıklamalar geldi. Rapordaki saptamalar ve köklü değişim talebi çeşitli ilerici örgüt ve kuruluşlar tarafından selamlandı.

Eğitim ve Bilim Sendikası (GEW) Başkanvekili Marianne Demmer, ailelerin sınıfsal durumunun çocuğun başarısını belirlediği sisteme son verilmesini istedi. Başka kurum ve çevrelerden de benzer açıklamalar geldi.

SADECE BİZ KONUŞMUYORUZ!


Avrupa’nın “en alttakileri” olan biz göçmen emekçiler ise hala sesimizi yükseltmiyoruz!

Geleceğimiz olan çocuklarımız bu eğitim sistemi içinde geleceksizliğe mahkum edilirken daha ne kadar susacağız!

Artık bu sistemin en önemli kurumlarından olan BM raporlarında bile açıkça ifade edilen bu eleyici yaklaşıma karşı biz örgütlü bir duruş sergilemedikçe hiç bir şey değişmeyecek!

İmza kampanyaları, basın açıklamaları, çeşitli sokak gösterileri ile birleşen toplumsal bir tepkinin örgütlenmesi için “Hep birlikte!” diyoruz!..

Bağlantılı kayıt: 8 aydır staj yeri bulamadım!